• $ 5,8981
  • € 6,5065
  • 281.627
  • 99027.8
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Yeni müesses nizamdaki yerimiz

Establishment kelimesinin Türkçe karşılığı olarak 'müesses nizam' kullanılıyor. Yerleşik düzen diye yeni Türkçeye adapte edeceğimiz bu kavramın bizde eskiden çağrıştırdığı siyasi partiler, askerler, iş dünyası ve belki de onların yörüngesindeki eski büyük medya olabilirdi. Müesses nizam son yıllarda epey değişime uğradı. Bir kere eskinin figürleri gitti, yerine yenileri geldi.
Sonra da fotoğraftan sırayla bazı kurumlar çıktı.
İş dünyasının çehresi değişti, yeni aktörler belirdi, eski sermaye sustu, susturuldu, korktu.
Askerler ve medyayla değişim devam etti.
Bugünün Türkiye'sinde müesses nizamı oluşturan sadece iktidar ve iktidarın yakın çevresi. Halbuki tanımı gereği 'establishment' siyasetler üstü bir güce, bir etkinliğe işaret eder. Toplumun üzerinde baskın gücün sadece siyasilerden oluşması eski yüzyılların alışkanlığı.
Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg bu sene bir kez daha Vanity Fair dergisinin 'The New Establishment' listesinde zirveye oturdu. Derginin yöneticisi Graydon Carter ta 1994 yılında güç dengelerinin değiştiğini ve 'Bilgi Çağı'nın kapısının aralandığını yazıyor. Aradan geçen 17 yılda 'Bilgi Çağı'nın yolu 'Teknoloji Çağı'na çıktı ve yepyeni bir dünya başladı.
Ama bu Japonların elektronik devrimi değil, bilgiyle teknolojinin birleştiği yeni bir yüzyıl.
Dünyanın tepesinde şimdi 1984 doğumlu, Adidas terlikli bir genç oturuyor. Mark Zuckerberg'in üniversite yatakhanesinde kurduğu şirketin 2012'de halka açılması kaçınılmaz, gelirin en az 50'yle 100 milyar dolar arasında olacağı tahmin ediliyor.
Dergiden öğrendiğime göre Zuck her yıl kendisine bir hedef koyuyormuş: 2009'da her gün kravat takmış, bu sene de sadece kendisinin öldürdüğü hayvanları yiyormuş. Şu ana kadar bir domuz, bir keçi, bir de tavuk öldürmüş.
Yeni müesses nizam eski mensuplarına kıyasla böylesi karakter özelliklerini de tolere ediyor.
Eskiden dünyanın zirvesindeki Warren Buffett, George Soros gibi isimler bu yıl listeyi domine eden Sergey Brin-Larry Page (Google), Tim Cook-Jon Ive (Apple), Jack Dorsey (Twitter), Jeff Bezos (Amazon) gibilerle kozmetik olarak da ayrılıyor.
Bu isimlerle beraber dünyanın kalbinin attığı yer de değişiyor.
Vanity Fair 'harita' yayınlamayı çok sever; geçmişte Hollywood'un, Wall Street'in, New York'un bir zamanlar yükselen MePa bölgesinin haritalarını illüstrasyon olarak yayımlamışlardı.
Ekim sayısında Silikon Vadisi'nin haritası var. Dünyanın yeni merkezi orası: Palo Alto'daki Facebook ofisi, Google, Cupertino'daki Apple, bu isimlerin gittikleri restoranlar, cafe'ler, açılan oteller...
Bu sene müesses nizamın karşısında ilk kez onlar kadar etkin olmaya hazır 'Anti-Establishment' listesi hazırlanmış.
Bu karşı listenin tepesinde de geçenlerde Türkiye'ye yaptıkları saldırıyla gündeme gelen hacker grubu Anonymous var. PayPal, Mastercard, Visa gibi müesses nizamın yerleşik kurumlarına uykusuz geceler geçirttiler yakın zamanda, bugün devleti bile kilitleyecek kadar örgütlüler.
Wikileaks bir başka 'anti' kuvvet; Julian Assange ve gönüllüler ordusu dünyayı daha 'açık' bir yer haline getirmek için uğraşıyor. Tunus'ta başlayan Arap Baharı'nın temelinde bir yerde de etkileri olduğunu göz önünde bulundurursak hafife alınmayacakları ortada.
Anti-Establishment'ın bir diğer önemli üyesi de Anoynymous'tan bile daha sınır tanımaz hacker grubu Lulzsec. Mayıs ayında aralarında Sony ve CIA'in de bulunduğu büyük kurumları 50 gün boyunca doğduklarına pişman etmek için saldırı düzenlediler. The Sun gazetesinin sitesine Rupert Murdoch'ın öldüğü haberini manşet yaptılar. İngiltere polisi grubun sözcüsü olduğu iddia edilen 18 yaşındaki 'Topiary'i tutukladı. O gün bugündür twitter'ında 'V for Vendetta'nın ana fikri yer alıyor: 'Bir fikri tutuklayamazsınız.'
Bu bir anlamda yeni dünyanın da el yazması.
Alın işte, Türk müesses nizamı da kendisine yeni bir dünyada yer açsın.

