• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
20 Temmuz 2015 Pazartesi

Kapitalistleri burjuva olmayan toplum

Tersinden bakmak da doğrudur, yani burjuvazisi kapitalistleşememiş toplumlarda neler olur? Bu soruyu muhtelif vesilelerle ele alıp tartışıyorum. Tahmin edilebileceği üzere sorun, burjuvazinin hayat tarzını, kültürünü içselleştirememiş daha doğrusu organik olarak burjuva geleneği içinden gelip bir sınıflaşma ve kapitalistleşme sürecine katılıp katılamamakla ilgilidir.

Konuya dönmeme vesile olan şey, Türkiye kapitalizminin en büyük odasının resmi gazetesinde rahmetli Süleyman Demirel'in kaybı vesilesiyle yapılan haberdir. "Türkiye kapitalizminin en büyük örgütlerinden biri olan bu odanın gazetesi birinci sayfasında tek sütuna sığdırdığı 'Türkiye onu unutmayacak' başlıklı yasak savma kabilindeki haberin devamına bakıldığında görülecek olan birkaç oda başkanının taziye mesajından ibarettir".

Demirel'in kapitalistleri

Siyaseten Süleyman Bey'in beğenilen tarafları kadar beğenilmeyen taraflarını öne çıkarıp bireysel yorum yapmak elbette ki saygıdeğerdir, fakat bir odanın kurumsal yayın organında meselenin daha başka bir anlam taşıması gerekir. Demirel Türk siyasi hayatına adım attığı günden itibaren hep özel sektör vasıtasıyla kalkınma yolunu savunmuş, bu yolu açmak genişletmek için bütün imkânsızlıklara rağmen bu uğurda elinden gelen mücadeleyi yapmış bir siyaset adamıdır.

Soğuk Savaşın alabildiğine üstüne devrildiği, Başbakan'ın idam edildiği bir ülkede, sivil toplumun ve burjuvazinin esamisinin okunmadığı bir toplumda, kapitalizmi inşa etmeye kalkmanın, kalkınmayı sadece sandığa/demokrasiye dayanarak gerçekleştirme çabasının maliyetini fazlasıyla ödemiş kişiler listesinde ön sıralarda Demirel'i anmak gerekir.
Türkiye'nin talihsizliği, bütün toplumsal sistemin anti-demokratik siyasal yapı tarafından baskı altına alındığı bir ülke olarak, demokrasiyi savunacak geleneksel sivil unsurların ya bastırılmış durumda ya da politik toplum tarafından yok edilmiş olmasıdır.

Eğer geleneksel Türk burjuvazisi kültürel kimliği, hayat tarzı ile Batılılaşma sürecinde tasfiye edilmemiş olsaydı, Cumhuriyet döneminin bürokrasi üzerinden temellendirmeye çalıştığı yeni kültür, bu kadar sığ kalmaz kapitalistleşme sürecine girerken, burjuva hayat tarzının yerli kökenler üzerinde gelişmesine kapı açılabilir.

Gelenek ve burjuvazi

Bunun anlamı şudur: Kültür dediğimiz mimariden edebiyata, müzikten üretim sistemlerine gündelik hayatın muhtelif alışkanlıklarına kadar uzanan bütün davranış kaynakları, bu gelenek üzerinden kapitalistleşme sürecinde ortaya çıkan sınıf yapılarının davranış tarzlarını belirleyebilecekti. Böylece geleneksel toplumun çeşitli zümrelerinin kapitalist sınıflara aktaracağı bir süreklilik söz konusu olabilecekti. Elbette ki bu davranış normları içinde vefa, hatır, kadirşinaslık gibi değerler kendi anlam dünyasının zenginliğiyle modern hayat tarzına yansıma imkânı bulacaktı.

Türkiye'nin belki de en önemli sorunu kültürel sürekliliği kaybetmiş, böylece kültürün en önemli işlevi olan anlam-değer yaratma gücünü yitirmiş olmasıdır. Burada sorun, bazı kelimeler, kavramlar dolaşımda olsa da aslında sadece değişim değerine indirgenmiş, zihinsel çağrışımı olmayan sesler ve sözler topluluğuna dönüşmüş olmasıyla ilgilidir.
"Türkiye kapitalizminin sınıfsal olarak bir değerler sistemine dayanmayan zihin dünyası, Batılılaşma sürecinde devlet ideolojisiyle ikame edilmeye çalışılsa da, bunun kültürel karşılığının bulunmadığı açıktır. Müzayedelerden alınan pahalı parçaların, toplanan ünlü tabloların varlığı neticeyi değiştirmeye yetmeyecektir."

Demirel'in ardından Türkiye'nin en büyük kapitalist temsilcilerinin toplandığı odanın resmi yayın organında küçücük bir haberle yetinilmesine yani bizzat kendi toplumsal köklerinden habersiz olmasına şaşmamak gerekir. Yani kapitalist olduk "haydi burjuva olalım" demekle olunmuyor.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü