• $9,4909
  • €11,0581
  • 547.831
  • 1519.25
12 Ağustos 2015 Çarşamba

Zamanda yolculuk mümkün mü?

Son günlerin en önemli tartışması 90'lara dönülüyor iddiası etrafında yapılıyor. Kamuoyunda adı sanı olan gazeteci, yazar, akademisyen unvanı taşıyan birçok kimse bu iddiayı ispatlamaya, savunmaya çalışırken doğrusu şaşkınlık yaratan şeyler söylüyorlar. İnsanın bunları dinlerken beklentisi, toplum, ekonomi, siyaset konularında kayda değer yorumlar duymaktır. Oysa yazılanlar, söylenenler gerçeklikten kopuk ancak geri bir fantezi dünyasının ürünü olacak düzeydeler.

Bu insanlar nasıl olur da, bugünün toplumsal şartlarını, 90'lı yılların toplumuna taşımaya kalkarlar. "Başta sosyoloji olmak üzere, siyaset, ekonomi gibi bilimler daha giriş dersi düzeyinde toplumun değişme kurallarını kendi teorik zeminlerinde ortaya koyarken, toplumların geriye doğru yönelebileceği, eski sosyal formasyonunu geri getirebileceği türünden düşünceleri reddederek işe başlarlar. Buna hemen şöyle itiraz edilecektir: Burada kastedilen bu anlamda geriye dönüş olmayıp, 90'lı yılların politikalarıdır ve özellikle güvenlikçi uygulamalarıdır."

90'lara dönün bakalım

Zaten sorun da buradadır. Türkiye söz konusu yıllarda yaşadığı olayları, uyguladığı politikaları tekrar edebilir mi? Bugün ülkede her kesimden herkes hep birlikte 90'lı yılların başta güvenlik olmak üzere, siyasetine dönelim denilse, bunda ittifak edilmiş olsa da artık bu mümkün değildir. Neden?
Tarihte olaylar bir defa yaşanır, onları deney ortamında ki gibi tekrarlamak mümkün değildir. "Tarihsel olayı üreten toplumsal yapı değişmemiş ise, aynı yapının benzer ilişkileri, benzer olayları üretmesi tarihsel olayın biricikliği ile sosyolojik olanı birbirinden ayıran noktayı işaret eder." İşte tartışılan konuya, meseleye buradan bakmak gerekir.
Türkiye toplumsal ilişkiler düzeniyle, siyaset kurumuyla, ekonomik gelişme düzeyi ve ekonomide başta büyüme politikaları olmak üzere, çeşitli sektörlerde gerçekleştirdiği değişimlerle ulaştığı üretim gücüyle, devlet ve toplum arasında yapılaşmış 'asla değişmez ve değiştirilemez sanılan militarist düzeni tasfiye ederek yaşadığı radikal dönüşümle', demokratikleşme sürecinin dinamikleriyle bugün tam anlamıyla bir 'toplumsal devrimin' içinden geçmektedir.
Peki böylesine köklü dönüşümleri yaşamış olan bir ülkenin, dünyayla kurduğu ilişkiler eski biçimiyle devam edebilir miydi?

Dünya değişti duymadınız mı?

Elbette ki meselenin esas düğüm noktalarından biri burasıdır. Türkiye içeride bütün bu değişimleri yaşamasına rağmen dış dünyayla, daha doğru bir ifadeyle 'dünya sistemiyle' kurduğu ilişkileri hiç değiştirmeseydi, bugün başta terör olmak üzere, Suriye'de, Irak’ta, Mısır’da kısaca kendi coğrafyamızda yaşanılan bu olaylarla karşılaşabilir miydi? Kısaca ekonomiden, siyasete, militarizmden demokratikleşmeye, etnik ayrılıkçılığa dayalı terörden çözüm sürecine yönelen, toplumsal barışını demokrasi içinde inşa etmeye girişen Türkiye'nin, bölgesel bir aktör olarak yükselme sürecine girmesiyle, dünya sistemiyle olan ilişkilerinin aynı kalması zaten mümkün değildi.
Bu ülkede eski mekanizmaların hâkim olduğunu düşünenler, bunu arzu edenler, '90'lara dönülüyor' edebiyatını yapanlar, aynı anti-demokratik geri zihniyeti paylaşmakta olanlardır. "Onlar, aslında kafa olarak 90'lar Türkiye'sinde kaldıkları için, siyasetini demokratik reformlarla halkına açmış, ekonomisini devletçi-kapitalist bir sınıfın denetiminden piyasaya açmış, dahası ülkeyi ilk defa Batılı merkezlerden yönetilen bir konumdan, Ankara'dan yönetilen, millet iradesiyle karar verilen bir ülke haline getirmiş Türkiye'nin, elbirliği etseler de geriye dönüşünün mümkün olmadığını anlayamayacak olanlardır." Bu kafa yapısı, zamanda geriye doğru yolculuk mümkün olsaydı çok mutlu olabilirdi.

<p>Afrika'nın güneybatısı. Yük gemisi Togo'dan  Kamerun'a gidiyordu. Gine Körfezi'nde geçiyordu. Kor

Korsanlar yük gemisine saldırdı

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu