• $7,359
  • €8,9552
  • 436.145
  • 1536.11
01 Aralık 2011 Perşembe

Yüzleşme ile yüzleşme

İktidarın temel hatalarından biri şu: Açılım yapıyor, yukarıdan, buyurarak. Özgürleşecek halkım diyor, yukarıdan, geçmişte rahatsız olduklarına 'gol atarak' yapıyor. Çatarak, muhaliflerine sataşarak, onlarla alay ederek, 'hey maşallah analar ne özgürlükçü, demokratik evlatlar yarattı' havasıyla yapıyor. 'Geçmişimizle yüzleşelim' gündemi yaratılıyor birdenbire. Bugünümüzle yüzleşiyormuşuz gibi. Amaç, yine özellikle onların sevdiği bir deyimle, 'muhalefet liderine gol atmaktır'. Sayın Kılıçdaroğlu'nun şaşkınlığı, hazırlıksızlığı, bu yüzleşmeci arkadaşların çok hoşuna gidiyor. Ne yüce gönüllü, ne anlayışlı, merhametli bir iktidarımız var propagandası yapılıyor.
Yüzleşme gibi, akademik çalışmalar, ciddi bilimsel araştırmalar gerektiren bir çaba, siyasi oyunların bir parçası yapılıyor. AK Parti'ye inanmayanlar yine inanmıyor: Böyle buyurgan, böyle stratejik tavırla yapılan olumlu görünüşlü eylemler inandırıcı olmuyor. Yandaşlar ise, iktidar ne yapsa inanmaya hazır. Hala birkaç liberal, bunların ülkeye özgürlük getireceğine inanıyor.
Devlet ilk defa özür diliyormuş. Devletin, hükümetin daha nice dilemesi gereken bunca özürler varken neden 1930'lardan ve Dersim'den başlanıyor?
Biz bir bölük muhalif, bu yüzleşme önerisinden ve özürden çok etkilenmiyoruz, bu tavra kuşkuyla bakıyoruz. Yıllardan beri iktidarın tavrından rahatsızlığımı anlatıyorum. Güzel eylemler, güzel tavırlarla yapılmalı. Üslup, muhtevaya dahildir.
İçtenlikli bir yüzleşmeye kim ne diyebilir? Cumhuriyetimizin kuruluşunda dışlanan kardeşlerimizin cumhuriyetin olanaklarından yararlanmasının yolunu açmaktan doğal ne olabilir?
Yüzleşme, Cumhuriyeti kuran değerlere saldırı amacını taşımıyor diyorsak yanılırız. Bu gün ülkemizde herkes özgürlük içinde, herkes adil yargılanmaya son derece güveniyor diyebilir miyiz? Bu gün ülkemizde muhalif seslerin kısılmadığını söyleyebilir miyiz?
Nasıl inanabilirim yüzleşmenin içtenlikle gerçekleştirilen bir özeleştiri sürecinin bir parçası olduğuna?
Geçmişle yüzleşme, büyük bir proje olarak başlatılmalı. Bu yüzleşme, şu anki siyasi partilere yöneltilen herhangi bir suçlamaya yol açmamalı. Değişik dünya görüşlerine sahip toplulukların, kendi görüşlerini dile getirebildiği, haksızlığa uğrayanların seslerini duyurabildiği yüzleşme ortamları yaratılmalı.
Çok ilginçtir ben hala yüzleşmeye hazır yüreklerimizin olduğunu sanmıyorum. Yüzleşme mangal gibi yürek ister. Yüzleşme, yüzleşme isteği ile başlar. Kendini tanıma, kendini günahı ve sevabı ile kabul etme hazırlığı gerektirir. Ve yüzleşme alttan yukarı doğru başlar. Halktan başlar. Tek tek insanlardan. Bir iktidar partisinin buyruğu ile başlamaz. Bizde olduğu gibi liderin karşı partinin mat etme amacıyla yapılmaz.
'Olsun, sen niyet okumayı bırak, ülkemizde ilk defa bir lider özür diliyor ya sen ona bak' diyebilirsiniz. Nasıl, hangi amaçlarla, hangi durumda söylüyor diye sorarım ben de.
Sayın başbakanımızın kötü niyetli olduğunu söylemiyorum. Yüzleşme işini daha metodik, daha kapsamlı, daha araştırmaya ve belgeye dayalı, saldırı ve mat etme amacı taşımadan yapmasını öneriyorum.
Elbette geçmişimiz ve şimdimizde üstü örtülü haksızlıklar vardır. Üstü örtülmeye çalışılan katliamlar olmuştur. Dikkat edin ama iktidar ve medyadaki yandaşları Atatürk'e uzanan bir saldırı hazırlığı içindedirler. 'Efendim, Atatürk'ü eleştirmeyecek miyiz?' diyebilirsiniz. Ben de sorarım: Niçin şimdi? Hangi amaçla?  Eleştiri elbette saygın bir eylemdir, eleştiriyi yapanlar, kendilerini de eleştirebiliyor, yanlışlarını korkusuzca söyleyebiliyorlarsa. Yazık ki, kendini sürekli haklı sanan bir zihniyetin eleştirisinin de, yüzleşmesinin de kendi iktidarının gücünü arttırmaktan başka bir amaç taşımadığını gördükçe üzülüyor, insan. Yapılanları samimi bulmuyor.
Bu arada sevgili ana muhalefetimiz bu kurnazca kurulan tuzaklara düşüveriyor kolayca. Şişkin egolarıyla kimi partili arkadaşlar parti disiplinini kolayca bozuyor. Muhalif medya bile açılan yüzleşme gündeminin oyuncağı oluyor.
MHP kendi anlayışı doğrultusunda bu oyun karşısında dik durabiliyor. CHP'nin içine girip 'tefrika yaratmaya' çalışan malum yandaş medya yaygaralarını sürdürüyor. CHP içindeki üyeler arasında dayanışmayı sağlayacak, böylesi stratejik hücumları savuşturacak hazırlıklar yapması gerekir. Çok kolay dolduruşa geliyorlar. Kendilerine yeterince güvenmiyorlar. Kolayca dağılıverir bir parti görüntüsü veriyorlar. Oysa geleneklerinde bu tip saldırılarda ne yapacaklarına dair geçmişten gelen birikimleri olmalı.
Yüzleşme bir ahlak gerektirir. Bu ahlakın henüz siyasi partilerimizde olduğunu sanmıyorum. Yüzleşme güçlü iktidar kadar güçlü muhalefet gerektirir. İktidar sevinmesin, bir ülkede muhalefet zayıfsa iktidar asla güçlü olamaz. Diktatör olabilir ancak.
Yüzleşme, iktidarın muhalefeti yanına alarak gerçekleştirdiğinde başarılı olabileceği bir süreçtir. Yazık ki, açılım gibi, bu yüzleşme eylemi de ölü doğmuştur. Muhalefet yoktur çünkü. İktidarın medyası konuyu kendi kafalarına göre tartışa tartışa tüketecektir. Konunun tükenmemesi muhalefetin tükenmemesine bağlıdır.

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!