• $7,3777
  • €8,9662
  • 442.338
  • 1554.99
06 Kasım 2011 Pazar

Bizde bilim ve felsefeyi anlayış üzerine

Bizim kültürümüzde, bilimden bir medet umma, bilimden aşırı bir beklenti var. Bu acaba bütün bu yörede yaşayan halkların kültüründe de böyle midir?  Yunus'tan çıkarak, Yunus'un aşk için söylediğini bilime uygulayarak 'Bilim gelince, cümle eksikler biter' sözüyle özetleyebileceğimiz bir tavır bu. Bilim diye büyülü bir güç var, neyse o, gelecek ve bizi sıkıntılarımızdan kurtaracak. Ben ona, bilimden kuş çıkarma diyorum. Bilim gelecek, kuş çıkacak. Bu kuş da bizim bütün kuşkularımızı giderecek. Bizim insanımız son zamanlarda nedense, felsefeyi tanıdıkça, felsefeden de böyle bir kuş çıkarma eğilimi göstermektedir. Çoğunlukla şöyle demekteler: 'Bütün geri kalmışlığımızın nedeni kesinlikle felsefe eksikliğidir.  Felsefe okusaydık hayatımızda yaptığımız bütün yanlışlıkları yapmayacaktık. Güzelim felsefeyi bir türlü öğrenemediğimiz için başımıza bunlar geliyor.' Felsefeyi böyle mistik bir güç haline getirmek hiç de felsefece bir tavra uygun değil. Gerekçeleri, karşılıklı sorgulamaları ile anlamlıdır felsefe. Mistikleştirilmiş, akıl odağından koparılmış bir felsefe anlayışıyla, dinlerin Mesih beklediği gibi felsefe beklentisi, bunca tarihsel geçmişi içinde felsefeye yakışmıyor. 'Felsefe gelecek ve cümle eksikler bitecek', eksikler bitmez, farkına varamadığımız eksikliklerimizi görürüz. Felsefe öyle ilahi bir yanı olan bir şey değildir, tümüyle insanidir. Hatta daha kötüsü şeytanidir. Dolayısıyla felsefeden öyle ilahi şeyler beklemenin çok da anlamlı olacağını sanmıyorum. 'Ah biz bir felsefe yapabilseydik bilime katkımız olacaktı. Bilime katkımız olduğu için de işte o zaman dünyada daha saygın bir yerimiz olacaktı.' Elbette yerinde bir saptama bir açıdan. Aklımıza nedense şu soru gelmiyor bunlar söylerken: 'Nasıl bir felsefe anlayışı, anlayışları ile dünyada beklediğimiz saygınlığı kazanabiliriz?'
Bilim için de benzer saptamayı yapabiliriz. Bilimi din haline getirdiğimizde, onun eleştirel, sorgulayıcı, haddini bilici tavrını anlamamış oluruz. Böyle dediğimde beni bilim düşmanı olarak niteleyenler olmuştur. Bilim yobazlarından çok çekmişimdir. Felsefe yobazlarından da, din yobazlarından da. Nedense bizde insana ilişkin yüksek estetik, etik değerleri yozlaştırma eğilimi var.
Şimdi bilimcilik (scientisme)  tavrı epeydir Batı'da da yaşıyor. 'Bilim' diye iyi bir sihirli bir sözcük vardır ve akademisyenlerin birçoğu da bu sözcüğün, arkasına sığınırlar. Bir bölümü kendi sosyal konumlarını yükseltmek için böyle yaparlar. Bu da felsefeden beklediğimizle bilimden beklediğimiz arasındaki inanılmaz paralelliği gösteren bir durum. Felsefeciler de bu modele uymuştur. Mesela, ABD'de Avrupa'nın birçok üniversitesinde felsefeciler kendi geleneksel çalışma tarzlarından giderek uzaklaşmışlar ve o üniversitelerinin kendi yapılanmaları içerisinde felsefeyi teknik, bir anlamda 'bilimsel' bir alanla sınırlamışlardır. Felsefeci de, saygınlık kazanmayı düşündüğü için olacak, bilimin gölgesinde yürümeyi seçiyor bu üniversitelerde.
Nedense benim sözlerim gayri ciddi ve hiç bilimsel gibi gözükmüyor, belli bir terminoloji ve yöntemsel tavırla konuşmadığım için. 'Bilimsellik' bir maske gibi kullanılıyor, bunu takanlar kendine akademik hayatta bir yer buluyor. Sizi bilimsel gösterecek maskeniz olmadığı zaman da ciddiye almıyorlar. 'Kaç dergide ne yayınların var?' diye bakıyorlar. Yayınlarınızın içeriği, değeri sorgulanmıyor.
Almanca'daki bilimsellik (Wissenschaftlichkeit), pozitivist bilim anlayışıyla pek anlayamayacağımız farklı bir kavram, bir anlamıyla ciddiyet (Ernsthaftigkeit) demektir. Bilimsel çalışma demek, ciddi çalışmak demektir. Ciddi çalışma, söylediklerinin hesabını, gerekçelerini verebilmek demektir. Gelenek içinde yapılmış değerli çalışmalarla yüzleşebilmek, bu yüzleşme sonucunda eleştirel, alana katkı koyucu, açık seçik dille ifade edilmiş araştırmalar yapabilmek demektir.
***
Genel olarak söylenirse, bizde bilim ve felsefeye bakıştaki bu büyülü beklenti henüz bilim ve felsefeyi büyüden arındıramadığımızın bir göstergesi olsa gerek. Üstelik bilimi, onunla yakından ilişki kurularak ortaya konulan felsefeyi her türlü büyüden, metafizikten arındırmak isteyen arkadaşlar bu tuzağa kolayca düşüyorlar. Sanıyorlar ki, bir malumat parçası, bir yöntem öğreniliverdiğinde sorunlarımızı çözeriz. Felsefeyi öğret, hangi konuları var, kavramları ne, hemen felsefece düşünmeye başlayayım! Bilim de bir formüller ve 'mekanik' anlamda metotlar toplamıdır! Ne kolay, ne ucuz bir bilim anlayışı!
Unutulan bu çalışmaları nasıl bir tavırla, nasıl bir duruşla, nasıl bir ahlakla yapacağımızdır. Felsefe de, bilim de çalışa çalışa öğrenilir. Metot iş başında öğrenilir. Bilim de felsefe de bizden bizi ister. Kendimizi tüm varlığımızla katmamızı, ona bağlanmamızı. 'Uzakta durarak', katılmadan, sorumluluğunu almadan, kendini vermeden, ne bilimde ne de felsefede yolculuk yapılmaz. Yapılırsa bu turistik turlarla yapılan gezilere benzer. Heveslilere sevgiyle duyurulur.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılanların yuttukları dev canlılar

Ankara'nın en yaşlı iki kadınına koronavirüs aşısı yapıldı