• $7,5194
  • €9,088
  • 443.15
  • 1518.97
24 Temmuz 2011 Pazar

Müzik yolcularına

Udum kitaplığımın raflarında ne arıyor? Kitaplarımı bir müzik aleti gibi çalmaya çalıştığım için mi? Yoksa müzik aletlerimi bir kitap gibi okumaya çalışmamdan mı? İşin garibi ben udu çok severim, dinlemesini, yapısı, tarihi, musikideki yeri üzerine düşünmek beni heyecanlandırır. Oysa çalmayı bilmem. Uğraştım ve bıraktım. Vaktim olmadığından istediğim sesi çıkaramadığım için bıraktığım konusunda kendimi kandırdım önceleri. Belki, yeteneksiz oluşumdur, çalamayışıma sebep. Kim bilir, belki de ud aşkım elli yaşımdan sonra başlayıverdiği içindir. Ne olursa olsun ben musiki yolcusuyum. Onun mana ve lezzeti ile yüklü bir hava doluyor ciğerlerime her nefes alışımda.
Udum kitaplığımın raflarında, bir kitap. Yanındaki kitaplarım da ben okudukça çalan ud. Müzik, yalnızca eğlence için yaşanmıyor. Müzik bir bilgidir, düşüncedir. Müzik bir yaşam biçimidir.
Udum çalmasam da udumdur. Çalabilen çalsın da ben dinleyeyim diye oradadır. Bana tellerindeki yüzlerce yıllar ötesinden insanın duyduklarını, yaşadıklarını anlatsın diye, onu okuyan parmakların katkılarıyla. Müzik, teknolojinin olanaklarıyla, kulağını kulaklıklarındaki yalnızca kendisinin duyabildiği sese tutsak kılmış, paylaşmayı bilmeyenlerin dinlediği değildir. Müzik, içimizdeki sesi başkalarınca paylaştıkça müzik olur.
Müzik kulağına ve ritim duygusuna sahip olmak büyük ölçüde doğuştan getirdiğimiz özelliklerdir. Müziği duymak, bedenimizin müzikle titreşmesi yetenek istiyor. Kulağı müzik duymayan, ritim duygusundan yoksun insanların sayısı hiç de az değildir. Buna karşın müziği sevmek yüksek bir müzik yeteneği gerektirmiyor. Müzisyen olmadan da müziği sevebilirsiniz. Yeter ki, insanı, doğayı, onun oluşturduğu kültürü sevecek yüreğiniz olsun. 
***
Demek istediklerimi açabilmek amacıyla, müziğe başlayacaklar, başlamışlar, ilerlemişler için kendilerini değerlendirebilecekleri bir sınıflama örneği sunayım. Müzikle ilgileri açısından insanları üç temel kavram etrafında ele almak istiyorum: Heves-aşk, yetenek, disiplinli çalışma.
Hevesle başlayabilirsiniz. Heves bir aşka dönüşürse ilgi, coşkuyla devam eder. Heves çabuk geçebilir. Geçerse ya müzik bırakılır ya da zorlanır. Zorlama başlayanın kendisinden geldiği gibi dışarıdan da gelebilir. Madem başladım, bari bitireyim diye düşünüp kendini zorlayabilir. Dışarıdan gelen zorlamaları da özellikle çocuklarına baskıyla müzik dersi aldırtan anne babalar örneğinde görebiliriz. Müziğe gönüllü olarak başlanabildiğinde, ilginin anlamlı biçimde sürebilmesi için, yetenek ve disiplinli çalışmanın ortaya çıkar. Elbette bu üç kavramın, hevesin, hevesten aşka dönüşen bağlanmanın, yeteneğin ve disiplinli çalışmanın dereceleri vardır.
***
Müzik yolculuğu, ideal olarak, aşktan doğan bir ilgiyle yoğrulmuş yeteneğin çok sıkı çalışmalarla süren bir enerji akışıyla gerçekleşir. Müzik yolunda farklı yolculara rastlayabiliriz.  Yukarıda saydığım üç temel kavramın odağında oluşan müzik yolundaki yolculardan biri iseniz, sizden baktığınız açıya bağlı olarak 'ileri' ya da 'geri' sayabileceğiniz yolculara selam verip geçebilirsiniz. Şimdi özelliklerini çok kısa olarak belirlemeye başlayacağım sekiz ayrı yolcu tipinden hangisine girdiğinizi düşünebilirsiniz. Belki de bu sınıflamamdan rahatsız olup, kendinizce farklı yorumlar yapabilirsiniz. Unutmayalım ki, önemli olan hangi niteliklerle hangi yolcu tipine girersek girelim, yolculuğun kendisidir. Müziğin çileler, sevinçler, hüzünler, tutkularla dolu yolcusu olmaktır, müziği yaşamak.
***
Sekiz yolcu tipinden ilkine, müziğe kayıtsız tip diyebiliriz. Onda ne heves ne yetenek ne disiplinli çalışma vardır. Yolda rastlarsanız büyük olasılıklı ya yanlışlıkla girmiştir yola ya da meraktan.
İkinci tipte ise ne heves ne de yetenek vardır ama nedense hep çalışır durur. İmkansız yolculardan biridir. Yolda rastlarsanız, yolculuktan vazgeçmesini söyleyebilirsiniz. Büyük olasılıkla kendini zorlayanlardan kurtulursa yolculuğu bırakacaktır.
Üçüncü tip, hevessiz, disiplinsiz biridir ya, buna karşın yeteneklidir. Salt yetenekle ne kadar yol alabilirsiniz? Yolculuğun ileri aşamalarında üçüncüler kaybolur.
Dördüncü tip, istemeye istemeye yola çıkmış yetenekli ve disiplinli çalışkan biridir. 'Memur müzisyen' diyebileceğimiz bu tipe, orkestralarda, bandolarda rastlayabiliriz.
Beşinci tipte ise salt aşk vardır. Yetenek ve çalışma yoktur. Benim gibi müzik üzerine düşünüp yazı yazabilir.
Altıncı tip, aşk ve çalışma azmi olmasına rağmen yetenek yoktur. O azim ile ne kadar gidebilirse gider.
Yedinci tipte aşk ve yetenek bulunur, çalışma yoktur. Yolda savrulur durur.
Sekizinci tipte ise aşk, yetenek, çalışma bulunur. Bunların derecelerine göre bir virtüöz ya da besteci olabilir. 
Müzik yolcularına anlamlı yoldaşlar ve iyi yolculuklar dilerim.

<p>Özel harekat polislerinden oluşan Taktik Su Altı Operasyon Grup Amirliği, su altı ve üstünden düz

Suyun altında da 'özel harekat'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray... Beşiktaş'ta yüzler gülüyor

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı