• $9,2834
  • €10,7585
  • 526.934
  • 1409.56
24 Kasım 2016 Perşembe

Yeni milliyetçik çağı mı?

Ulus devletlerin ve milliyetçiliklerin devrini doldurduğunu, ‘ulus üstü’ siyasi varlıkların yükselişe geçtiğini yazıp söyleyenlerin sözleri henüz ortadayken, şimdilerde milliyetçiliğin yükselmesinden bahsedilmektedir. Yeryüzünün sistematik bakımdan kendi içinde en tutarlı doktrinlerinden biri olan Marksizmin çökmesine, ‘ideolojilerin sonu’ ilan edilmiş olmasına rağmen, milliyetçiliğin yeni bir formda yükselmesine ne demeli!

Bilhassa Türkiye gibi ülkelerde, Batı dışı ülkelerin Batıcı aydınların kendi kimliklerinden ve kültürlerinden bir çeşit gönüllü sömürgecilik ideolojisi olan batıcılık üzerinden, aşağılık duygusu içinde kıvrandıkları bir zamanda, ulus devletlerin bitmesini Batı’yla bütünleşme arzularını gerçekleştirme yönünde nasıl bir fırsat oluşturduğunu anlamak zor değildir. Onların moralini bozan iki şey önemlidir; biri, içerde demokrasinin güçlenmesi; diğeri ise, dışarda Avrupa Birliği gibi ‘ulus üstü’ siyasi yapıların başarısızlıkları ve yeniden milli kimlikleri ekseninde ‘ülke merkezli’ arayışlara yönelmeleridir.

Demos ve yerlilik

Demokrasi sayesinde halk, devletin resmi ideolojisini etkisiz hale getirip, ancak sömürge yönetimlerinde görülebilecek, devletin kendi halkının kültürüne düşmanca davrandığı, onu yok etmek tasfiye etmek üzere savaş açtığı bir politik anlayışa son vermiştir. Demokrasi bir anlamda ‘yerli kültüre’ sahip çıkmanın yolunu açarken bir yönüyle de milliyi yeniden inşa etme imkânı olarak işlev görmektedir. “Devletin kendi halkının kültürüyle barışması, en azından batıcı/resmi ideoloji vasıtasıyla halkının kültürel varlığını tahrip etmesi gibi barbarlığa son vermesi, yeniden kendi kültürel kimliğini tanıma, onu anlama ve yeniden üretme diyebileceğimiz bir anlayışa yönelmesi kaçınılmaz olarak milli kimliğin yeniden kavranması gibi bir süreci başlatacaktır.”

İşin ilginç tarafı AB’yi Türkiye için bir taraftan ideal yaşama modeli olarak görenlere hatta ‘demokrasi çıpası’ olarak değerlendirenlere rağmen, Birliğin katılan ülkeler açısından demokrasiyi ileri götüren bir kurumsal işleyişe sahip olmayışı ciddi sorunlara yol açmaktadır. Tam tersine yüz yılı aşan ulus-devletlerin demokratik geleneklerini tahrip eden AB’nin kurumsal yapısı, katılan ülkelerin demokrasilerinin üzerine yeni bir ‘bürokratik mekanizmalar’ kurulmasına sebep olmakla eleştirilmektedir. AB üyesi ülkelerin demokratik kurumları, ulus-üstü siyasi yapılar tarafından işlemez hale getirilmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni bir iktidar yapılanmasını yönelmektedir. Bu iktidar yapısı, bürokratik mekanizmalar veya onların eklemleştiği uluslararası büyük sermaye, finans kuruluşları ve dev tröstlerdir.

Yeni bir dalga yükseliyor

Uluslararası dev organizasyonların karşısında sokaktaki sivil insanlar, kendilerini çaresiz hissettikleri gibi ‘neo-liberal politikaların’ bir nevi neticesi olarak kabul edilen 2008’de yaşanan ekonomik kriz karşısında da büyük kaygı duyulmuşlardır. Ulus-üstü siyasi yapılanma, ortaya çıkan bir krizin önüne geçemediği gibi ekonomik krizin yaşama standartlarında da düşüş yarattığı da açıktır. Bütün bu tedirginlikler, neo-liberal politikaları gözü kapalı kabul eden siyaset anlayışlarının kaybetmesine, güven kaybı yaşamasına sebep olurken, Batı’da yabancı düşmanlığı, ırkçılık gibi eğilimlerin yükselmesine yol açacaktır. “Batı toplumları bu konuda bir yol ayrımına doğru yürümektedirler. Ya yeniden demokrasi ve ulus devlet bağlamında yeni bir milliyetçilik çizgisinde neo-liberal politikaları reddeden bir yönelime gideceklerdir ya da yabancı düşmanlığı, İslamofobi, ırkçılık gibi özgürlükten kaçarak fanatizme otoriter yaklaşımlara, içe kapanmacı anlayışlara yöneleceklerdir.”

Batı dışı ülkelerde durum daha ilginçtir. Onlar küreselleşmeyi neo-liberalizm üzerinden tanıdıkları için yüzlerini ulus-devlet yapıları üzerinden yeniden milliyetçilik çizgisine; siyasal yapılarında ise, demokratikleşme yönünde reform yapmak durumundadırlar. Otoritarizmin, anti demokratik yapıların tuzağından kurtularak demokrasi yolunda ilerlemek, ulusal çıkarlarla bütünleştiğinde yeni bir durum ortaya çıkacaktır. Yeni bir milliyetçilik dalgası yaklaşmakta mıdır, ne dersiniz?

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi