• $9,2845
  • €10,7536
  • 526.927
  • 1409.56
27 Ekim 2016 Perşembe

Yeni bir durum, yeni bir mücadele tarzını gerektirir!

Bugün Türkiye, tarihinde görmediği türden olaylarla karşı karşıyadır. Tamamen yeni bir durum söz konusudur. Söz konusu yeni olayın bir yönü örgütlü yeni bir suç türü veya suç organizasyonuyla ilgilidir. Daha önceki suç organizasyonlarına benzemeyen bu yapının birkaç boyutu vardır; “fakat bunlar içinde ön plana çıkan mutlaka üzerinde durulması gereken boyutu mevcut devlet organizasyonunda, hukuki mevzuatta, teamüllerde bu tür bir organize suç yapısının tanımlanmamış olmasının, en azından bazı boşlukların bulunmasının meydana getirdiği sorunlardır.”

Bu meselenin analiz edilmesi durumunda şu sorularla karşılaşmak, bunların cevabını aramak kaçınılmaz olacaktır. Bu yeni suç organizasyonunun derinliği ve kapsamı neden mücadeleyi zorlaştırmaktadır? Böyle bir örgütlenmeyi herhangi bir sivil, yapı herhangi bir cemaat yapabilir mi? Mesele bir askeri darbe girişimi ise ve bu girişim mağlup edilmişse iştirak edenleri tespit edip onları etkisiz kılmak neden zor olmaktadır ve işin kapsamının genişletilmesi neden gerekmektedir?

Yeni bir suç organizasyonu

Bu darbeyi planlayanlar suç organizasyonunun bütün unsurlarıyla birlikte bu süreci hazırlamışlardır yani sadece darbe girişiminde bulunan askerler değil bütün örgütlü yapı bu işin içindedir. “Suç örgütünün merkezinde yer alanlar, planlama kararını verenler bir başarısızlık durumu ortaya çıksa da sadece terör örgütünün darbecilerini vererek işin içinden sıyrılmayı düşünmüş, başından bu yana böyle bir yapılanmayı hazırlamış olabilirler.” Dolayısıyla şimdi onların beklentisi, sadece darbeye fiilen iştirak eden askerleri verip örgütün devlet içindeki kollarıyla devam etmek arzusudur.

Mağduriyet edebiyatını içerde ve dışarda bir lobi faaliyeti olarak sürdüren bu yapının yanılgısı, 17-25 Aralık sürecinde yapılan yanlışlarla, bu örgüte karşı yetersiz kalan mücadeleyle ilgilidir. Hatırlanacağı gibi 17-25 Aralık sürecinde FETÖ yapılanması o zaman bir sivil darbe girişiminde bulunmuş fakat bunu kamuoyuna yolsuzluk operasyonu adı altında takdim etmek istemişti. Kamuoyu oluşturucularının bazıları, medya ve bilhassa muhalefet partileri meselenin bir darbe girişimi olmadığını söyleyerek tam da örgütün iddialarıyla paralel bir yerde durmayı tercih etmiş, buradan siyaset yapmaya çalışmışlardı. İşin ilginç tarafı, devlet içinde de bu meseleye gerekli hassasiyet gösterilmediği gibi mücadelenin ağırlığı, yükü neredeyse o dönem başbakan sonrasında Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın omuzlarında kalmıştı. Cumhurbaşkanın bu mücadelede yalnız bırakıldığını veya yeterince destek olunmadığını anlamak için 15 Temmuz’un yaşanmasını beklemek gerekmişti.

Türkiye şimdi 17-25 Aralık teşebbüsünden sonra yapılan yanlışı görerek meseleye bütün kapsamıyla yaklaşmak durumundadır. “Bu nedenle sadece darbeye fiilen katılmış olanları değil bu darbeyi hazırlayan örgütsel suça iştirak etmiş ‘yapıyı’ tasfiye etmeyi, cezalandırmayı doğru bir mücadele yöntemi olarak benimsemek zorundadır. Örgüt bunun farkındadır ve bilhassa dışarıda yürüttüğü lobi çalışmalarıyla mağduriyet edebiyatı yapmak üzere kampanyalar yürütmektedir.”

Yeni bir siyaset

15 Temmuz darbe girişimine kadar devletin bütün hücrelerine, kozmik odasına kadar uzanan bir organizasyonun arkasında sadece devleti iyi bilen değil, boşluklarını sorunlu yönlerini de bilen bir istihbarat örgütünün bulunduğunu görmezden gelenler, insanların aklıyla alay etmeye çalışanlardır. Dolayısıyla bu yapıyla mücadele etmek, aslında bu suç organizasyonu üzerinden Türkiye’yi ele geçirmek isteyen uluslararası bir güçle mücadele etmekle eşanlamlıdır.

“Burada temel sorun; bu mücadelenin mevcut hukuk düzeni, yasal ve diğer mevzuatın zaaflarını boşluklarını bilerek örgütlenmiş bir yapıyla yapılmış olmasıdır.” İlk adımda, olağanüstü hal durumu bu açıdan yeni duruma yeni mücadele imkânları sağlamak bakımından çok önemlidir fakat bu mücadelenin başarılı olması için yapısal tedbirlerin alınması devlet düzeninde reformlar yapılması gerekmektedir. Yapısal değişim programı ise bizi başkanlık sistemine götürecektir. Unutmayalım ki, 15 Temmuz’da darbe yapmaya kalkanlar herhangi bir askeri cuntaya değil, terör örgütüne mensuptular...

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi