• $ 5,7035
  • € 6,3239
  • 270.292
  • 106785
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Büyük Türkiye Müzesi

Kudüs'teki Yad Vashem karanlık bir girişte, tarih boyunca Yahudilerin uğradığı zulmü anlatarak ziyaretçilerini karşılıyor. Müzenin zikzak koridorları arasında dolaşırken çıkılan zaman yolculuğu bir noktada demiryolu raylarına, 'Çalışmak özgürleştirir' sloganına, çizgili pijamalara varıyor. Buralar müzenin en karanlık sokakları.
Yad Vashem'deki yolculuk sonunda dev bir cam, hemen yanından açılan bir terasta son buluyor. Dışarıda İsrail görünüyor. Ufku sonsuz bir manzara. Karanlık sokaklardan geçip varılan yer zulmün son bulduğu nokta: Özgür, bağımsız bir İsrail'e tepeden bakıyor müze.
Mesaj açık: Geçmiş geride kaldı, şimdi ileriye bakma zamanı.
Mimari, bazen kendisini ifade ediş şeklidir. Bir toplumun kendi vatanına sahip olma hayalinin gerçeğe döndüğünü görüyorsunuz o terasta. Müzenin, aynı zamanda varolma mücadelesinin de bittiği yer bu. Geriye dönüş yok artık.
Müzenin bahçesinde sık sık genç askerleri görmek mümkün. Buraya, ne için savaştıklarını hatırlatmak için getiriliyorlar.
Bizde bir Türkiye müzesi nasıl zikzaklardan oluşur, hangi karanlık tünellerden geçer ve sonunda ucu nereye varır acaba?
Büyük Türkiye Müzesi'nin tıpkı Yad Vashem gibi zifiri karanlık koridorlarla açılacağı kesin; Kurtuluş Savaşı'nın öncesinden, Cumhuriyet'in emekleme hasarlarına kadar bir dolu siyah nokta. İdam edilenler, sürgüne gönderilenler, yıllarca hapsedilenler.
Gönül ister ki bu müzenin sonu da bir aydınlığa açılsın, bir Ankara tepesinin ucundan kuruluşunu tamamlamış, başarıyla ulaşmış bir Türkiye'ye uzansın teras.
Oysa hala müzenin koridorlarından birindeyiz.
Yad Vashem'deki motif başkalarının Yahudilere karşı uyguladığı zulmün tarihi. Bizde Türk'ün yaptığı belirleyici olur ancak.
Çağdaş Sanatlar Merkezi'ndeki 'Utanç Müzesi'ni gezen Can Dündar dünkü köşesinde burayı 'ucu açık bir sergi' olarak tarif ediyor. Dediği doğru, öldürülen, asılan, işkence edilenlerin eşyalarından Türkiye'de bir müze yapmak sonsuz bir uğraş. Yad Vashem'deki mimari metaforu ödünç alırsak böylesi bir müzenin sonu ufka açılmaz, aksine sonunda gelir bir karanlık duvara dayanır.
Geri dönüş de olmaz, çıkış da.
Bu makus talihimizi geri çevirip ucu ufka açılacak Büyük Türkiye Müzesi inşasına başlamanın zamanı değil mi?