Yandaşlara dizi uyarlamaları
BOARDWALK EMPIRE: Anadolu'da daha evvel laiklerle muhafazakarların bir arada yaşadığı bir şehre yeni bir belediye başkanı gelir... Bir anda bütün meyhaneler kapatılır, içki satışı yasaklanır... Şehrin muhafazakar politikacısının gücü arttıkça artıyor ama bir süre sonra mafya oluşuyor, o büyük güç tersine dönüşüyor ve başka iktidarlar yaratıyor... Başrol önerim: Bugüne kadar oyunculuğunun hakkı verilmeyen Aydemir Akbaş; harika bir Steve Buscemi olur.
FRIENDS: İstanbul'un muhafazakar semtlerinden biri... Ümraniye ya da Fatih belki... Üniversitede mezun üç kız arkadaş aynı evde yaşıyor, hayata atılıyorlar; Kübra, Merve ve İris. Merve'nin ağabeyi Fatih ve Ömer diğer arkadaşları. Bir arkadaşlarının adı ise Ali! Hepsi sık sık Profilo Alışveriş Merkezi'ndeki Kahve Dünyası'na takılırlar... Başrol önerim: Uğur Arslan ve kardeşi rolünde Nihal Bengisu Karaca...
SADRİ: Bir modern meddah olan İbrahim Sadri ve dört arkadaşı arasında geçen 'hiçbir şey hakkındaki' sit-com. Dörtlünün başına hep ilginç olaylar geliyor. Sadri'nin bir de olmaz zamanlarda zırt pırt eve dalan bir komşusu vardır. Bu dörtlünün sık sık uğradığı yerlerden biri de Tophane'deki nargileci Ali Baba... Başrol önerim: İbrahim Sadri'nin kendisi, 'kanka'sı rolünde Fehmi Koru, Aydan Şener ama 'komşu' kim olur hala çözemedim...

Meğer her şey için çok geçmiş
Sevil Yurdakul, kardeşi Doğan Yurdakul'un kanlı gömleklerini dönemin Başbakan'ı Nihat Erim'in suratına fırlatmıştı 12 Mart döneminde. Yurdakul, o dönem işkence görüyordu ve hiç kimseden çekinmesi olmayan kız kardeşi 'İşte eseriniz' diye haykırmıştı Erim'in suratına.
Yurdakul Ailesi'nin hayatı hep mücadeleyle geçti...
Okulda bir gün Paris Match okurken Deniz Baykal'ın yanına gelip 'Onu okuma, bunu oku' deyip Yön dergisini vermesiyle sosyalizmle tanıştı Sevil Yurdakul... Ardından da Doğan Avcıoğlu'yla bir hayatı paylaşmaya vardı bu yolculuk.
Sevil Yurdakul'u geçen sene ebediyete uğurladık...
Doğan Yurdakul her dönem otoritenin hedefinde olmuş, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de işkenceden geçmiş bir isim.
Kanser hastası olan eşini 'Bari ölmeden son bir kez görsün' diyorduk... Meğerse çok geç kalmışız...
Dün Doğan Yurdakul'dan bir açıklama geldi: 'Hayatımda zalimlerden aman dilemedim, bu saatten sonra da hiç kimseden merhamet talebinde bulunmam. Herkesin ilgisi için teşekkür ediyorum. Eşimle son telefon görüşmemde vedalaştım. Artık, sadece yasal hakkım olan cenazesine katılma talebim bulunmaktadır.'
Dünkü Milliyet'te Melih Aşık'ın köşesinden okuyoruz:
'Doğan Yurdakul'un eşi Güngör Yurdakul kanser hastasıydı. Giderek ağırlaştı. Hala kimi yazar arkadaşlar Doğan Yurdakul'a son bir görüş için izin verilmesini istiyorlar ama... Güngör Hanım artık komada. Avukat Serkan Günel dün: -Doğan abinin eşini görmesine gerek kalmadı, dedi, çünkü görse de eşi onu tanıyacak durumda değil. Sadece cenaze için izin almaya çalışacağız...'

Oray Eğin Diğer Yazıları

Milli Takımımız, Fransa´ya Gitti

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Herkesi şaşkına çeviren gelişme! Bir Recep Sert portresi...