|
360 Derece Grubu, tarihi gemileri birebir inşa edip, onun kullanıldığı dönemlerdeki rotasında tarihi yolculukları yeniden yapmaya hazırlanıyor
4 Kasım 2004 Perşembe günü akşam saat 18.00'de başlayan bir toplantı vardı Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi'nin araştırma salonunda... 'İzmir İçin Düşünceden Eyleme' platformunun periyodik toplantılarından Kasım ayı buluşmasının konukları, 360 Derece Araştırma Grubu'nun üyeleriydi. İsterseniz önce, hala hayalleri olan ve daha önemlisi hayallerinin peşinden gidebilen; üstelik onları yaşama aktarabilen insanlardan oluşan bu grubu tanımaya çalışalım. 30'a yakın gönüllünün bir araya gelmesiyle kurulan 360 Derece Araştırma Grubu tarih araştırmaları üzerine yoğunlaşmış bir ekip. Grup sadece araştırmakla kalmıyor, ulaştıkları sonuçları yeniden üretiyor; canlandırma yöntemiyle çalışıyor. Denizcilik üzerinde yoğunlaşmışlar ama geçmişin başka alanlarına da kapalı değiller.
Canlandırma yöntemi dediysek, mesela tarihi bir gemiyi birebir inşa ediyorlar ve ürettikleri bu gemiyle, onun kullanıldığı dönemlerdeki muhtemel rotasında tarihi yolculukları yeniden yapmaya hazırlanıyorlar. Tarihçilik, bir bakıma geçmişte yaşamış milyonlarca insanın binlerce yılda oluşturduğu deneyimi keşfetmek ve bu deneysel bilgiden yola çıkarak bugün hakkında düşünmek olduğuna göre, 360 Derece Grubu'nun az rastlanır ama çok doğru bir iş yaptıklarına hiç şüphe yok. Şu sıralarda Uluburun II Projesi üzerinde çalışıyorlar. Aslında bu onların ikinci projesi. Bundan önce M.Ö. 7'nci Yüzyıl'da kullanılan ve Trireme denilen antik dönem teknesinin benzerini yapmışlar. Arkeolog Osman Erkurt 360 Derece Araştırma Grubu'nun bundan sonraki projesinin 'Magrib'den İzmir'e Seferad Hikayesi' olduğunu; bu projede de 15'inci Yüzyılda İspanya'da yaşayan Müslüman ve Museviler'in deniz yoluyla kaçarak Osmanlı İmparatorluğu'na sığınmalarını canlandıracaklarını söylüyor. Bir diğer projeleri de yine İzmir'le ilgili. Bir zamanlar, bu kentin sahilinin ayrılmaz parçası olan 'İzmir Kayıkları' üzerinde çalışacaklarını öğrenmek son derece sevindirici.
Uluburun II
Yaklaşık olarak bundan 3300 yıl önce Anadolu ile Rodos adası arasında seyir halindeki bir gemi, Kaş ilçesinin(Antalya) Uluburun mevkii açıklarında battı. Geminin battığı yıllarda daha henüz demiri keşfedememişti insanoğlu. Bakırla kalay karışımı tunç, o yılların en gözde metaliydi. Gemi yüküyle birlikte sulara gömülürken, kaza-zedeler ve mallarını kaybeden tüccarların tarifsiz bir üzüntü içinde olduklarına şüphe yok. Ancak belki acımasız ama, 1982 yılının yazında üç bin küsur yıl önce batışıyla birlikte insanları kederlere garkeden geminin tesadüfen bulunması, bu kez pek çok insanı sevince boğuyordu. Tam 11 yıllık bir çalışma sonunda, bu gemi ve onunla birlikte sulara gömülen yükü, su altı arkeologlarınca M.Ö. 14'üncü Yüzyıl'ın sırlarını aydınlatan belgeler olarak yeryüzüne çıkarıldı. Sualtı arkeologlarının yıllar süren çalışmaları bittiğinde, gemi Bodrum Müzesi'nde sergilenmeye başlandı. Elbette, Uluburun batığı günümüz insanına ölçülemez değerde bilgi sağladı. Bu gemi sayesinde, M.Ö. 14'üncü Yüzyıl'ın gemi teknolojisi ve ticari emtiası hakkındaki bilgi dağarcığı inanılmaz ölçüde genişledi insanlığın. İşte bu noktada Arkeolog Osman Erkut ve 360 Derece Araştırmacılarının, canlandırarak keşfetme yönteminin yararı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Çünkü, batığın verdiği bilgiler içinde, o dönemin seyir, hız, gemicilerin yaşamları gibi konularda vereceği bilgi bulunmuyor. Bunları öğrenmekse, aynı yöntemlerle ve teknolojiyle gemiyi yeniden inşa edip, yelken açmaktan geçiyor. İyi de hangi deli yapar bunu? Bu ülkenin kültüründe sıra dışı işler yapanlara deli sıfatı uygun görüldüğüne göre, birileri bulunabilir demektir değil mi? 360 Derece araştırmacılarının kesinlikle akıllarından zoru yok, ama böyle bir hayali gerçeğe dönüştürecek kadar deli onlar! Dilerim sayıları son süratle artar böyle insanların. Çünkü, Osman Erkurt arkadaşlarıyla birlikte, Tunç çağı gemisinin birebir kopyası olan 'Uluburun II' teknesini bitirdi bile! Şimdi üç bin küsur yıl önceki deniz yolculuklarının nasıl yapıldığını keşfetmek için yola çıkmaya hazırlanıyor.
Yolculuk yakında
Binlerce yıl öncesinin gemisi ve seyir araçlarıyla Akdeniz'i dolaşacaklar. Diyor ki Osman Erkurt, 'Biz 3 bin 500 yıl öncesini bir Tunççağı kaptanının gözüyle görmek için yola çıkıyoruz. Sualtı arkeologları pek çok şey söylüyor ama kimse o dönemde açık deniz seyri ne demektir diye bir denemeye girişmemiş. Biz aynı gemiyi yaptık. Bildiğimiz ya da o dönemde kullanıldığını tahmin ettiğimiz aynı aletleri yaptık. Yolculuğu o günkü şartlarda gerçekleştireceğiz. Yapılabilir mi yapılamaz mı göreceğiz' dedi. Muhtemelen Aralık ayında Kaş'tan yola çıkıp Kıbrıs, Suriye, Lübnan, İsrail, Mısır, Girit ve Rodos'a uğrayacaklar. Yolculuğun bittiğini Bodrum'da atılacak son demirin sularla buluşurken çıkardığı ses haber verecek! Akdeniz'de büyük bir daire çizerek yolculuğunu tamamlayacak olan Uluburun II, Bodrum Limanı'nında ziyarete de açılacak. Aslında bir taraftan da İzmir kayıkları projesini sürdürüyorlar. İzmir'in kancabaş ve yarım kancabaş denilen kayıklarının körfezde yeniden arz-ı endam etmesi, artık o kadar uzak değil! İsterseniz www.360derece.info/360.htm adresine uğrayın ve hem dünyayı velveleye vermeden bu önemli işleri beceren mütevazı insanları hem de projelerini daha yakından tanıyın.
Dr Fikret YILMAZ
|