• $8,6674
  • €10,1846
  • 491.674
  • 1391.91
25 Eylül 2014 Perşembe

Panik gerekmiyor dostlar, durun!

Pazar ve pazartesi, özeti “FED politikaları sizi germesin, 2013 Mayıs ayı gibi paniklemeyin!“ konulu iki yazı yazmış ve FED ile Avrupa Merkez Bankası’nın ve ABD ile Avrupa’nın durumlarındaki farklılığı vurgulamıştın. Tekrar vurguluyorum. 2013 Mayıs-Aralık arasındaki gibi paniklemeyin, gerekmiyor!

Geçtiğimiz günlerde Avustralya’da yapılan G-20 toplantısında G-20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları şu sözleri gündeme getirdiler: “2011 yılında ağır durgunluk yaşayan beş ülkeden bahsetmiştik. Bunlar Kanada, İtalya Fransa,Yeni Zelanda ve Portekiz idi, filmi bu güne çevirirsek bu adı geçen beş ülke hala ağır durgunluk yaşamakta! “

Para kısılır, faiz artar mı?

Örnek olarak İtalya’yı verelim! 2007 ile 2013 arasında İtalya’nın kamu borcu, GSYİH oranı olarak yüzde 103.3 değerinden yüzde 132.6 oranına yükselmiş. OECD verilerine göre bu yıl ise yüzde 137.5 düzeyine tırmanıyor. Son çeyrekteki reel büyüme yıllık hale getirilirse de 2014 yılında yüzde 0.7 civarında bir reel büyüme daralması da yaşanacak. Ve İtalya 2015 ve 2016 yıllarında da durgunluk ve eksi büyüme yaşarsa kamu borç oranı yüzde 150 civarına gelecek. Japonya yüzde 200 civarında kamu borcunu yönetebiliyor ama kendi Merkez Bankası var. İtalya ise euro ve Avrupa Merkez Bankası’nın esiri, yani Almanya’nın elinde zor durumda! Genel bir ifade ile tek kurtuluş GSYİH sayısının euro değerinin borçtan daha hızlı artması. Bu da kolay değil.
ABD’ye dönersek ABD’nin aşırı doz parasal genişleme yaratmasını görünce “para miktarı arttıkça enflasyon artar klişesine” eğitim esnasında üniversiteden itibaren angaje olmuş olan iktisatçılar trilyonlarca dolar basılıp ortalığa dökülüp faiz de sıfıra yakın gidince “Tüketim ve diğer harcamalar artar ve enflasyon gelir!” deyip durdu. Enflasyon gelirse de faizler de yükselir deyip dünyanın hemen hemen her yerinde panik başlamıştı. Ama ABD’de enflasyon ve faiz patlaması olmadı. FED’in enflasyon endikatörü şu anda yüzde 1.5 civarında ve FED’in hedefinin, yani yüzde 2 değerinin altında. Eğer klasik bir toparlanma süreci gerçekleşse idi, ABD’de iki yıl yüzde 6 civarında büyüme olur ve sonra da birkaç yıl yüzde 3 büyüme gerçekleşirdi. Ama büyüme yüzde üç değerini aşamadı ve büyüme kuvvetli olmayınca da enflasyon ve onun etkilediği faiz düşük kaldı.
Şimdi ülkemizde “Yellen gelir para kısılır, faiz artar!” teorisi popüler. Ama “Paniğe gerek var mı?” sorusunun cevabı ABD’de birkaç gündür “Hayır”...

Kalanlar Yellen gibi düşünüyor

En son gelişmelerde FED para politikası komitesindeki iki münafıktan, Rochester Profesörü ve Philadelphia M.Bankası Başkanı Charles Plosser dünkü New York Times haberine göre istifa etti, mart ayında işten ayrılacak. Diğer itirazcı Dallas Başkanı Richard Fischer ise nisanda işten ayrılmak zorunda. Geriye kalanlar büyük çapta Yellen gibi düşünenler.
Yellen son açıklamalarında cümleciklerini değiştirdi ama politika yaklaşımını değiştirmedi. Yani politika yaklaşımında hiç değişiklik yapmadı. Yarın 24 Eylül tarihli “The Wall Street Journal” gazetesinde daha önce FED’de Başkan Yardımcılığı yapmış ve Princeton Profesörü Alan Blinder tarafından yazılmış “Yellen ne diyor?” konulu analizi sütuna taşıyacağım. Blinder ve Yellen oldukça benzer Keynesyen yaklaşımdan geldiklerinden iyi anlaşıyorlar!
Unutmayalım panik gerekmiyor, detaylar yarın!

<p>Dünyaca ünlü bilim-kurgu serisi Matrix'in 4. filmi için  çekimler devam ederken, senaryoyla ilgil

Matrix evreni hakkında merak edilen her şey Gişeci'de

Düzce'de üretilen elektrikli motosiklet ve bisikletler dünya yollarında

Sivas'ta, Hititler dönemine ait ''apartmanlar'' keşfedilmeyi bekliyor

1915 Çanakkale Köprüsü'nün tabliye montajları tamamlanma aşamasına geldi