• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
30 Ağustos 2013 Cuma

Merkez acaba ne düşündü?

Merkez Bankası iddialı, ve sert bir ifadeyle, faizle oynamayacağını, faiz koridorunu da değiştirmeyeceğini, döviz satmaya hazır olduğunu, piyasanın zaman içinde stabilize olacağını, kurların zaman içinde dolar başına 1.92 TL düzeyine inebileceğini belirtti. 
Normal vatandaş ülkemizde ekonomiyi siyasi gözle değerlendirir. Siyasi durum karışıksa, ekonomi de kötüdür diye düşünür. Biz de uzun zamandır ülkemizin durumunu ‘siyaset oldukça karmaşa içinde, ekonomi fena gitmiyor’ diye özetliyoruz. Şimdi tabii Suriye konusu ek sorun yaratırken, Mısır konusunda hükümet Batı’dan koparken ve Gezi gerilimi dengeleri bozmuşken, vatandaşlar hükümete veya muhalefete bakışlarına göre ekonomi yorumlarında ayrışmaktalar. Tabii ki Suriye ve Mısır Türkiye risk yaratıyor. Tabii Amerika ve Batı ile ilişkilerimiz de önemli. Ve İran, Çin Rusya gibi ülkeleri de küstüremeyiz.

İKTİSATÇIYIM, SİYASETÇİ DEĞİL

Ben iktisatçıyım, hem de siyasetten uzak durmaya çalışan bir iktisatçı! Bu nedenle olayın ekonomik tarafını analiz eder, siyaseti vatandaşa bırakırım. Türkiye’de ekonomi analizi yapanların birkaçı hariç yüzde 100’ü siyaseti öne çıkarır. Aşağıda şu soruya cevap arıyorum. Merkez hangi varsayımlarla faiz ile oynamamayı seçti ve döviz satarak ateşi söndürebilmeyi düşünmektedir? Benim merkez bankacılığı ve para politikası konusundaki birikimime göre, Merkez’in faiz ile oynamaması ancak iki varsayımın gerçeklik dozu arttığı zaman doğru yaklaşım olabilir. Birincisi, eğer ABD Merkez Bankası (benim de en başından beri inandığım ve bu defalarca yazdığım gibi) 2014’ün ilk altı ayına kadar likidite azaltmaya girişmeyecekse, Merkez Bankamızın aldığı karar doğru yaklaşımdır. Ancak bu tek başına yetmez.

MERKEZ'İN YAPTIĞI DOĞRU DEĞİL

İkincisi, biz tabii şu andaki boyutunu tam bilmiyoruz ama, kendi vatandaşlarımızın ve kurumlarımızın, kaçan yabancı sermaye kadar bir boyutta ülke içinde dövize talep yaratmaları TL’nin değer kaybında etkili olmuşsa, o zaman Merkez Bankası yaklaşımı doğru yaklaşım geliyor bana. 
Bizim şu anda bilmediğimiz bir önlem veya ekonomi politikası unsuru da gündeme gelecekse de Merkez tezinde haklı olabilir. Mesela dış alem ile Brezilya ve Endonezya’nın yaptığı gibi döviz anlaşmaları veya Merkez Bankası’nın içeride tahvil veya bono almaya başlaması gibi (esas satışın geldiği sabit faizli menkul kıymetlerle ilgili) bir operasyon yapılacaksa, o zaman yeniden değerlendirme yapmamız gerekir. Ama şu anda bilgimiz yok, açıklama yok. 
Ülke içinde vatandaşın yüksek miktarda döviz alması kurun hem düzeyini hem de dalgalanmasını artırır. 
Ama döviz ülkeden çıkmaz. Genelde bankalarda mevduat olarak depolanır ve oradan da ROM (karşılıkların döviz olarak yatırılması) vasıtası ile Merkez Bankası rezervlerini bile artırabilir. Bu süreçte döviz alan ülke içi kurum veya bireylerin kur riski de azalmış olur. Tekrar edeyim: Benim yorumuma göre Merkez ABD’nin 2014 başından evvel likidite azaltmayacağını düşünüyorsa ve de ülkemizdeki döviz talebinin önemli bir kısmı (mesela yarısı) Türk kişi ve kurumlarının içerideki döviz talebi ise ve dolayısıyla döviz dışarı kaçmıyorsa, bugünkü politika tercihi doğrudur. Bu iki varsayım doğru ise faize dokunmamak doğru yaklaşımdır. 
Tabii Merkez tüm gerçekleri biliyor ama biz bilmiyoruz. Dolayısıyla tezimize bir olasılık da yapıştıramıyoruz! Şimdi düşünme sırası sizlerin, ama siyasi mülahazaları bir kenara bırakarak işin teknik tarafını düşünün!

 

<p>Yumenoshima Okçuluk Alanı'nda 29 Temmuz Perşembe günü yapılan ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff H

Altın çocuk Mete Gazoz

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı