• $7,3457
  • €8,8881
  • 414.114
  • 1491.88
30 Haziran 2011 Perşembe

Bu ülke yasalarını ararken

Meclis'e giremeyen milletvekilleri çatışmasının ardında, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan, hatta Osmanlı devlet düzeninin belli bir döneminden bu yana süre gelen güç mücadelelerinin izlerini okuyabiliyoruz. Bu ülke kendi hayatına yakışan yasalarını anyor. Yargıcını, savcısını, avukatını, hukukçusunu, milletvekilini, siyasetçisini anyor. Henüz bulamadı. Oluşturamadı. Bu ülkenin insan dokusu zengindir. Çok zor zamanlarda yiğit insanlar çıkarabilmiştir. Bundan sonra da çıkaracaktır.

Haksız yere içeride olanlar, olması gereken yerlerde olamayanlar, hakkı yenenler yeni bir Türkiye arıyor. Bu arayışa yakışan anayasayı, yasalan arıyor. Bulup bulamayacağı hayatına, değerlerine, geçmişine, ilkelerine ne kadar bağlı olduğuna bağlı.

***

Bir bilmecem var, ey ülkem insanı: Yasalar mı hayat içindir, hayat mı yasalar için?

***

Nedir bugünlerde bize dayatılmaya çalışılan Türkiye sorunu? Şu mu: "Ortaklaşa bir hayat tasavvuru bulmak?" Çeşitli hayat tarzlarında, farklı inançlar ve dünya görüşlerine sahip insanlarımızı kucaklayacak bir hayat tasavvurumuz, yaşama tasarımımız var mı?

Varsa yeni anayasayı bunun üzerine kuralım. Yoksa arayalım onu?

***

Olmaz olur mu diyenlerinizi duyar gibiyim. Peki, ayrı ayrı, birbirleriyle çatışan tasavvurları ne bir araya getirecek? Hangisinin sayısı fazlaysa onun dediği mi olacak?

Sayısı çoklardansanız, "elbette" diyebilirsiniz. Demokrasi bu diyorsunuz. Yasa sizden yana olunca hukuk, olmayınca birkaç hâkimin dayatması mı diyorsunuz?

Demokrasiniz hayırlı olsun.

***

Yapacağınız anayasa bundan sonraki Türkiye'nin anayasası olacak. Bundan sonraki Türkiye anayasasının bundan önceki Türkiye ile nasıl bir ilgisi olacaktır?

***

Kim yapacaktır anayasayı? Elbette iktidar. Gelin birlikte yapalım diyecektir. Kendi bir yarıdır. Öbür yarıya ne kadar yakışacaktır? Bir yarının anayasası mı olacaktır yeni anayasa? Bir yarım öbür yarıma ne kadar uyacaktır? Uyum sağlanmazsa ne olacaktır? "Siyasette çözüm tükenmez" sözünü iktidarı elinde tutanlar söylemiş olsa gerek. Şöyle mi diyecekler sonunda: "Kardeşim sen bu ülkenin dirliğini istemiyor musun? İstiyorsan benimle anlaş!" Siyaset oyunu demokrasi maskesi altında oynanıyorsa, çevrilen oyuna gelmeme mücadelesi, muhalefetin hakkı ve görevidir.

***

Bu ülke anayasasını anyor.

Gerçekten arıyor mu? Tabandan gelen, olanca farklılığı içindeki halkının arayışı mı olacak bu arayış, yoksa gücü elinde tutanların dayatmaya çalıştığı bir sözde anayasa arayışı mı?

***

Yasaların dayandığı hayat tasavvurları vardır. Evrensel hukuk yasalarından söz edilir. Onlar da bir hayat ve insan anlayışından devşirilmiştir.

Hayata bakışımız, ona yüklediğimiz anlamlar, sahip olduğumuzu düşündüğümüz, sahip çıktığımız, çıkmaya çalıştığımız değerler değişebilir.

Unutmayalım: Hayat her hukuk yasasından büyüktür.

Önemli olan yasalarımızın hayatımızın büyüklüğünü sınırlandırmayıp, bizi daracık hayatlara mahkûm etmemesidir.
Yasa hayatı cenderesi altına almaya kalktığında, bir açıdan, iki şey olur: Baş kaldırma ve kitabına uydurma. Ya yasayı saymaz karşı çıkarız ya da görünüşte yasaya uyuyormuş görüntüsü altında yasayı deler geçersiniz.
Yasasız yaşayamayacağımıza göre, saymadığımız yasalar yerine yeni yasalar yapmamız gerekir.
Yeni yasalar, yapanın hayatını kolaylaştırıp, yapanın karşısında olanları cenderesi altına alırsa sorun yine sürüp gidecektir.

***

Yasa ve yaşam arasındaki etkileşim, düşlediğimiz demokrasinin en önemli noktalarından biridir. Yaşam yasayı yutup yok edip, yasasızlık durumu oluştuğunda, yasanın bize ne söylediğini anlamamız gerekir: Yaşamla harmanlanmış yasalara gerek vardır. "Yaşamın ruhu" nu sindirmiş yasalara, sağlıklı yasalara gereksinimimiz vardır.
Elbette uygulayıcı durumunda olanların, avukat, yargıç, savcıların, kolluk kuvvetlerinin, hukuk eğitimi verenlerin de bu ruhu sindirmiş olmaları gerekir. Kitapta yazan yasalar, toplum yaşamı için ne denli sağlıklı, geliştirici yasalar olursa olsun, uygulayıcılar bu ruhu içlerinde hissetmedikçe, yasalar sadece kitaplarda yazan yasalar olur.

***

Yasa koyucular, ortak yaşam ilkelerine, hayat tasavvurlarına sahip olanlardan, bunlan içselleştirenlerden oluşmalı.
Yaşadığımız hayatı tüm renkleri, farklılıkları, çeşitlilikleri içinde görebilen; tarih boyunca yeryüzünde insanın yaşadığı değerlerin serüvenini tanıyıp, kendi topraklarındaki hayatın dayandığı anlamlar dünyasını okuyarak, bu dünyaya yakışan ilkeler, yasalar önerebilen yasa yapıcılarına gerek var.

Görünüş öyle ki, dünyamızda, hele hele ülkemizde, henüz hayatı ve yasaları böylesine geniş ve derinlemesine kavrayıp, bunu içine sindirmiş yasa yapıcıların çalışabileceği bir ortam yok.

Ülkemizi zor günler bekliyor.
Yine de umudumuzu yitirmeyelim.

<p>Kabine, Başkan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Külliye'de toplanacak. Toplantıda koronavirüs s

Yüz yüze eğitim başlayacak mı? Kabine toplantısı bugün...

Hafta sonu kısıtlamasının ardından yurt genelinde hareketlilik başladı

Avni Yıldırım ve Saul Alvarez müsabaka öncesi tartıldı

Konya'da mısır hasadının yapıldığı tarlada 40 metre derinliğinde obruk oluştu!