• $7,4744
  • €9,0776
  • 441.861
  • 1565.01
24 Kasım 2011 Perşembe

Bu dünyada kadın olmak

Farkımla, farklılığımla doğada ve toplumda nasıl kendim olarak var olabilirim?  
Bu soru nicedir kadınların da sorduğu bir soru. Çözüm bulunabilir mi 'bilmem bu cinsiyetimle nasıl yaşayacağım?' sorusuyla dile getirilen soruna?
Femme Fatal'i yoklayarak bakalım soruna. Türkçe okunuşuyla fam fatal, ilişkiye girdiği erkekleri baştan çıkarıp, yaşamlarını zindan eden kadının Batılı adı. Erkeklerin ürküp kaçmaya çalıştığı yine çekim gücünden kurtulamadıkları bir kadın örneği. Vamp kadın, yuva yıkan, felakete neden olan çoğunlukla cinsel açıdan doyumsuz olduğu için erkeklerin çok korktuğu bir kadın.
Erkekteki gizli kadın korkusunu da yansıtıyor. Kadının yanında güçlü olmak istiyor erkek. Ondan daha akıllı daha güçlü olmak.
Onu eğitmek, ona şekil vermek, onu yönetmek istiyor. Ona ve hayata egemen olmayı düşlüyor. Bilmiyor ki egemenlik, kayıtsız şartsız birlikteliğindir. Paylaşabilmenin, birbirinden öğrenebilmenin, birlikte gelişmenin, çoğalmanındır. Erkekteki kadın korkusu, onun kadını anlamasını engelliyor. Paylaşmasını da. Kadının doğurma, direnme, sezme gücüne karşı bir kıskançlık geliştiriyor, ruhunda. Oysa birlikte doğurabilirler, yaratabilirler, dönüşebilirler: Bunu unutuyor.
Birçok kültürde sevişmek erkeğin yengisi anlamına geliyor. Erkek 'götürüyor', 'geçiriyor', 'oyuyor', 'düzüyor'. Bundan dolayı erkek sevişmedeki incelikleri çoğunlukla ıskalıyor.
Ezmeye çalıştığı kadının üstünlüğü karşısında bocalıyor. 'Anam', 'bacım', 'avradım', 'kolum kanadım' edebiyatı başlıyor.(Bizim kültürümüzde ana ve bacıyla cinsel ilişki içeren küfürlerin 'en etkili' küfürlerden olduğu unutulmamalı!) 'Fallus' odaklı, 'penis kıskançlığı' çıkış noktalı bakışların ardında erkeklerin kadına beslediği üstü örtülmeye çalışılan bir hınç duygusunun olduğunu düşünüyorum.
Femme Fatale,  femme de donner la vie (Hayat veren kadın) değil midir? Yoksa öldürücü kadın, yaşadığımız çirkinlikleri öldürmenin işaretlerini bir biçimde veren kadın mıdır? Kimdir Femme Fatale? Kızdığım, ürktüğüm bütün kadınlar mı? Sevgilim, anam, bacım mı, eğer çok kızıyorsam onlara? Bütün kadınlar mı famme fatale'dir bana? Famme fatale var da neden homme fatale (Öldürücü erkek!) yok, üstelik erkek bunca insanı acımasızca öldürebilirken?
Bizim kültürümüzdeki kadın korkusu, bir cadı, lanetli bir kocakarı imgesiyle de yaşayabiliyor. Son zamanlarda dış kaynaklı bir 'korkunç yenge' deyişi de yaygın. Anadolu folklorunda albastı ya da alkarısı olarak bilinen öldürücü kadın, loğusa kadınlara, genç kızlara, atlara ve erkeklere korku salan bir dişi şeytandır. Ele geçirdiği erkeklerin ciğerini söktükten sonra derede yıkayıp yer. Elbette erkek kafası famme fatale'i bir seks bombası olarak da algılayabiliyor? (Erkek laf atmaları arasında 'ye beni anam, öldür beni' sözlerini duyabilirsiniz. Giderek erkekseniz bir başka erkeğin kulağınıza eğilerek: 'Bu karı adamı yer bitirir öldürür yahu!' dediğini işitebilirsiniz!)
Bu denli güçlü olduğunu olabileceğini düşünen erkek nasıl oluyor da kadından korkuyor? Ondaki güç sığ bir erkek dünyasındaki kolay kolay farkına varılmayacak bir güç: Dişilik! Doğurma, bakım, özen, gözetim, şefkat, sürdürme, koruma güdüsü! Nietzsche, belki Goethe'den de esinlenerek buna bengi dişilik (das ewig-weibliche) diyordu.
Bir açıdan Anadolu insanı, geçmişinde cinsiyet farklılığından gelen korkuları Batılı insan kadar derinden yaşamamışa benziyor. Yine de değişen dünyada özerk kadının yerini almasında büyük töresel engeller olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu toprakların erkeğinin de özerk bir erkek olarak özerk insanın oluşumuna katkıda bulunması bir zorunluluk olarak görünüyor.
Kadın erkeğin gözüyle görülen gücünü kendi gözüyle görerek yeni yorumlar getirebilir gücüne. Kadındır, doğanın ona sunduğu olanakları, toplumun olanaklarıyla harmanlandığında, bu olanakların gerçekleşmesinde şimdiye değin önüne çıkan engelleri aşabilir. Felakete götüren kadın, hayat veren kadına dönüşebilir.
Kadının kendi gücünü tanıyabilmesine olanak sağlayacak bir iç bağımsızlığa gereksinimi var. İç dünyasının, düşünce ve hayallerin erkek egemen dünyanın sultasından kurtulabilmesinde salt tepkiyle gerçekleştirilen tavırların çok da geçerli olmayabileceğini söyleyebiliriz.
İç dünyanın bağımsızlığı 'dışarıdaki' koşullara da bağlı elbette. Töresel, toplumsal, hukuksal, ekonomik, siyasal koşulların bu iç özerkliğin yaşanabileceği çevre ve ortamı sağlaması gerek. Bundan dolayı kadının kadın olabileceği, kadın olarak özgür ve özerk olabileceği bir dünya için ikili bir savaşım gerekiyor: Bir yandan onlara iç dünyalarının istiklalini kazandıracak bilinçlendirme sağlanırken diğer yandan toplumda onların kendi olmalarında önlerine çıkan engellerin ortadan kaldırılması kaçınılmaz.
Kadının kadın olarak insan olabildiği bir dünya için,  yaşamın her alanından çığlıklar atmayı sürdürmek gerek.

<p>Moldova asıllı ses sanatçısı Leonida Timuş, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un son dönemdeki

Moldova asıllı sanatçı Macron'un İslamiyet karşıtı açıklamalarına Fransızca ilahi ile tepki gösterdi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Engelli ve yaşlılara aşı uygulanmaya başladı

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı