• $7,387
  • €8,9953
  • 441.468
  • 1551.57
09 Temmuz 2011 Cumartesi

Avrupa gitti gidiyor!

Üzücüdür ki Yunanistan'ın işi artık çok zorlaştı. Citigroup tarafından hazırlanan ve medyaya akseden bir rapordaki hesaplamalar çok az ümit kaldığını gösteriyor.
Üç temel soru gündeme geliyor. Bir yeniden yapılandırma olması  çok olası ve büyüklüğü ne kadar olacak, yeniden yapılandırmanın maliyetini kim taşıyacak ve yeniden yapılandırma yeterli olabilecek mi?
Durum buna rağmen vahim. 2011-2014 arasında bütçede kümülatif mali sıkılaştırma Yunanistan'da GSYİH oranı olarak yüzde 10.8, Portekiz'de yüzde 8.3, İrlanda'da yüzde 7.3 ve İspanya'da yüzde 5.7 olmasına rağmen borçluluk oranları ve ödemeleri gereken faiz yükseliyor.
Bu ülkelerin ödeyecekleri faizler hem de  IMF ve AB desteğine rağmen çok yükselecek. Eğer bu ülkeler özel piyasalarda borçlanmayı sağlayacak bir orana, yani yüzde 80 borçluluk oranında inebilselerdi, IMF'in  bu ülkelere verdiği borçlarda ziyan etmemesi şartı da  konulduğunda, bu ülkelerden olan diğer alacaklarda, Yunanistan'dan olan  IMF dışı alacakların yüzde 65 değer kaybına uğraması, İrlanda'nın borçlarının yüzde 50 değer kaybı ve Portekiz'in borçlarında da yüzde 45 ziyan gerçekleşmesi gündeme geliyor. Ziyanın toplamı 423 milyar euro, yani Yunanistan alacaklıları için 224  milyar euro, İrlanda için 107 milyar euro ve Portekiz için 92 milyar euro olarak hesaplanıyor. Eğer bütün bu kayıplar bütünüyle özel alacaklıların sırtına yüklenirse, özel alacaklılar Yunanistan'dan olan alacaklarının yüzde 97 kadarını, İrlanda'dan olan alacaklarının yüzde 63 kadarını ve Portekiz'den olan alacaklarının yüzde  60 kadarını kaybetmiş olurlar.
Tabii ki bugün olduğu gibi bankaların devlet desteği, devletlerin de banka desteğiyle ayakta durduğu durumda, bu ülkelerin kamu kesimi bu borçların ve ziyanların büyük kısmını sırtlanmak   zorunda kalacak.
Bu şartlar altında Avrupa'nın kamu kesimi ve borç veren tüm özel kurumları (çoklukla bankalar) acı  gerçeğe uyanmak ve durumu kabullenmek zorundalar.
Bu şartlarda aynen 1989 yılında Latin Amerika ülkeleri için  gerçekleştirilen Brady planı benzeri bir yaklaşımın gündeme gelmesi bizce en olası durum. Bu da ya bu ülkelerde iç devalüasyon, yani ücretlerin önemli boyutta düşmesi ve işsizlik  ya da euro sisteminden çıkış gibi durumları da  gündeme getirecek.
Üzücü olan, Merkel ve Sarkozy'nin Avrupa'yı yönetmedeki yaklaşımlarının, yani  bir yıl evvel çözüm mümkün iken, uzun süre iç siyaset kökenli kıvırtmalar yapmalarının, ağır bedelinin  bugünkü  dev çöküş olması!     
Türkiye 1994 ve 2001 krizlerini yaşarken global ekonomi çökük değildi. 2008 global krizi başladığında da kamu sektörüne bankalar çoktan reforme edilmişlerdi. Krize sağlam bir yapıyla yaklandık.
Ama ülkemizin bankalarının ve iş çevresinin bugün uyanması gerek. En büyük ihracat pazarımız ve en büyük turizm geliri kaynağımız olan Avrupa'nın içine düştüğü durum bizim için de risk içeriyor. Ölmeyiz ama yaralanırız. Bu nedenle bir an evvel şu kredileri yavaşlatsanız iyi edersiniz!

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılanların yuttukları dev canlılar

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler