• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
08 Temmuz 2015 Çarşamba

Hangi blok?

Meclis başkanlığı seçimlerinden önce yazılıp çizilenlerle, sonrasında yazılanlara bakınca “Türkiye’nin sol ve devletçi faşizan geleneğinin, aynı çizgide, aynı tutarsızlıkta nasıl bir araya geldiğine şaşmamak lazımdır.” Önce aynı blokta yer alıyoruz sanısıyla övgüler dizdikleri, sonra arsızca saldırdıkları MHP’yle ilgili tavırdan bahsediyorum. Bu saldırının bu öfkenin kaynağı nedir?

Seçim sonuçlarına bakıp önce buradan %60’lık bir blok oluştuğunu söylediler, bu mümkün mü? Elbette mümkündür ve Türk siyasi tarihinde bu farklılaşmanın, %70-30 ila %60-40 arasında bir aralıkta neredeyse yapısal hale geldiğini görmek şaşırtıcı sayılmamalıdır. Menderes’in Demokrat Partisi, Demirel’in Adalet Partisi, Erbakan Hoca’nın, Başbuğ Türkeş’in siyasette temsil ettiği çizgi hep aynı blok içinde yer alır. ANAP’la Özal, AK Parti’yle Erdoğan bu siyaset anlayışını, demokratikleşme, sivilleşme ve ekonomik kalkınma konusunda daha ileri boyutlara taşımışlardır.

Tarihsel blok

“Erdoğan’ın burada asıl öne çıkan (gözlerine batan mı demeliyiz!) tarafı, demokratikleşme sürecini yerlileşme-millileşme meselesiyle bütünleştirip, Türkiye’yi Batı vesayetinden çıkartacak yapısal bir dönüşüm hamlesi yapmış olmasıdır.” Kıyameti koptuğu yer burasıdır.
Türkiye’deki tahakküm geleneğinin dayanağı olan dış statüko görülmeden iç statüko dahil hiçbir meseleyi anlamak kabil değildir. Tarihsel olarak bakıldığında, içerideki statükoyu üreten ilişkilerin dış statükoya dayandığını gösteren birçok ipucundan söz edebiliriz. Ben, bu süreci açıklarken 1838-1839 tarihlerinde iktisadi ve siyasi bağımlılık mekanizmasının kurulmasının, İmparatorluğu yarı sömürge oluş sürecine sokan ticaret anlaşmasıyla başladığını, bunu takiben bürokrasinin siyasallaşması üzerinden de Batı’nın siyasi vesayetine girildiğinin üzerinde duruyorum.
Arkadan Lozan gelir. “Lozan’da Batı’yla yapılan mutabakatta, esas olarak tasfiye edilen İmparatorluk mirası veya emperyal misyondur. Türkler, artık bu coğrafyada Batı’nın çizdiği sınırlar içinde hapsedilen, herhangi bir ‘ulus-devletcik’ olarak yaşayacaklardır. Dahası var, bu devletçik Batı istikametinden çıkamayacaktır.”
Üçüncüsü, biliyorsunuz NATO’yla gelen ve siyasi-askeri bağımlılık yapısı üreten ilişki biçimidir. Soğuk savaş sürecinde bunun nasıl tahrip edici olduğunu, askeri ve siyasi bağımlılığın ürettiği yapısal mekanizmanın, soğuk savaş bitmesine rağmen nasıl kalıcı etkiler bıraktığını, burada anlatacak yer bulamayız. Sonuncusu AB ve Gümrük Birliği süreciyle ilgilidir. Dış statükoyu üreten ‘bu yapısal ilişkilerin aslında şu faydaları olmamış mıdır’ gibi sorular sormanın, burada anlatılanla ilgisinin olmadığını söylemeye gerek var mı?

Kültürel sınıfın nefret dili

Bunları şunun için anlatıyorum. Türkiye’nin içerideki asıl iktidarını oluşturan, benim ‘tarihsel blok’ dediğim yapının, militarizmle bütünleşmiş kapitalizmin, Batıcılık ideolojisi üzerinden, toplumu gericilikle suçlayıp (buradaki anlamı açıkça Batılı olmamak Müslüman veya milli olmaktır) dönüştürmeyi, dolayısıyla faşizan devletçi uygulamaları içselleştiren hegemonik bir özelliği vardır.
Bu sebepledir ki, kendisine sosyalist diyenler, tek parti geleneğini savunanlar, 27 Mayıs militarizmini benimseyenler, etnik ayrılıkçı siyaseti yürütenler, söylem düzeyinde laf kalabalığı ile kapatmaya çalışsalar da mezhepçi siyaset yapanlar, bütünüyle anti-demokratik bir zihniyet dünyasını benimsemiş olanlar aynı blokta bir aradadırlar.
“TÜSİAD’ı, bazı işçi sendikalarını, İstanbul sosyetesini, yüzleri maskeli çeteleri, faşizan devletçi geleneğin siyasetçilerini aynı çizgide buluşturan, dış statükonun ürettiği içerdeki iktidar odaklarının savunduğu, medyanın yaygınlaştırdığı anti demokratik zihniyetin temelinde, ideolojik/kültürel hegemonya vardır.” Merkez medyada yer alan, kaba, saldırgan, düşmanlık dilinin her fırsatta olduğu gibi, Meclis başkanının seçilmesinden sonra da, ülkücülere yönelmesi tesadüf değil bu bağlamda anlaşılabilecek bir olaydır. Dün başörtülü kızlara yönelmiş olan bu saldırgan nefret dilinin kaynağında farklı bir şey olduğunu söyleyebilir misiniz?

<h3>TÜRKİYE DEAŞ İLE MÜCADELE KAPSAMINDA BAŞİKA'DA</h3><p>Başika'daki Türk Üssü'ne en son yapılan sa

Başika Saldırısı: Irak'ta neler oluyor?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de