• $8,5744
  • €10,1585
  • 496.422
  • 1360.75
24 Haziran 2015 Çarşamba

Büyük oyunun küçük oyuncuları

Oyun büyük, Türkiye’nin yüzyıllık hesabı kapatmaya girişmesi, bir anlamda İmparatorluğun tasfiyesiyle çizilen kolonyalist haritaları anlamsızlaştıran hamlesine karşı, Batı yeni bir cevap veriyor. Batı sisteminin öfkesini anlamak lazım. Kolay değil, yıllarca hazırlık yaptıkları, Türkiye’nin büyümesine, etkinliğine karşı bir baskı mekanizması olarak kullandıkları ‘etnik terör’ ‘çözüm süreciyle’ etkisiz kılınıp, bölgede oluşturulan Kürt siyaseti Barzani yönetimi ve Irak devletiyle yapılan anlaşmalarla çökertilmeye başlayınca Batı’nın susup oturmasını beklemek elbette akıl işi olmayacaktır.

Batı ne istiyor?

Önce IŞİD diye bir şey ortaya çıktı. Sömürgeciliğin, işgal ve iç çatışmaların insanların bütün kültürel dünyalarını alt üst ettiği, bu coğrafyada yaşanan travmaların yol açtığı toplumsal şizofreni içinde bulunan her türlü örgütlenmeye, Batılı servislerin nüfuz etmesi, onları yönlendirmesi, kontrol edip stratejik amaçlarına uygun eylemler yaptırması bir komplo meselesi değil, istihbarat merkezlerinde çalışılmış bir oyun planıdır. Ayrıca Batılı servislerin sadece Ortadoğu’da değil buna benzer birçok planı, dünyanın birçok yerinde uygulamaya soktuklarını bilmeyen var mı? Bugün Sisi’nin, dün 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’ün sadece askerlerin kendi akıllarıyla yaptıkları darbeler olduğunu söyleyenlere kimse inanmaz sanırım!
Suriye rejimi eninde sonunda düşecektir. Dünya sistemi bunu biliyor ve bu coğrafyada yaşayan halkların özgürleşmesine, kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesine izin vermemek için yeni bir Sykes- Picot peşindedir. Burada problem küresel sürecin harekete geçirdiği ekonomik dinamikleri iyi yöneten Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak yükselmesidir. Sömürgeciliğin bütün izlerini silecek olan ise bölge insanlarının iradesini özgürleştirecek olan demokratikleşme sürecidir. Bu sebeple Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde mesafe katetmesi, bahar devrimleriyle başlayan uyanışla birlikte bütünleşince, Batı açısından Türkiye’nin demokratikleşmesi de kötüler kategorisinde tasnif edilmiş oldu.

Ortadoğu’da demokratikleşme ve sömürgeciliğin sonu

Batı sisteminin eski patronajı da, yenisi de bölgede oldukça etkin bir konumdadırlar. Önce IŞİD bazı şehirleri, kasaba ve köyleri ele geçirip işgal edip arkasından Batı’nın hava ve kara desteğiyle, IŞİD’den kurtarma hareketi adı altında yapılan operasyonlarla, Suriye rejiminin kanatları altında büyüyen Baas’a muhalif Kürtleri katleden, süren PYD bu bölgelere hâkim kılınmaktadır.
Oyun büyüktür ve gizli saklı bir tarafı kalmamıştır. Önce IŞID işgali arkasından Batılı kurtarma operasyonu ve PYD’nin yerleştirilmesi gelmektedir, bu “içeride kantonlar kuruluyor, Suriye’de özerk bölge inşa ediliyor, sıra Güneydoğu’da” şeklinde lanse edilmektedir. Böylece, Kandil ve PYD üzerinden çözüm süreci başarısızlığa uğratılıp Türkiye’nin Kürtleriyle bütünleşerek, toplumsal barışı inşa etmesine cevap verilirken, Türkiye ile tarihi anlaşmaya imza atan Kuzey Irak’ta Barzani ve Irak’ın bütünü hedef haline gelmektedir. Burada İran Irak’tan koparıp kendisine katacağı mezhepsel bölgenin derdindeyken, Rusya Baas rejiminin yaşayacağı küçük dahi olsa bir bölgeye razı bir tutum içindedir.
“Hâlâ IŞİD bir şeriatçı bir örgütlenmedir, Türkiye buna yardım ediyor” diye söylenen yalan paçavrasına inanan var mı? Bilmem ama şurası gerçektir ki, Batı sistemi Türkiye’ye karşı yeni bir operasyon içindedir ve durum ciddiyetini korumaktadır. Bu oyunun içinde Türkiye’ye karşı kadim milletimizin bir parçası olan Kürtleri dikmeye çalışan zamane Sykes-Picot’ların yanında yer alan, küçük oyuncuların tarih karşısında nasıl bir konumda olacaklarını tahmin etmek zor değildir.

<p>Bylock'un lisans sahibi David Keynes'in haziran ayında geldiği İstanbul'da tutuklandığı ortaya çı

Bylock'un sahibi teslim oldu

Düzce'de asırlık ağaç caddeye devrildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 4 ayrı noktada orman yangını meydana geldi

Elazığlı girişimci atıl durumdaki otobüs ve minibüsleri karavana dönüştürüyor