• $7,3711
  • €8,9682
  • 443.108
  • 1551.57
04 Temmuz 2011 Pazartesi

Zafer Çağlayan çözüm üretiyor!

Seçim öncesi, siyasetin en berbat şeklini gördüğümüz günlerdi. Bir yandan şu milletvekili dokunulmazlığı kalksa  da millet birbirine küfür edemese diye düşünüyordum. Hem muhalefete hem de iktidara bakarak! Diğer taraftan da seçim bitince durulurlar, Meclis tatili araya girer diye düşünüyordum. Olmadı! Meclis başladı ama zıtlaşma ve kavgayla başladı. Bugün siyaset, gereksiz şekilde, ekonomiyi zora sokuyor.
Ancak bu sefer riskler faklı. Dünya krizden çıkışta zorlanıyor. Risk de artmış durumda. Bu arada ekonomimiz çok hızlı büyüyor. Yavaşlamaya niyetli ama ülkemiz de kredide dünya rekortmeni. Bu nedenle de ekonomi alınan önlemlerle yavaşlıyor ama ağır yavaşlıyor. Çünkü bankacılar, inşaatçılar, otomotivciler ülkeyi riske atacak boyutta direniyorlar.
Üstelik dışarıdan ülkeye para taşıyan sıcak paracılar da bu sefer çok arsız. Londra'dan sürekli 'Faizleri artırın!' vaazı geliyor. Wall Street Journal, Financial Times ve ortak yayını The Economist sürekli aleyhimize kasıtlı yayın yapmaktalar. Kimse faiz artışının daha çok sıcak para girişine yol açacağını düşünmüyor.
Bu arada TİM tayfası lobisi de devalüasyon diyor, başka bir şey söylemiyor. Mehmet Büyükekşi, Oğuz Satıcı'nın yolunda devam ediyor! İhracatçılar bu yılki resmi ihracat hedefi olan 127 milyar doların her şeye rağmen yakalanacağını unutup (ihracat gerçekleşme tahmini 2008 zirvesi olan 132 milyar doları aşacak)  hala devalüasyon talep ediyorlar. Bunun enflasyona etkisini, iç piyasaya üretim yapan veya döviz borçlusu üreticiye, düşük gelirli, emekli gibi vatandaşlara etkisini göz önüne almıyorlar.
Böylece ülkemizde siyasetten başlayan kavga ve bölünmüşlük, ekonomiyi tahrip etme yönünde, tüm çıkar  cephesinde,  yoluna başarıyla devam ediyor. Sonumuz inşallah hayırlı olur!
Bu arada çırpınan bir siyasetçi de var. Bakan Zafer Çağlayan! Bakan Çağlayan  geçen çarşamba günü kırk kadar ekonomi servis şefi, ekonomi yazarı ve ekonomi habercisini İstanbul'da topladı. Bu arada AKŞAM Gazetesi ekibi de  toplantıya katıldı. Zafer Çağlayan 1.5 saate yakın bir sunum yaptı. Sunumun içeriği müthişti. Merkez Bankası, BDDK ve diğer kamu kuruluşları, kredi ve ithalatı frenleyerek cari açığı düşürmeye çalışırken, Zafer  Çağlayan da ihracatı artırmak için kalıcı önlemler, uzun vade çözümleri öneriyordu.
Bakan Çağlayan sunumunda çarpıcı gerçek dünya örnekleri verdi. Örneğin ülkemizde 2008 yılında 9 milyar dolarlık ve 2010 yılında 7 milyar dolarlık hurda ithal edilmiş ve demir çelik üretiminde kullanılıyor. 2008 hurda ithal rakamı dış ticaret açığının yüzde 13 kadarı, cari denge açığının ise yüzde 20'sini oluşturuyor. 2010 hurda ithal rakamı ise, dış ticaret açığının yüzde 10 kadarını ve cari açığın yüzde 15 kadarını oluşturuyor. Dünyadaki en büyük hurda ithalatçısı Türkiye. Ama aldığımız fiyat normalin üstünde, çünkü müşterek hareket edemediğimizden biz birbirimizle rekabet ederek fiyatı yükseltiyoruz, maliyet artmış oluyor. Müşterek hareket etsek dünyadaki birkaç büyük ihracatçıya karşı pazarlık gücümüz olacak. 2 milyar dolar kadar bile tek bu kalemde tasarruf edebiliriz diye düşünülüyor. Şu anda ülkemizdeki işletilebilir demir kaynakları ülkenin cevher talebini 10 yıl daha karşılayabilir. Ama fabrikaların 11-12 milyon ton cevher talebine karşı yurtiçinde sadece 5 milyon ton demir cevheri üretiliyor. Diğer taraftan yurtiçi kömür üretimi sektör ihtiyacının sadece yüzde 8-10 arasında bir bölümünü karşılayabiliyor.
Zafer Çağlayan GİTES adını verdiği  girdi tedarik stratejisi kapsamında girdi ithalatı yüksek olan durumlarda içeride üretimin teşvik edilmesi için sektör sektör ve her tür ürün bazında teşvik ve yatırım destekleme yaklaşımı içeren cilt cilt araştırma üretmiş bulunuyor.   
Çağlayan'ın araştırmaları, ülkemizin ihracatını hızla yüzde otuz artırmasının mümkün olduğunu gösteriyor.
Biraz da, başta enerji olarak tasarruf yapılsa, ithalat da azmayacak! Cari açık küçülecek ve zaman içinde ortadan kalkacak.
Hesaplar aslında çok basit. Türkiye önemli bir buzdolabı üreticisi. Çin'den sonra ikinci.  Buzdolabının en büyük maliyet unsuru kompresör. 2010 yılında 675 milyon dolarlık buzdolabı ihraç etmişiz. Ama içine Çin'den gelen kompresörleri koyarak. Salt kompresöre 400 milyon dolar harcıyoruz. Kompresörü imal ederek bu 400 milyon doları çok aşağıya indirebiliriz. Bu ürüne özel teşvik ile yatırımı artırmalıyız ki, 400 milyon doları Çin ve Kore'ye vermeyelim !
Bakan Zafer Çağlayan'ı dinleyelim!

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler