• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
13 Ekim 2016 Perşembe

Siyaset yolunu reddeden parti!

Türkiye terörden o kadar çok acı çekmiştir ki ‘çözüm sürecine’ büyük ümitler bağladıktan sonra örgüt çevrelerinden ‘silahları bırakmak yok’, ‘yeniden silahlı mücadeleye dönüyoruz’ türünden yapılan açıklamalara rağmen 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde Türkiye Partisi olma iddiasına büyük bir prim vererek bu partinin dahi beklemediği oranda bir oy almasını sağladı.

Bu ülkenin insanları saflıklarından değil siyasetin terörün gücünü yenebileceğini düşündükleri, en azından bu ümidi taşıdıkları için böyle davrandıklarını söyleyebiliriz. Partinin, örgütün şiddeti sadece yaygınlaştırarak değil aynı zamanda süreklileştirerek oluşturduğu şiddet kültürünün içinde ‘çaresizlik sendromunu yaşayan’ bir kitleden ve daha dar olsa da dayandığı bir tabandan bahsedilmektedir. 7 Haziran’da aldığı oy oranı ‘çözüm sürecinin’ ortaya çıkarttığı normalleşmenin mümkün olduğu kanaatine verilen bir destek niteliğindedir.

Şiddeti kutsayanlar

Peki, ne olmuştur da 7 Haziran sonrası ‘devrimci şiddet yoluna’ dönülmüş, normalleşme ve toplumsal barış umudu, şiddetin en vahşi görüntülerine, kasabaların, şehirlerin sokaklarında hendek savaşlarına, çukurlarına gömülmüştü. ‘Devrimci şiddet’, ‘devrimci halk savaşı’ gibi kavramları, travmatik şiddet sarmalı içinde yaşayan hastalıklı tipler kullanınca, medyatik çevreler bunları kullanmanın ‘dayanılmaz salaklığına’ kapılınca genellikle görmezden gelinirler. Bu tür terimlerin itirazsız eleştirisiz kullanımının kaynaklarından biri; yaygın cehalet, diğeri örgütlerin diline söylemine karşı bir söylem üretmekte yetersizlik yaşanması, diğeri daha önemli bulduğum sebebi ise; demokrasi kültürünün zayıflığı ‘demokrasiden’ sadece bir sözcük olarak bahsedip, onun bilincine uzak olan bir zihniyet durumudur.

Bu kavramlar; sosyalizan literatürden devşirilmiş kavramlardır ve Leninizm’in şiddeti kutsayan, bütünüyle Çarlık Rusya’sının yaşadığı toplumsal psikolojide ‘Marksist bir devrim yapma’(! ) endişesiyle oluşturulmuş, kullanıma sokulmuş kavramlardır. Bir başka ifadeyle sanayi toplumunun muhalefet ideolojisi olan Marksizm’in, köylü bir toplumda ‘aydın/öncü’ teori kurma arayışlarına malzeme yapılmasının trajik sonuçlarıdır. Öncü teorisinin ürünü olan ‘devrimci şiddet’ kavramı; sınıflaşma sürecini yaşamamış köylü toplumlarında, işçi sınıfı olmayınca muğlak ancak belli bir bölgedeki, alandaki insan topluluğunu ifade eden, ancak siyasi bir niteliği bulunmayan ‘halkla’ ikame edilerek ‘devrimci halk savaşına’ tercüme edilecektir.

Siyasete saldırmak

“Kısaca söylemek gerekirse şiddetin devrimcisi olmaz, ancak şiddeti kutsayan, demokrasi öncesi bir zihniyet dünyasında yaşayan, bireyi sivil toplumu dolayısıyla özgürlük kavramını tıpkı ‘devrim’ gibi sadece slogan olarak kullananların bunu anlaması beklenemez.” Şiddeti kutsamak, insan özgürlüğünün düşmanı bir tavırdır ve demokrasiye karşı ancak terörü meşrulaştırılmak üzere kullanılan tahripkâr bir davranışın ifadesidir. Şiddeti kutsayanların devrim kavramından çıkara çıkara vahşeti, şiddeti, kanlı katliamları, kıyıcılığı anlaması bırakınız ‘barbarlığı’, ‘vahşet durumuna’ yakın bir ruh halidir.

7 Haziran’dan bugüne süren PKK/PYD ve onunla aynı hedeflerde buluştuğu aşikâr olan FETÖ yapılanmasının eylemlerini, saldırılarını birlikte düşününce; Türkiye’nin açtığı siyaset yolunu reddederek ‘kutsal şiddete’ sarılananların bunu neden ya ptıklarını anlamak mümkün hale gelecektir.

Şiddete karşı siyasi bir ümit olur diyerek teröre karşı barış ümidiyle bu partiye oy veren insanların hayal kırıklığı ortadadır. Partinin PKK’ya ‘bu partiye oy vermiş milyonlarca insana karşı siyaset yapma sorumluluğumuz var, sizin şiddetinizi kutsamıyoruz’ deme ihtimalinin bulunmadığını, böyle bir iradeye sahip olmadığını herkes biliyordu fakat bölgede siyaset yapan herkesi hedef almasına, siyaseti bütünüyle yıkmaya yönelmesine karşı suspus seyirci kalmasına ne denilmelidir?

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Sosyal medyayı sallayan en ilginç ilizyonlar

Karabük'te bilim insanları otonom kontrollü kalp masajı cihazı geliştirdi

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?