• $8,0621
  • €9,682
  • 460.665
  • 1408.14
13 Şubat 2014 Perşembe

Sivil toplum demokrasiye karşı mı?

Konuya yabancı oldukları için, tutunacak küçük bir nokta bulunca düşünmeden dalıyorlar. Hem işin "sosyolojisini yapıyoruz" diyip akıllarına geleni söylemek, hem de kendi "grup psikolojilerini" yansıtan savunma çabalarını "sosyoloji" diyerek yutturmaya çalışmak nasıl bir iştir!
Dinsel toplulukların, tarikatların, cemaatlerin, vakıfların ve meslek kuruluşlarının sivil toplum geleneğinin önemli yapıları olduğunu söyleyebiliriz. Türk toplum tarihinde, devletin bu yapıları tahrip edecek kadar güçlenmesi, geleneksel sistemin "sivil toplum-politik toplum" dengesini bozacak düzeye ulaşıp, sivil kurumları tahrip etmesinin bu ülkeye neler kaybettirdiğini ve nasıl bir maliyet ödettiği meselesi, gazete yazısı sınırlarını aşacak bir konudur.
Devlet-toplum dengesinin bozulması, geleneksel sivil toplumun dayandığı yapının parçalanması, bizde demokrasinin gecikmesinin de bürokratik ve militer tahakküm anlayışının kurulmasının da en önemli sebepleri arasındadır.

SİVİL Mİ, DEMOKRAT MI?
Sivil toplumun gelişmesi, farklı sivil örgütlenmeler, fikirler, anlayış ve düşünce biçimlerinin yaygınlaşmasına, böylece toplumsal çoğulculuğun oluşmasına yol açar. Toplumsal çoğulculuk ise devleti kuşatarak, değişime zorlayarak, demokrasiye açılmasına neden olacak motivasyonları yaratacaktır.
Müslüman toplumların geleneğinde, bilhassa Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra bir taraftan sömürge yönetimleri, diğer taraftan bürokratik tahakküm geleneğinin "Batılılaşma anlayışı" bütün sivil kurumlara karşı, adeta savaş açılmasına yol açmıştır. Bunun yıkıcı sonuçları olmuştur. Bunlardan biri "geleneksel Müslüman burjuvazinin" dayandığı zeminin bütün müesseseleriyle birlikte zayıflaması, etkisizleşmesi ve yıkılması, ikincisi ise sivil yapının yerinin, politik kurumların işgaline uğraması, üçüncüsü ve daha ağırı olanı ise, yerli düşüncenin gelişme kaynaklarının yok edilmeye çalışılması ve içine kapanmasıdır.
Bu olaylar, İslam dünyasında "sivil toplumun, kamusal alanda etkisini ve görünürlüğünü yok ettiği" gibi İslam düşüncesinin ve eğitiminin toplumsal alanda içe kapanması ve politik alana karşı görünmez bir yere kaymasına sebep olmuştur.
Bu süreç sivil toplumu, bürokratik tahakküm karşısında ikili bir tavır almaya itmiştir. İlk tavır geleneğin sürdürülmesini sağlayacak bir eğitim, tarikat ve inanç topluluklarının varlığını sürdürme yönünde yani kamusal alanda yer almadan politik bir iddiada bulunmadan yaşama arayışı şeklinde tezahür etmiş, ikincisi ise Müslüman ülkelerin şartlarına göre "politik muhalif bir tavır" olarak gelişmiştir.

HALK İSLAM'I DEMOKRASİDEN YANA
Bu durum, tek parti döneminde Türkiye için de geçerli olan bir durumdur. Demokratikleşme süreciyle birlikte, Şerif Mardin'in "halk İslam'ı" olarak nitelendirdiği bu tür yapılar, politik alanda başta Demokrat Parti olmak üzere çeşitli partiler etrafında siyasete katılarak, aynı zamanda kamusal alanda görünürlük kazandılar.
Türkiye'nin demokratikleşme süreci ilerledikçe sivil alanda İslami gruplaşmalarda şu sorun ortaya çıktı. Ya sivil örgütlenmeler, demokratik değerleri içselleştirip, demokratik süreçlerde yer alacaklar ya da demokratik sürece karşı, fakat onun yarattığı fırsatlardan yararlanarak kapalı bir güç haline dönüşeceklerdir.
Bugün Türkiye'de yaşanan "politik İslamcılıkla" "sosyal İslam" arasında geçen bir çatışma değil, tamamen farklı bir eksende oluşan, sivil toplumun (tarikatlar, inanç örgütleri, cemaatler, …) demokratik sürece katılan unsurlarıyla, bu sürecin dışında kalan "kapalı örgütsel yapılı, anti-demokratik" unsurları arasındaki farklılaşmadan kaynaklanmaktadır. Açıktır ki, sivil toplum demokrasinin zeminidir fakat bütün sivil yapıların demokrasiye katılmaları, kendiliğinden demokrat olmaları söz konusu değildir. Bugünkü çatışma demokratikleşme sürecine katılan sivil eğilimlerle buna karşı kapalı, örgütsel yapılar arasında, tartışılanın aksine, sivil değil, politik tutum farkıdır.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de