• $9,4681
  • €11,0078
  • 548.666
  • 1506.75
19 Ekim 2016 Çarşamba

Amerika ile olmuyor mu?

Son zamanlarda en çok sorulan soru budur. ABD’nin Suriye’de arkasından Irak’ta takip ettiği aslında diğer bölge ülkelerinde de sürdürdüğü politikalar bu ve benzeri soruların artmasına sebep olmuştur. Türkiye’nin haklı olarak eleştirdiği ve kabul etmediği ABD Ortadoğu siyasetinin esaslarını sıkça vurgulayıp bunun dayandığı anlayışı ortaya koymaya çalışıyorum; yeni olmayan bu anlayış Batı sisteminin krizinin sonucu olarak daha görünür bir hale gelmiştir.

‘Bu siyasetin temellerinde ne var?’ denildiğinde fark edilmesi gereken ilk husus; Batı sisteminin sömürgecilik döneminin kapanmasıyla oluşan/oluşturulan ‘ulus devletlerin’ artık kendilerine rahatsızlık verecek bir değişim sürecine girmeleridir. Bahar devrimleriyle ortaya çıkan gelişmeler aslında bu toplumların demokratikleşme dinamiğini harekete geçirmişti ki bunun anlamı, otoriter yönetimler ve anti-demokratik siyasi rejimler tarafından Batı’nın kontrolünde tutulan bu ülkelerin demokratikleşme dinamiğiyle kontrolden çıkma eğilimine girmesidir.

Ulus devlete karşı parçalı yapılar

Halkın demokratikleşme yoluyla siyasette belirleyici olma konumuna gelmesinin önünün açılması, bu ülkelerin Batı vesayetinden çıkma eğilimine girmesi ve ülkelerin milli çıkarlarını merkeze alan politik yaklaşımların ön plana çıkması, Batı için ciddi bir endişe kaynağı olmuştur. Mısır’a, Suriye’ye, Irak’a, Yemen’e, Afganistan’a yapılan müdahaleler de Türkiye’nin maruz kaldığı terör saldırıları da ve elbette FETÖ yapılanmasının ‘askeri darbe’ girişimi de bu çerçevede düşünülebilir.

Batı sistemi Doğu’nun yükselişinin farkında olduğu kadar bunu önleyemeyeceğini de öngörecek durumdadır. Batı’nın yapmak istediği, Ortadoğu’yu Batı hegemonyasında tutarak dünya üzerindeki iktidar kaybının derinleşmesini önlemeye çalışmaktır. Bölgenin dünya enerji kaynakları, bunların fiyatlarının belirlenmesi konusundaki rolünü ve bu coğrafyada oluşan petro-dolar rezervlerini, para sermayeyi, dünya finans piyasalarındaki önemi gibi faktörler dikkate alındığında bunu anlamak zor değildir.

Peki, bunu nasıl yapmayı planlıyorlar? Mevcut ulus devlet yapıları üzerinden bölgesel hegemonyayı sürdürmek mümkün görünmediğine göre (potansiyel olarak bu yapıların bugün bastırılmış olsa da demokrasiye açılma ihtimali her zaman vardır) tercih edilen siyasetin temelinde parçalı yapılar olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. “Ortadoğu için ‘ulus devletler’ yerine dinsel eksende ‘mezhep’ ırkçı anlamda ise ‘etnik’ temelli parçalı siyasi yapılar kurulmak istenmektedir. O çağdaş demokrasilerin kalesi olma iddiasındaki Batı, artık ırk ve din temelli siyasi yapıların kurulmasını istemektedir!” Bu sebepledir ki Irak’ın, Suriye’nin bütünlüğünü savunmak çok önemlidir ve bu ülkelerin bütünlüğünü savunmak aslında Batı hegemonyasına karşı bağımsızlığı ve milli varlıkları savunmak anlamına gelmektedir.

Batı’nın hegemonya kaybı

Buradaki sorun tüm çabalarına rağmen Türkiye’nin hizaya getirilememiş olmasıdır. “Bunda bu ülkenin İmparatorluk birikiminin, Batı’ya karşı ‘İstiklal Mücadelesi’ni kazanmış bir ülke olmasının, son yılarda yaptığı demokratikleşme reformlarıyla devlet-halk çatışmasından demokrasiyle güçlenen devlet anlayışına geçmesinin büyük payı vardır.”

Türkiye’nin yeni siyaset etme tarzı; Batıya bağımlılığı yücelten ‘Batılılaşma ideolojisinden’ Türkiye merkezli bir uluslararası siyaset anlayışına geçiş, esas itibarıyla Batı’yı dışlayan değil bağımlılık ilişkisini reddeden, karşılıklılık esasında yeniden kurmayı öngören bir yaklaşımdır. Başta ABD olmak üzere Batı sisteminin buna verdiği cevabın, açıkça PKK/PYD gibi terör örgütleriyle ittifaka yönelmiş olması ise ciddi bir sorundur. ABD’nin benimsediği yeni siyasetin Ortadoğu’yu kontrolde tutmak için Türkiye düşmanı terör örgütleriyle işbirliğine girmesi ‘Batı’ya bağımlı, Batı’ya mahkûm ‘tek boyutlu siyaset’ yerine ‘çok boyutlu yeni dış politika’ yaklaşımını benimsemesinin ne kadar hayati olduğunu göstermez mi?

<p>Evi alev alev yandı. Tabloları küle döndü. O, gözyaşları içinde basın açıklaması yaptı.</p><p>Ola

Çevreci ressamın evi yandı

WhatsApp 1 Kasım'dan itibaren bu telefonlarda desteklenmeyecek

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler