• $8,1629
  • €9,7439
  • 457.072
  • 1379.06
06 Temmuz 2015 Pazartesi

Tarihin kırılma anları

Bugün tarihin kırılma anlarından birinde yaşadığımızı, bunun önemlilerinden birine tanıklık ettiğimizin ne kadar farkındayız? İnsanlar içinde yaşadıkları olayları, içine gömülü bulundukları ilişkiler örüntüsünün içinden baktıkları için çoğu kere anlamayabilirler. Değişimi fark etmelerine rağmen boyutlarını, yapısal düzeyde neye tekabül ettiğini görmeyebilirler.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan değişim aslında dünya sisteminde yaşanan daha büyük bir sarsıntının bir parçası olarak ele alınabilir. Yüz yıl önce Batı sömürgeciliği tarafından çizilmiş sınırlar, Batılı modeldeki ‘ulus- devletler’ bugün yeni bir değişim dalgasının darbeleriyle karşı karşıyadır. Irak’ta yaşanan olaylar, Suriye’de, BAAS rejimini ülkenin büyük bir çoğunluğunda etkisiz kılan, artık her türlü vahşeti sergileyebilen bir devlete dönüştüren süreç, Mısır’daki askeri diktatörlük, Yemen’de, Afganistan’ da yaşananlar, Libya, Tunus ve diğerleri... Size, bir şey anlatmıyor mu?

Değişim ve tarih

“Daha düne kadar nerdeyse hiç kimse, Batı merkezli dünya sisteminin değişim eğilimine gireceğini, Batı hakimiyetinin güç kaybedeceğini, başka medeniyet sahalarında bir yükselişin yaşanabileceğini düşünmemekteydi ve nadir de olsa düşünenler arasında bunu söyleme cesaretinde olanlara ise iyi gözle bakılmazdı.” Özellikle, bu tarih dışı veya tarihi dogmatik bir inanç meselesi haline getirmiş bulunan Batıcı ideolojinin yaygın olduğu, yarı resmi bir şekilde yürürlük kazandığı toplumlarda, Batı’ya gönüllü kör inançla bağlılıktan dolayı Batı’nın hakimiyetinin kaybolabileceği fikri tamamen akla, bilme, gerçeğe, hatta sağduyuya aykırı kabul edilirdi. Bu tür fanatizmin geniş bir kamuoyu oluşturduğu ülkelerden biri de şüphesiz ki Türkiye’dir. Bunun baş aktörü ise aydınlardır.
Türkiye’nin aydın zümrelerini üç kategoride toplamak mümkündür: İlki, egemen aydın zümredir ki İmparatorluğun Batılılaşma faaliyetleri içinde bu zümrenin bürokratik kadrolar içinden geldiği bilinmektedir. Batılılaşma projesini, imparatorluğu kurtaracak reformlarla adım adım Batı’ya benzemek, Batı gibi olmak diye açıklayan ve anlayan bu zümrenin, tarihe dışı bir anlayışı savunduğunu anlaması imkansızdır. Başka tarihselliklerin, başka toplumsal ilişkilerin, başka yapıların ürettiği kurumların, kültürlerin transfer edilmesinin imkansız olduğunu bunlara anlatmak için bütün sosyoloji teorisini bütün antropolojiyi karşılarına dikseniz fayda etmez.

Batı çıkmazı

İşin kötüsü bu anlayışın asıl kökleşmesi, zümresel bir kimlik içinde fanatizmin doruğuna çıkması son dönemde gerçekleşmiştir. İkinci bir aydın kategorisi, bu meseleleri hiçbir zaman bir ideolojik problem içinden görmemiş olan, meseleye pragmatik düzeyde bakanlardan oluşmaktadır. Üçüncü grupta toplanabilecek aydınlar ise, meseleye tarih boşuna yaşanmış bir şey olarak görmeyenlerden oluşmaktadır, dinilebilir. Bu anlayışa göre her uygarlık kendi mecrasında ilerler, başka uygarlıklarla ilişkiye girmesi onun niteliğine göre yeni açılımlar yapıp yeni sentezler üretmesine imkan verebileceği gibi, eğer bu kapasitede değilse, kaybolmasına, etkisizleşmesine, yıkılmasına, parçalı halde devam etmesine de yol açabilir.
İşte bugün tarihe bu biçimde bakanların görebileceği yeni bir değişim dalgası yükselmektedir. Küresel süreç bu dalganın dinamiğidir ve önce sömürgeciliğin çizdiği arkasından emperyalizmin yapılaştırdığı dünya sistemi, bu dalga karşısında sarsılmaktadır. Doğu’nun, Ortadoğu’nun kendisine biçilmiş statükoyu reddine karşı, Batı sistemi Ortadoğu’da eski etnik, dinsel ve mezhepsel bölünmeler üzerinden, askeri darbeler ve cuntalar vasıtalarla, kanla şiddetle, baskıyla buna karşılık vermeye çalışmaktadır. Görüldüğü gibi batı eski dünyanın, politik-şiddet modellerinden başka bir yöntem dahi geliştirememektedir. DAEŞ, PYD, BAAS ve kanlı olaylara bu açıdan bakmak gerekmez mi!

<p>Libya ile çok yönlü anlaşmaların olacağını belirten Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray

Türkiye'nin Ukrayna ve Libya siyaseti nasıl olacak?

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler

Petranboard'u kapan zirveye koştu

Muş'un yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı