• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
3 Ağustos 2015 Pazartesi

Etno faşizm ve terör

Şu anda Türkiye saldırı altındadır. Bir tarafta etnik terör, diğer tarafta DAEŞ adı altında yapılanmış olan fanatik gruplar bulunmaktadır. Etnik ayrılıkçılık amacıyla ortaya çıkan hareket işin başında Suriye'de BAAS rejiminin kanatları altında, onun istihbarat teşkilatı olan El Muhaberat'ın korumasında onun eğitim ve lojistik desteğiyle ortaya çıktı ve varlığını sürdürdü. O yıllar Türkiye'sinin karanlık yapılarının bunlarla olan ilişkileri çok iyi bilinmiyor.

Dolaylı kaynaklardan edinilen bilgiler değerlendirildiğinde, Türkiye'nin demokratikleşmesini, kalkınmasını, gelişmesini istemeyen, Batı’ya bağımlılığının devamını arzulayan merkezler, onların içerdeki 'Gladyo'su üzerinden bu terör yapılanmasıyla her zaman ilişki içinde olduğunu söylüyor. Hatta askeri rejim döneminde, ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın Gladyo'nun etkili olduğu bir zamanda, bazılarının askeri ataşe sıfatıyla Suriye'de aynı binada çalıştıkları muhtemelen bu işin dışındaki bir subayın gazetelere yansıyan ifadesinde ortaya çıkmıştı.

Gladyonun adamları

Daha sonra birçok şeyin değiştiğini söylemek lazımdır. Türkiye'nin önce Özal döneminde, arkasından Erdoğan liderliğinde AK Parti'yle giriştiği köklü reformlarla birlikte, ülkenin eski yapısını yani anti demokratik siyasi yapıyı, geri kalmışlığı sürekli üreten ekonomik ilişkileri, Batı vesayetindeki dış politikayı adeta bir toplumsal devrime dayanarak dönüştürmesi, bütün kirli ilişkileri ve unsurları tasfiye etmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakan sıfatıyla PKK terörünü bitirmek için başlattığı çözüm süreci belki de işin en hassas noktasıydı. Türkiye düşmanları, toplumsal barışı kurmaya yönelik bu hamleye şimdi DAEŞ ve PKK üzerinden cevap vermeye çalışıyorlar.
"Teröristin 'nasıl bu hale geldiği, nasıl vahşileştiği ve insanlıktan çıktığı', onu böyle bir davranmaya iten bireysel hikâye, psikolojik süreçler, toplumsal ilişkilerde yaşadığı sorunlar, kültürel yapının krizleri ve teröristlerin buralarda yaşadığı travmalar bu hastalıklı kişilik yapısını anlamak bakımından önemlidir fakat terörü açıklamak için yetersiz kalır."

Etnik fanatizm

Terör olaylarının önemli dinamikleri arasında, etnik fetişizm, inanç körlüğü ve ideolojik hedeflerin terörle ele geçirilmesine dayalı olan anlayışların yer aldığını söyleyebiliriz. Şüphesiz terör tek başına, terör yapan grupla onun hedefi arasındaki ilişkilerle sınırlı bir olay değil, ülkelerin, bölgesel ve uluslararası konumuyla aktüel ilişkileriyle, dış politikasıyla da ilgilidir.
"'Dini inançlara dayanma' iddiasıyla ortaya çıkan terör örgütlerinin nasıl tahripkâr olduğunu gösteren hem tarihsel hem aktüel örnekleri hemen herkes bilmektedir. DAEŞ terör yapılanması bunlar içinde en korkunç olanıdır. Bu örgütün hastalıklı yapısı içinde yer alan unsurlar öylesine körleşmişlerdir ki yapamayacakları bir vahşet yoktur ve bunların esas hedefi bütünüyle İslam'dır."
Bu gruplar İslam'ın bütün birikimine, kültürel varlığına, insanlığa kattığı değerlere savaş açmış bulunmaktadırlar. Dolayısıyla İslam düşmanlarının bu hastalıklı yapıyı, İslam'a karşı kullanması sadece istihbarat servislerinin marifetine kalmış kolay bir mesele haline gelmiştir. Nitekim IŞİD/DAEŞ örgütlenmesi bugün Ortadoğu'da bir taraftan bölgenin Müslüman halkı üzerinde dehşet saçarken, diğer taraftan da 'İslamofobi' yaratmak isteyen Müslüman karşıtlığı hareketlere destek olmaktadırlar.
Etnik ayrılıkçı hareket ise bütünüyle etno-faşist bir karaktere bürünmüştür. Bir taraftan BAAS partisinin yan örgütü gibi çalışan bir militer kanat, diğer tarafta İran'ın siyasi hedefleri doğrultusunda işleyen bir siyasi yapı.
Türkiye sadece ülkenin barışına saldıran katillerle değil, bölgede etnik-mezhepsel bir hapishane kurmak isteyen unsurla mücadele ediyor. Hatırlar mısınız bir zamanlar 'Türkiye İran olmayacak' diyenler vardı?

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor

''Tuz Gölü'nü 30 yıla kadar kaybedebiliriz'' Korkutan açıklama!