Arşiv   20 Ekim 2003 Pazartesi






















Doğu'nun beyefendisi

Bayhan GÜLERHAN -

Yetiştirdiği başarılı ve saygıdeğer insanlarıyla meşhur Kemaliye (Eğin), bağlı bulunduğu il Erzincan'ı solluyor. Cumhuriyetten sonra Kemaliye ismini alan ilçeyi, ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde, "Meyvelerle dolu, bağ bahçe bir kasaba" diye anlatıyor. Raftingten dağcılığa her türlü doğa sporunu yapabileceğiniz, okuma yazma oranının Türkiye ortalamasını sollayan ilçe, mimarisiyle de Doğu'nun Safranbolusu.

1921 Ağustos'unun son haftası. Yunan ordusu Ankara yakınlarına gelmek üzere. Millet Meclisinde tartışmalar var. Muhalifler, Mustafa Kemal Paşa'ya ithamlarda bulunuyor. Bu durumu öğrenen Eğinliler, Misak-ı Milli Derneği'ni kuruyor. Paşaya bağlılıklarını bildiren yazılar yazarak asker ve silah göndermeyi ve Eğin isminin Ulu Önder'in ismiyle değiştirilmesini talep ediyorlar. Bu mektuplardan biri Mustafa Kemal Paşaya kürsüde ulaşır. Paşa hemen okur ve "Efendiler" der, "Bizlere milletin güveni kalmadığını söylüyorsunuz. Eğin'den şimdi elime ulaşan bu telgrafta, bize sadık halkın sesi var." Okunanlar, mebusları mücadeleye tam destek verecek ölçüde rahatlatır. Paşa, ertesi gün Misak-ı Milli Derneği başkanı Hanifzade Ömer Lütfi Bey'e bir telgraf çekerek hem teşekkür eder hem de Kemal isminin Eğin'e verilmesini söyler. İşte Eğin'in, Kemaliye oluşunun kısa öyküsü. Fırat nehri boyunca 15 kilometrelik kanyonu geçince Hoton Dağı'nın önünde, yeşillikler içindeki Kemaliye'ye ulaşıyorsunuz. Kültürel mirasımızın en güzel örnekleri özgün evler, meyve bahçelerinin arasına gizlenmiş.

Kemaliye Vakfı

İlçeyi, Kemaliye (Eğin) Kültür ve Kalkınma Vakfı (KEMAV) Genel Sekreteri Nurhan Aykan'dan dinledik. Vakıf, Ulaştırma eski Bakanı, şimdiki Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan'ın çabalarıyla kurulmuş. Doğma büyüme İstanbullu Nurhan Hanım, her yaz babaannesiyle ata toprağı Kemaliye'ye tatile gidiyor. "Hafta sonu Doğu Ekspresi'ne atlar, Eğin'e giderdik. Elektrik yoktu. Babaannem karanlıktan korkmayayım diye beni güneş batarken yatırırdı. Hayatlarımızın zenginliği oralar, bizim için çok özel yerler." Vakıf üyelerinin hepsinin bu bilinçle, Kemaliye için çalıştığını söyleyen Aykan, temel amaçlarının Kemaliye ilçesinin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmesine katkıda bulunmak ve kültürel mirasın sonraki nesillere aktarılmasını sağlamak olduğunu söylüyor. Türkiye'nin doğusunda Munzur Dağları arasında yer alan, tarihi 11'nci Yüzyıl'a uzanan Kemaliye, yabancı gezginlerin kayıtlarında övgü dolu cümlelerle yer alıyor. Örneğin ünlü Alman yazar Moltke (1839) Kemaliye'yi Asya'da gördüğü en güzel şehir olarak tanımlıyor.

Ev sanatı

Kemaliye, 19'uncu Yüzyıl sonlarındaki mimari dokusunu günümüze aktarabilmiş nadir yerleşim yerleri arasında. Eğimli vadinin setlendirilmesiyle oluşan yerleşim dokusu, nehirden itibaren bağ ve bahçelerle yükselmeye başlıyor. Yerleşim bugün özellikle geleneksel konut dokusuyla kimlik kazanıyor. Kemaliye, kuruluşundan itibaren Türkler'le Ermeniler'in birlikte yaşadığı bir yer. Evler de bu ortak kültürün ayrıntılarını yansıtıyor. Dut, ceviz, çınar ve kavak ağaçları içinde yer alan bu evler, çevreyle mimari arasındaki uyumun en güzel örneklerini sunuyor. Eğin evlerinde tüm oturma mekanları manzaraya, yani Fırat'a bakıyor. Okuma yazma oranı çok yüksek. Nüfusu 10 bine yaklaşan ilçede neredeyse suç işlenmiyor. Görüşlerini aldığımız ilçe hakimi, suç oranının yok denecek kadar az olduğunu söylüyor. Kemaliyelilerin değişiyle savcı ve hakim sabahtan akşama tavla oynuyormuş. Yöre halkı, yıllardır boş olduğu için kapalı tutulan cezaeviyle gurur duyuyor. KEMAV Genel Sekreteri Nurhan Aykan, ilçelerinde iç turizme yönelik çekici etkenlerin çok fazla olduğunu anlatıyor: "Eğin'in sert yamaçlarını Fırat'ın suyu aşındırıyor. Bu da bize eşsiz doğa turizmi imkanı sağlıyor. Özellikle rafting ve dağcılık, epeyce turisti buralara getiriyor. Ayrıca görmeden ölmeyin tadında şelalemiz, Karanlık Kanyonumuz var. Herkesi ilçemize bekliyoruz". Kemaliye halkı, cüzi bir ücret karşılığı ziyaretçileri otantik evlerde ağırlamaya da hazır.

Tokmağa göre misafir

Eğin evlerinde dikkate değer bir cephe elemanı da kapı tokmakları. Her kapıda dövme demir iki tokmak bulunuyor. Üstte bulunan kalın sesli tokmak, yabancı erkek misafirler için. İnce sesli diğer tokmağı ev halkı ve kadın misafirler kullanıyor. Böylece ev halkı hazırlıksız yakalanmıyor ve tokmağın çıkardığı sese göre gelen karşılanıyor.

Eğinli ünlüler

Yörenin kültürel değerleri kadar sosyal anlayışı da örnek nitelikte. Bu dar coğrafyadan çıkan insanlar, kentlerde ekonomide ve bürokraside önemli noktalarda bulunmuş. Tanınmış Kemaliyeliler arasında, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Ziya Aktaş, Şair-Yazar Ahmet Kutsi Tecer, 12 Eylül sonrası Başbakan Yardımcısı Zeyyat Baykara, Yapımcı Mustafa Oğuz, Müzisyen Mustafa Özgül, Çukurova Medya Grubu Başkanı Tuncay Özkan, Gazeteci Yusuf Ziya Ademhan, eski Başbakan Şemsettin Günaltay 1949 yılında başbakan ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i sayabiliriz.

El işi kasaba

Eğin yemenisi adı verilen ayakkabılar, değerli sanat eserleri olarak evlerin en nadide köşelerinde sergileniyor. Düğün, kına gecesi gibi eğlencelerde özenle giyilen yemenide sağ ve sol ayak için ayrı kalıp aranmıyor. Eğin'in her yerinde halkın el sanatlarına düşkünlüğünü görebiliyorsunuz. Deri ve ağaç oymacılığında adeta genetik olarak becerikli halk, ilçeyi oya gibi işlemiş.

 


Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz ekidir.