• $8,0655
  • €9,6959
  • 460.337
  • 1408.14
22 Temmuz 2015 Çarşamba

İslamcılık ve Müslümanlık

19.yüzyılda en çok tartışılan mesele, geleneksel kavramların artık Yeni Dünya'yı açıklayamayacağıyla ilgilidir. Bu yüzyıl bugün büyük ideolojiler olarak hâlâ tartışılan liberalizmden sosyalizme cumhuriyetçilikten komünizme kadar birçok doktrinal ideolojinin ortaya çıktığı bir zaman dilimidir.

Modernleşme süreci daha erken dönemde başlamış olsa da ekonomik ve toplumsal hayattaki etkilerinin neredeyse bir toplumsal devrime dönüştüğü dönem bu yüzyıldır. Toplumu ve dünyayı anlamak bakımından geleneksel bakış açılarının, dünya görüşlerinin bu yeni durumu anlayacak ve açıklayacak kavramsal çerçevesinin bulunmayışı, ideolojilerin yükselişinin temel nedenlerinden biri sayılabilir.

MODERNİZMİN BİRBİRİNE ZIT İKİ YÜZÜ

Bizim coğrafyamız ve uygarlık alanımızda, modernleşmenin ortaya çıkışının ve etkilerinin daha geç bir zamanda, o da Batı üzerinden kültürel/ ideolojik ithal olarak geldiği bilinmektedir. Sadece bu tespit bile iki önemli sorunu işaret etmektedir: Bunlardan biri, kendi modernleşmesini üretmemiş olan toplumların modernleşmeyi Batılılaşma olarak 'politik bir proje' biçimde algılaması, ikincisi modernleşme sürecinin ideolojilerini ise ya ithal etmesi ya da o ideolojik kalıplar içerisinde bu sürece karşılık vermeye çabasıdır.

Bizim coğrafyamızda İslamcılık, Batılılaşma ve modern ideolojilere yine ideoloji bağlamında verilen bir cevabın adıdır. Bu ne kadar mümkün olmuştur, ne kadar sorunludur üzerinde mutlaka durulması gereken bir konudur. Son zamanlarda yapılan İslamcılık tartışmalarını doğrusu bu analitik çerçevenin dışında politik ön yargılarla ve bazı İslamcı grupların cemaatsel iç kavga diliyle yapıldığını görmek üzüntü vericidir çünkü bunların, doğrudan doğruya bir ideoloji olarak İslamcılık problemini anlamaktan uzak iddiaların karşılıklı ortaya dökülmesinden başka bir amaca hizmet etme ihtimalleri yoktur.

Bir ideoloji olarak İslamcılıktan bahsedilecekse, bu bağlamı ilk defa işaret eden Şerif Mardin'i anmak gerekir. Şerif Bey fikir tarihimizi ele alan çalışmalarında 19.yüzyıl pozitivist aklının muhtelif fikir hareketleri üzerindeki yansımalarına referans verir. Türk düşünce hayatının bırakınız 19. yüzyılı 20. yüzyılda hatta günümüzde bile bu pozitivist aklın tortularından kurtulamadığını gösteren birçok örnek söz konusudur ve gündelik tartışmalarda bile bu dilin etkisini görmek şaşırtıcı değildir.

İSLAMCILIKTAN MUHAFAZAKÂRLIĞA

Bugünkü Türkiye aslında yaşadığı değişimle benim çoğu zaman 'toplumsal devrim' diye isimlendirdiğim büyük dönüşümle hem İslamcılık hem de diğer ideolojilerin toplumsal gerçeklik karşısındaki konumlarının yeniden sorgulanmasına moda tabirle yapılandırılmasına ihtiyaç doğurmuştur. Bilhassa bu toplumsal devrimin sürükleyici kadrosu içerisinde başta Erdoğan olmak üzere AK Partili siyasetçilerin rolünü doğru tanımlamak gerekir. Bu çerçevede anti-demokratik, monolitik zihniyetin kapalı dünya görüşü, 19.yüzyılın aklı bağlamında oluşmuş sert ideolojiler, demokratikleşme süreciyle birlikte yerini muhafazakârlık-demokratlık-millilik gibi yeni politik çoğulcu anlayışlara evrilmeye bırakmıştır. Açıkça belirtmek gerekirse hem Türkiye'nin toplumsal dönüşümü hem bu değişimi yöneten siyasal kadroların demokratikleşme sürecindeki rolü 19. yüzyıl bağlamındaki İslamcılık ideolojisinin Müslümanlıkla yeniden sorgulanmasının da önünü açmış oldular. Türkiye’nin demokratikleşmesinde ön alan muhafazakâr kadrolar aynı gelenek içerisinden gelen çeşitli kapalı toplulukların, cemaatlerin değişime dirençlerinden dolayı İslamcılıktan sapma suçlamasıyla karşılaşmışlardır.

Demokratikleşme bir toplumsal devrim süreciyle birleşince eski ideolojilerin eski kalıp ve kavramların buharlaşması kadar doğal bir sonuç olamaz.

<h3>Akupunktur Derneği Onursal Başkanı Dr. Murat Topoğlu iftarda tüketilmesi gereken besinleri AKŞAM

İftarda neler tüketmeliyiz?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de