• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
08 Aralık 2011 Perşembe

İç ahlakınız nasıl?

Düşüncelerimiz, hayallerimiz, yaşantılarımız içimizde, iç dünyamızda olup biter. İçinizle nasıl bir ilişkiniz var? Dışınızla olan ilişkiyi önemli bir ölçüde etkilediğinin farkında mısınız? Sizi hiç kimse görmediğinde bile ahlaklı olabiliyor musunuz? Yoksa yaşadığınız ahlak başkalarının sizi beğenmesi için mi?                
Bugün dünyada ve bizde büyük bir sorun olan içi dışı bir olmama olgusu üstünde duracağım. Siyasetin ve insan ilişkilerin yürütülmesindeki temel ahlak sorunlarından birisi ahlakın hep dışarıda, başkalarının önünde gerçekleşen kamusal alan sayılmasıdır. Bir arada yaşamımızı etkileyen ahlakın bir de içimizde olan bir boyutu vardır. Bu boyutu anlamak için önce ahlakla ilgili bazı saptamalar yapalım.

1. İnsan hem birey hem de toplum olarak, herhangi bir anda bir ahlak durumu içindedir. İnsan bir ahlak kürede yaşadığı için, ahlak durumunu yaşar. İnsan tıpkı havakürede (Atmosferde) yaşadığı gibi ahlak kürede yaşar
2. Ahlak durumu, bir anlam alanını, onun bir alt kümesi olan değerler alanını içerir. İnsan ahlak” değerlerle yaşar.
3. Bu değerlerle ilişkili olarak, her ahlak durumu içinde belli yaptırımları içeren ilkeler, kurallar, normlar, 'kod'lar taşır.
4. Ahlak durumu içinde bulunan her eyleyicinin bu değerlere, kurallara, durumun tüm öğelerine karşı sorumluluğu vardır.
5. Ahlak durumu içinde bulunanların, durumun içerdiği değerlere, yaptırımlara, belli bir sorumlulukla saygı duyarak, belki bir karar ardından, belli bir niyetle eyleme yöneldikleri görülür.
6. Durum içinde bulunanların eylemleri, ahlakın temel öğelerinden birini oluşturur.

Göz önünde olmayan iç dünyamda, kimseler görüp bilmediği halde, bir iç ahlak durumu yaşarım. Elbette bu durum içinde bilinçli olmam gerekiyor. Değerler, iç ahlak durumu değerleridir. Bu durumun değerlerle yaşanabilmesi, iç ahlakın mümkün olabilmesi için içimdeki dışımın, içimdeki ötekinin ortaya çıkması zorunlu görünüyor. İçimdeki öteki, içimin benim olmadığını gösterir. İçimde dünya, içimde evren, içimde bilincine varmadığım, varamayacağım, güçler vardır. İç dünyalar, insan için tümüyle belirlenebilir, denetlenebilir bir yapı taşımaz. İç dünya, kimsenin ülkesi değildir; kimsenin tümüyle egemenliği altında değildir. (Kısmen egemen olunabilir!) İç dünyalarımız bize emanettir. Ahlak açısından, biz onlarda, anlam ve değerleri, yaptırımlara karşı belli sorumluluk ve temiz niyetle, iç eylemlerde bulunarak, yaşamakla yükümlüyüz.
Birey olarak, iç dünyamın içinde ahlaklı yaşamak ne demek? Toplum yokken, öteki (bir anlamda!) yokken, benden başka 'gören' yokken, içimle ahlakı yaşamak ne demek? İçimde ahlaksız olmak ne demek? Düşüncelerimde, düşlerimde, arzularımda, inançlarımda, beklentilerimde, bir ahlaktan söz edilebilir mi? Edilebilir. İç dünyamda da ahlakküre var. ahlakküre tende durmaz. Sınırı ten değildir. Tenin öte yanına geçebilir. İç dünyama sızan ahlakküre (ethos) iç ahlakı başlatıyor. İçimde bir ahlak düzeni var, kararlar alıyor, kararları düşüncemde uyguluyorum, eylemde bulunuyorum, içimde. İç eylemde bulunuyorum.
İç ahlakla, 'dış' ahlak arasında iki temel fark öyleyse: 1) İçte göz önünde olmayış 2) İçteki eylemin iç eylem olması, fiziksel, toplumsal etkisinin o an görülmemesi. (İç eylemlerim sonraları 'dış' eylemlere dönüşebilir.) Elbette iç eylemin iç dünyamda etkisi olabilir. İç ahlak düzeninin en etkin öğelerinden biri iç eylemdir; bir düşünüp taşınmanın, seçenekleri gözden geçirmenin (Aristoteles'in prohairesis'i), sonucunda gerçekleşebildiği gibi, apansız bir biçimde de ortaya çıkabilir.
İç ahlak düzeninin üzerinde biyolojik kökenli dürtülerin etkisi olabileceği gibi, geçmiş yaşantılarımızdan, 'belleğimizden' kaynaklanan etkilerin de payı vardır. İç dünyamız üzerine, dış çevrenin uyarıcı gücünü de göz önüne alırsak, fiziksel, psikolojik (duygu durumumuzu etkileyecek etkenlerin yanında, telkinler de önemli olabilir burada!), ekonomik, toplumsal, kültürel, ahlak” boyutlarda etken kuvvetlerin sürekli çalıştığını söyleyebiliriz. İç ahlak düzeninin gerçekleşip, iç ahlakın başlayabilmesi, içimizdeki ötekinin fark edilmesi, içimizin tümüyle bize ait olmadığının anlaşılması ve iç özgürlüğümüzün duyulmasına bağlıdır. Çoğu zaman, akılla özdeşleştirilen içimizde, denetleme gücümüz, ötekini içimizden dışarıya atmaya, tüm denetimi elinde tutmaya çalışır. İç özgürlük akıl denetimiyle sağlanabilir mi? Başka türlü söylersek, bilinç, tümüyle iç dünyayı egemenlik altına alabilir mi? İç dünyayı mülklenip, içine dışarıdan bir şey almama, aklın surları ve mancınıkları ile dışarıdan gelen etkilere engel olarak, içi kontrol altına almak mıdır, iç ahlakı başlatacak, iç özgürlüğü?

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı

Türkiye'nin Arnavutluk'ta inşa edeceği hastanenin şantiyesi açıldı