• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
2 Eylül 2013 Pazartesi

Finansal sistem reformu gereği ortaya çıktı!

Kansas FED tarafından organize edilen Jackson Hole Merkez Bankaları konferansında sunulan araştırmalar birkaç noktayı önemli şekilde vurguladı. 
Örneğin sermaye hareketleri ortamında para politikasını kontrol altında tutup  döviz kurunu dalgalanmaya bırakmak en iyi yaklaşım olarak görülüyordu. Şimdi para politikası konusundaki akademik araştırmalarda görülen, FED’in, para politikasını belirlerken doğal olarak kendi ülke ekonomisinin konumunu ön plana çıkaracağı ve gelişen ülkelere fazla acımayacağı idi. Böyle bir durumda da dalgalı kur yaklaşımı sermaye hareketlerinin etkisini azaltmakta zayıf kalacaktı. Bu nedenle de, sermaye hareketlerinin kontrolü, bankalar üzerinde ağır denetim ve regülasyon adımları ve kredi balonu oluşmasına karşı yerel para ve kredi politikalarının gündeme gelmesi tavsiye ediliyor. 
Ancak farklı görüşler de var. ABD’deki muhafazakar ekonomistlerin görüşlerinden değil, 1930’lu yıllarda John Maynard Keynes tarafından gündeme getirilen önlemlerden bahsediliyor. 

REFORM YENİDEN GÜNDEMDE

ABD’de 2008 yılında Lehman krizi başladığında gündeme getirilen finansal sistem reformu tartışmaları şu anda pek gündemde değildi. Ama son birkaç ayın Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerde yarattığı çok ağır tahribat global finansal sistem reformunu yeniden gündeme getirmiş bulunuyor. Hatırlanırsa global krizin başlangıcında Çin’in cari denge fazlalarının yarattığı trilyon dolarların, Çin tarafından ABD’de ABD kamu borç senetlerine yatırılarak yarattığı finansal genişlemenin kredi ve varlık balonlarında önemli etkisi olduğu tartışılmıştı. Global ekonomide ülkelerin cari denge fazlaları yaratmasını engelleyecek bir önlem yok. Hatırlanırsa da Avrupa’daki çöküşün Almanya’nın cari denge fazlaları ve geri kalan Avrupa ülkelerinin cari denge açıkları ile yakından ilişkili olduğu konuşuluyordu. 
Bu bağlamda ülkelerin ellerindeki tek defans döviz rezervi tutmaktı ve 1997 krizinden bu yana birçok gelişen ülke ve hamle yapan Asya ülkeleri bunu yaptılar, rezerv biriktirdiler. Şimdi görülüyor ki global rezerv para tek bir ülkenin parası olursa (global krizde o rezerv paradan yeterince elde mevcut olamadığından ve Dünya ekonomisi de rezerv para ülkesinden daha fazla büyüdüğünde rezerv tutmak da sorunu çözmüyor. İşte böyle bir ortamda Keynes, bir yeni uluslararası rezerv para yaratılması ve bu rezerv paraya karşı diğer paraların değerinin ayarlanması teklifini getirmişti. Bu çerçevede de sürekli büyük cari denge fazlası yaratan ülkelere karşı da ceza önlemleri önermişti. 

ÜLKEYE BAĞLI OLMAYAN PARA

Bu bağlamda örneğin ilk adım olarak IMF’in kaynaklarını artırmak ve gelişen ülkelere de daha fazla oy ve söz hakkı vermek gibi şeyler de tartışılıyor. Ama bu tür teklifler sürekli  ABD Parlamentosu’nda veto ediliyor.  Halbuki aslında global kriz ve Batı’daki durgunluk global dengesizlikleri azaltmış bulunuyor. Bu ortamda örneğin Çin’in cari denge fazlasını azaltması gerekmiyor. Üstelik global kriz ABD’ye de dünyanın rezerv parasını yaratan ülke olmanın da maliyeti olduğunu göstermiş bulunuyor. Gelişen ülkeler de ABD’nin para politikasına bağlı olmanın mahzurlarını anlamış bulunuyorlar.  Dolayısıyla bugün global finansal sistemde bir reform yapmanın tam zamanı. Altın standardının çöküşünden bu yana “kısmi reformlara dayanan global finansal sistemde” şimdi reform tartışmalarını reform icraatına çevirmek gerekiyor. Ülkeye bağlı olmayan rezerv para yaratma alternatifi şimdi cazip!

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor

Yükseklik korkusuna rağmen ağaca ev yaptı