• $7,4769
  • €9,0634
  • 442.317
  • 1565.01
17 Temmuz 2011 Pazar

Ruhlarımızın aynası olarak trafik

Karıma anlatamıyorum, direksiyonun önünde neden feryat ettiğimi. 'Seni herkes hep sakin bir adam sanır, gelsinler de görsünler nasıl bağırıp çağırdığını arabanın içinde. Ettiğin küfürleri duysunlar.' Birden fark ediyorum: İnsanı tanımanın yollarından biri de trafikteki davranışları. Kendimi araba denilen o kutu içinde bağırıp çağırırken buluyorum: Kimim ki ben, bu denli acı çekip öfke duyuyorum böyle? Neden böyleyim? Sorular büyüyor içimde.
Trafik, birlikte yaşamanın gereği olan kurallara sahipti. Bu kurallar, nice deneyimler sonucu oluşturulmuş, sınanmış kurallardı. Kurallar, trafikteki insanlar, trafiği oluşturan altyapı (yollar, trafik işaretleri...) ile birlikte trafik düzeninin bir öğesiydi. Trafiğe çıkan herkes bu düzeni kabul etmek yükümlülüğünü taşıyordu.
Bu düzende benimkiyle birlikte birçok taşıt bulunuyordu. Öteki taşıtlar, bu düzende saygı duymam gereken varlıklardı. Yalnızca düzenin açık açık dile getirilmiş kurallarına değil, o kurallara benimle birlikte uymayı onaylamış, bu onaylamanın yükümlülüğünü taşıyan öteki taşıtlara, öteki insanlara da saygı duymalıydım. Yalnız dile getirilmiş olanları değil, dile getirilmemiş olan nice kurala daha saygı duymam gerekiyordu. Örneğin insana saygı duyma, yaşama saygı duyma kuralı. Kimseyi araç olarak görmemem gerektiğini söyleyen, insanın amaç olduğunu bildiren, Kant Ahlakı'nın temel kuralı.
Trafiğe çıkan, yaşam saygısına, can saygısına, öteki insan saygısına, kural saygısına sahip olmaya çıkıyordu. Bir insan olarak ötekine saygı, öteki insanın gözünde bir öteki olan kendimize saygı demekti aynı zamanda. Ötekine, kendimize, içinde bulunduğumuz ortak yaşama, trafik düzenine saygı. Elbette bu saygıyı besleyerek sevgi. İnsan sevgisi.
***
Trafik kazalarını, kural ihlallerini incelediğimizde, çoğu durumda bu saygı ve sevginin eksikliğini görürüz. Kendisine, yaşama, diğer insanlara saygısı ve sevgisi olmayan biri içkili araba kullanabilir. 'Ben kimseye zarar vermem, içkili araba kullanabilirim' diye düşünen, kendini tanımaktan yoksun, ahlak özürlü biridir. Kendini tanımayan, ahlak bilincine tam kavuşamaz. Öteki insanlarla, kurallarla saygı ve sevgi temelli ilişkiye giremez. Trafiği oyun sanan, macera sanan, bilinçsiz, saygısız bir delikanlı, ehliyetsiz araba kullanma edepsizliğiyle önüne çıkanları ezebilecek bir katile dönüşebilir. Ahlak bilinci yoksunu olduğu için, insanlara verdiği zararın, yaptığı kötülüğün çoğu zaman farkında değildir.
Trafik düzeninin o toplumdaki ahlak düzenini, ahlak düzeninin ise o toplumu oluşturan bireylerin ruhsal düzenini yansıttığını unutmayalım. Burnundan kıl aldırmayan değerli bir felsefeci arkadaşım, söz arasında, bir trafik kazası yüzünden günlerce hastanede yattığını söyledi. 'Hatalı sollamadır, muhakkak' dedim. Tahminin doğru çıkmıştı. Konuşurken, insanlarla olan ilişkilerinde de 'hatalı sollamalar' yapıyordu çünkü! Günlük yaşamdaki insanlara karşı tavrı, trafikte olanca çıplaklığı ile çıkıyordu: 'Yol benim', 'hak benim', 'kurallar benim için, bana göre düzenlenmiştir' diye düşünüyordu, büyük olasılıkla. Acı ama haklılık payı olabilecek bir söz: 'İşlediğin trafik suçunu, yaptığın kural ihlalini, başına gelen trafik kazasını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.'
***
Sevgilisini sevmeyi bile bilmeyen, ahlak ve estetik değerleri yaşamaktan yoksun bir trafik hödüğü, istediği yerde, istediği zaman yol üstünde park edebileceğini sanabilir. Yaptığı hareketin, öteki insanlara vereceği zararın farkında bile değildir. Şişirilmiş egosu yalnızca kendisiyle, işiyle, ilişki kurduğu bir avuç insanla doludur. Bu incelikten nasibini alamama, yaptıklarının diğer insanlara zarar verip veremeyeceğini düşünememe, öteki insanın önemini, değerini anlayamama, birlikte yaşamın ortaya çıkardığı ahlakın kötülüklerini oluşturur.
Öteki insana saygı temelinde, sevgi, sabır, tahammül, hoşgörü, trafik kuralı ihlalinde, yalnızca ahlaksızlık etmiş olmakla kalmayabileceğimiz bir ahlak düzeninin önemli erdemleridir. Ben arabamda sağa sola bağırırken (Allah'tan arabamın pencereleri hep kapalıdır ve arabamda hep müzik dinlerim! Yoksa ağzımdan çıkanların duyulması durumunda yiyeceğim dayağın hesabı olmazdı!) saydığım bu üç erdemden, sabır, tahammül, hoşgörüden nasibimi almadığımı anladım. Zaman zaman kırmızı ışıkta geçtiğimi, hız sınırını aştığımı, az da olsa alkollü araba kullandığımı anımsadım. Sabrı, tahammülü öğrenebilir miyim bilmiyorum. O denli saygısız insanları hoş görmeyeceğim için hoşgörü göstermeyeceğimden eminim. Tahammül ise ruhumun henüz yeterince olgunlaşmayan kimi özelliklerden dolayı çok zor edinebileceğim bir erdem.
Trafik ruhumuzun bir sınav yeri. Rüyamda bir rahip bana Tanrı'nın insanları trafikte sınayarak cennetine ya da cehennemine alacağını söyledi. Rahibin yalancısıyım.

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı