• $8,6589
  • €10,1402
  • 491.979
  • 1407.46
29 Eylül 2014 Pazartesi

Alman ekonomisine dair tezler!

Almanya aşağıdaki ekonomik verilere sahip. Bazılarına göre durumu iyi. Verilere bakalım! 2014 yılı toplamında % 1.7 reel büyüme bekleniyor ama ikinci çeyrekte yüzde eksi 0.6 ile daraldı. Sanayi üretimi en son veri olan temmuz ayında sadece yüzde 2.4 büyüme sergiledi. Ülkede enflasyon yok gibi. 2014 sonu tahmini yüzde 1.0 , ağustos ayında ise yüzde 0.8 idi. İşsizlik yüzde 6.7 , hiç de fena değil. Son 12 aydaki cari denge fazlası GSYİH’nın yüzde 7.2 kadarı olan 279 milyar dolar. Kamu bütçesi GSYİH oranı olarak yüzde 0.4 fazlada, ülkede 10 yıllık kamu faizi ise yüzde 1.10 . Ama euro da son dönemde değer kaybediyor. Eylül ayında dolar başına 0.74 değerinden 0.78 değerine düştü.
Ama bazılarına göre de ülkenin çok ciddi ekonomik sorunları var. Hatırlanırsa sık sık ZEW ve IFO adlı ekonomik araştırma merkezlerinin ekonomik beklenti anketlerini bu sütunda yayınlarız. Ancak bu sefer Berlin’deki DIW adlı araştırma merkezinin Başkanı ve Berlin Humbolt Üniversitesi Profesörü Dr.Marcel Fratzscher’in Alman ekonomisi konusundaki görüşlerini aktaracağız.
Dr. Fratzcher Kiel, Harvard, Oxford ve EUI üniversitelerinden diplomalar almış, 1996-97 arasında Harvard Üniversitesi’ni temsilen Endonezya’nın danışmanlığını üstlenmiş, 2000-2001 arasında ABD’de Peterson Enstitüsü’nde çalışmış, 2001 sonrası da 10 yıl Avrupa Merkez Bankası’nda iktisatçı imiş ve şimdi de Berlin’de DIW Başkanı. Yani global deneyimli bir Alman iktisatçısı!
Ona göre Almanya’nın güçlü tarafları kadar zayıf tarafları da var. Merkel Almanya’nın yatırım açığından bahsetmişti. Bu aslında Fratzscher’in tezi. Fratzscher’e göre işsizliğin düşük olması part time ve ıvır zıvır işlerden kaynaklanıyor. Fakat işsiz sayısı 2005 ile bugün arasında 5 milyondan 3 milyona doğru inerken ülkede toplam çalışılan saat, hemen hemen hiç artmamış bulunuyor.
Diğer taraftan Almanya’nın ihracat artışı prodüktiviteden değil, ücretlerin düşük tutulmasından kaynaklanıyor. Almanya’nın dış ticarete katılmayan hizmet sektörü de pek rekabetçi değil. Bütçe açığının olmaması da sayısı artan emekçilerden tahsil edilen (edilebildiği kadar ) vergilerden kaynaklanıyor.
Bu yanıltıcı durum aslında Almanya hakkında çok yanlış hükümlere yol açıyor. Birincisi Almanya’nın euro bölgesine ihtiyacı yok deniyor. İkincisi ise Almanya ayni şeyleri tekrar tekrar yapmaya devam ederek hep ayakta kalabilir diye düşünülüyor. Üçüncüsü de Alman vatandaşları, başka ülkeleri ve euroyu kurtarma çabalarının gerçek kurbanıdır deniyor.
Fratzscher’e göre esas sorun Almanya’da tasarruf ile yatırım arasındaki büyük dengesizlikten kaynaklanmakta. Almanya 1990’lı yıllarda GSYİH oranı olarak yüzde 27 yatırım yaparken, şimdi ise sadece yüzde 17 kadar yatırım yapmakta (bizde bile yüzde 20 civarında). Bu zengin ülkelerin hemen hemen hepsinden daha düşük bir yatırım oranı. Alman tasarrufları ise yurt dışına çıkmakta, hem de düşük getiriler ile. Bu tasarruf kaçışı cari denge fazlası yaratıyor. Kamunun yatırım oranı ise sadece yüzde 1.5 kadar. 27 Avrupa ülkesinin kamu yatırımı GSYİH oranı ortalaması yüzde 2-2.5 arasında. Türkiye ortalaması bile yüzde 3. Özetle Almanya’da birçok sektörde sermaye stoğu 2000 yılındaki düzeyinden düşük.
Bütün bunların anlamı Almanya geçmişten daha az zengin ve aslında gelecek de iyi gözükmüyor!

<p>FETÖ'nün kurguladığı tuzak bir kez  daha kendi ayağına dolandı. Türkiye'den talep ettikleri 126 m

FETÖ'ye ABD'den dev darbe

Bodrum'un suyunu karşılayan Mumcular Barajı yüzde 10'luk seviyenin altına düştü

İETT tarihinin aynı hatta çalışan ilk şoför çifti

Van Gölü'nde binlerce yıllık mikrobiyalitler görüntülendi