• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
21 Eylül 2014 Pazar

Bir kere daha paniklemesek!

2013 yılının mayıs ayının son günlerinde B.Bernanke’nin açıklamalarını iyi anlamayıp paniğe kapılmıştık. Aralık 2013’e gelindiğinde kur ve faiz zaten yükselmeye başlamıştı. Ama aralık ayındaki siyaset kökenli gerilim kurları iyice yukarı attı ve TL daha da değer kaybederken, faiz de bu nedenle yükselmek zorunda kaldı. Neler olacağını ve olmayacağını iyi anlamamak ile, siyasi gerilim birleşince sorunlar büyümüştü.

Piyasa konuları derinliğine incelemeden karar verdiği için bugün de benzer bir risk karşısındayız. Avrupa Merkez Bankası’nın ve Başkan Draghi’inin ne yaptığını veya FED Başkanı Yellen’in ne dediğini tam anlamadan önümüzdeki bir iki yılda bizi ne beklediğini doğru değerlendirmek zor. Bu nedenle bu sefer de paniğe kapılmamız için FED ve Avrupa Merkez Bankası’nın yaptıkları arasındaki farkı iyice görmemiz gerek. Bugün ve yarın da Avrupa ve ABD’de ne tür politika yaklaşımları değişiklikleri olacağı konusunun özetini sütuna aktaracağım.

Bilançoyu 3 trilyon $'a yükseltecek

Draghi Avrupa’nın geçtiğimiz dönemde açıkladığı yeni para politikası yaklaşımının uygulamaya 18 Eylül'de başladı. Hedefi şu anda 2 trilyon euroya düşen Merkez Bankası bilançosunu 3 trilyon euroya yükseltmekti. Bir parasal genişleme yaratmanın iki faydası olacaktı. Bir yandan euro değer kaybedecek ve Avrupa ihracat kanalı ile yeniden büyümeye başlayabilecekti. Diğer taraftan bankalara likidite verildikçe onlar da kredi verecek ve büyüme desteklenmiş olacaktı.
Bu hedefe ulaşmak için iki adet araç kullanacaktı. Birincisi 4 yıl vadeli ve çok düşük faizli (yüzde 0.15 ) krediler verecekti ve toplamı 400 milyar euro olacaktı. Bu kredileri bankalar alıp halka aktarırsa, iç tüketim ve iç yatırım yani iç talep canlanırdı. Kredi dağıtımı birkaç hamlede yapılacaktı ama 18 Eylül tarihinde 150 milyarlık banka kredi talebi geleceği düşünülmüştü. Ama ilk gerçekleşmede toplam 255 bankanın kredi talebi sadece 82.6 milyar oldu. Ama bunun yanında daha evvel aldıkları 19.8 milyar euro krediyi de geri ödediler, yani likidite genişlemesi oldukça cılız kaldı, toplam 62.8 milyar euro oldu. En çok finansmanı alan bankalar İtalyan bankaları olur denmişti ve İtalya’nın toplam 37 milyar kredi alacağı tahmin edilmişti. Ama ne İtalyan ne de İspanyol bankaları krediye saldırdılar. Gerçek şu ki sokakta kredi talebi olmayınca bankalar kredi alıp parayı negatif faizle Merkez Bankası’nda tutarak ziyan etmeyi istemiyorlardı.

Kamu borcu riskini yüklenmiyor

Tabii bankaların atılımı frenleyen, risk yaratan başka işleri de vardı. Avrupa Merkez Bankası bankaların bilançolarını incelemekte idi ve sermaye yapılarını gündeme getirmeye hazırlanıyordu.
Avrupa Merkez Bankası ikinci silah olarak da bankalardan menkul kıymetler satın almayı Aralık 2014 sonrasında başlatmayı düşünüyordu. Ama ABD’den farklı olarak kamu borç senetlerine yanaşmayacaktı. Sadece varlık karşılığı olan özel kesim menkul kıymetlerini satın alacaktı. Ama bunların her ikisinin de Avrupa’daki piyasası küçüktü. Birincisinin piyasa boyutu (ABS) 76 milyar euro kadardı. İkincisinin miktarı ise 119 milyar euro civarındaydı. Yani azdı!
Eğer Avrupa Merkez Bankası bilançosunu büyütemezse de ABD gibi QE denen ve kamu menkul kıymetlerini bankalardan satın alma yaklaşımına mecbur kalacak deniyor şimdi. Bu da Almanya’yı mutsuz eder, çünkü Almanya kimsenin devletinin kamu borcu riskini yüklenmek istemiyor.
Yarın ABD’de Fed Başkanı Janet Yellen’in politikaları ve takvimi ne olacak sorusunun cevabı özetlenecek.

<p> </p>

'İBB Engelleniyor' algısı neden yapıldı?

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ocak 2022)

Almadan önce etiketteki detaya dikkat! Peynir sahtecilik nasıl yapılıyor

Bear Grylls herkesi böyle kandırdı! Kamera arkası görüntüleri ortaya çıktı