Doğan Yurdakul'a mektup
PAUL Auster 'Yalnızlığın Keşfi' kitabının bir yerinde babası öldükten sonra onun evinde kalan eşyalarla yüzleşmesini anlatıyor. Sahibi gittikten sonra bütün eşyalar değerini, fonksiyonunu, anlamını yitirmiş görünüyormuş gözüne. Bir yandan akrabalar işlerine yarayacaklarını toparlama yarışına girmişler, ama Auster için evdeki eşyalar da babasıyla birlikte ömrünü tamamlamış.
Geçen hafta eşini kanserden kaybeden Doğan Yurdakul, cenazeye katılmak için İstanbul'dan Ankara'ya getirildi. Bir ara Ankara'da evinde değil de Sincan Cezaevi'nde kalması düşünülmüş, sonra iki jandarmayla beraber kendi evinde konakladı.
Eşiyle yaşadığı, paylaştığı evde. Bugün de akşam 19.00 uçağıyla Ankara'dan İstanbul'a uçakla getirilerek Silivri Cezaevi'ne, zorunlu yeni adresine tekrar nakledilecek.
Hafta sonu o ev gözüne nasıl göründü acaba?
Önce kendi evinde yaşama hakkını kaybetti Yurdakul. Sonra da eşini. Aylar sonra yeniden o eve girdiğinde ne düşündü, ne hissetti, nasıl gördü eşyaları acaba?
Kendi evine yıllar sonra kavuştuktan sonra yaşadığı yabancılaşma mesela... Bunu ancak yaşayan bilir herhalde. Tıpkı Auster'ın anlattığı gibi bütün eşyaların anlamını kaybettiği bir dünya, sanki insanın kendisine ait değilmiş gibi görünen bir dekor.
Evinden hoyratça uzakta tutulmuş bir insanın aylar sonra iki geceliğine de olsa kendi evine kavuşması, kendi yatağında yatması nasıl bir duygudur acaba?
Bu bir mutluluk mu bir lanet mi...
Askerliğini zor bölgelerde geçiren genç erkekler çoğu zaman 15 ay boyunca hiç izin kullanmadan vatani görevlerini tamamlıyor. Evlerine, bıraktıkları hayatlarına gelip kışlaya geri döndüklerine 'akılları kalmasın' diye; bir an önce bitsin, o defteri kapatsınlar, unutsunlar diye.
Aylar sonra evine dönüp, yeniden cezaevine götürülen Doğan Yurdakul 'zorunlu ara'yı nasıl görüyor acaba; bunu onunla uzun uzun konuşmak isterdim.
Hele hele bıraktığı hiçbir şey eskisi gibi değilse... O evin ikinci sahibi artık yoksa, o ev de anlamını kaybetmiş midir?
Buz gibi cezaevi hücrelerinde neyle suçlandığını bilmeden geçirilen aylar; orada zaman duruyor, dışarıda zaman akıyor, insanın kendisinden bağımsız her şey yeniden şekilleniyor, her şey değişiyor.
'Yalnızlığın Keşfi' böyle öğreniliyor olsa gerek.

İyi haber: 'Freedom' Türkçede
JONATHAN Franzen'ın 'magnum opus'u, bu yüzyılda da hala 'büyük roman' yazılabileceğini kanıtlayan 'Freedom' romanının Türkiye'de nasıl yankılanacağını çok merak ediyordum; hiçbir zaman bu merakımı gideremeyeceğimi düşünüyordum.
Hakkında çok konuşulduğu için 'ters PR etkisi yapan' romanı fırtına dindikten sonra sağlam kafayla tamamlayınca neden Amerikalıların 'Freedom'dan bu kadar etkilendiklerini de anladım.
Bu çağdaki Amerika'nın bir fotoğrafı bu roman.
Peki ya Türk okuru?
Daha evvel 'The Corrections' romanı 'Aile Sırları' adıyla çevrilmiş, hiç kimse fark etmeden baskısı tükenmiş, büyük ihtimalle Türkiye'de hiç kimse de okumamıştı.
Bu yüzden aslında fazlasıyla Amerikalı bir hikaye olan 'Freedom'ın hiçbir şansı olmadığını, hiçbir yayınevinin çeviri-dağıtım-baskı masrafına girmeyeceğini kestiriyordum. Kitabın adı bile neredeyse Amerika'nın tekelindeki bir kelime!
İyi haber geldi.
Meğerse Sel Yayıncılık (hani logosundaki Asteriks'ten tanıdığımız o butik yayınevi) bu işe kalkışmış.
Bu yayınevi yıllardır 'sessiz ve derinden' gidiyordu, ama çaktırmadan da çok iyi kitaplar yayımlıyordu. Arada Alain de Botton gibi popüler yazarları da vardı.
Genellikle Amerika'ya pek bulaşmıyorlardı ama.
Büyük ihtimalle kasım ayında 'Freedom' çıkıyor, onunla beraber 'Aile Sırları' da yeniden basılıyor. Bu okura armağandır, gözden kaçmasın.
Demek ki bu kitap çıkınca daha ayrıntılı bahsetmek de şart oldu.

twitter.com/orayegin
facebook.com/oryegn

Oray Eğin Diğer Yazıları

<p>Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince iç güvenlik operasyonları kaps

´Nirvana´ Kod Adlı PKK´lı Terörist Böyle Yakalandı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Bakan resmen açıkladı! 1.6 milyon memur ve emeklinin maaşı artacak

Çin 6G için tarih verdi