• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
10 Şubat 2014 Pazartesi

Terörü özleyenler

Yaklaşık bir yıl süren, kansız gözyaşsız dönemin geride bırakılmasından rahatsız olanlar, bir başka söyleyişle "terörü özleyenler" boş durmuyor. Çözüm süreci başladığında sık sık Kandil'e gidip, örgüt şefleriyle mülakatlar yapıp bunları yayınlayanlar, saklamadan açıkça iki şeyin peşinde koştular. Bunlardan ilki düpedüz bayağı bir kışkırtıcılıktı.
Kandil'deki örgüt şeflerine "Türkiye'ye teslim mi oluyorsunuz, konjonktür bu kadar lehinizeyken, Suriye'de şartlar uygun hale gelmişken nasıl olur çözüm sürecine razı olursunuz?" gibi "kışkırtıcı gazetecilik" örneği veriliyordu. Hatırlayacaksınız "Rojova'da şartlar olgulaştı" türünden yorumlar yapıp Rojova vurgusuyla, mahalli bir yer adından siyasi bir söylem oluşturduklarını düşünerek, terör örgütüne "şimdi silahları bırakma zamanı değil, harekete geçin, fırsatı değerlendirin, ne koparabilirseniz şimdi koparabilirsiniz" şeklinde akıl vermekte ısrarlı olduklarını gösterdiler ve bu tutumu bugün de devam ettirmeye çalışıyorlar.

Kışkırtıcılık mı, gazetecilik mi?
Bir taraftan Kandil'dekileri kışkırtmaya çalışıp, örgüt içinde "silahlı mücadele bitmiştir" açıklamasından rahatsız olan unsurları ortaya çıkarmaya uğraşırken, aynı zamanda terör şeflerinin yaptıkları açıklamalardan, Türkiye'ye şu mesajı vermeye çalıştılar "görüyorsunuz iş daha bitmedi, örgüt güçlenmiş olarak geri dönecek, talepler karşılanmazsa şiddetli bir çatışma kaçınılmaz olacak, örgüt iddialarından vazgeçmiş değil." Ne gazetecilik ama!
Bu gazeteci yazarların kariyerlerinin bir kısmını, bir dönem "Kürt Sorunu" diyerek yazdıkları üzerinden kazandıkları düşünülürse, "çözüm sürecine bu kadar tahammülsüz olmalarını" nasıl açıklamak gerekir? Elbette ki "bundan sonra ne iş yapacağız" telaşında olacaklarını söyleyemediğimiz gibi, "bizi neden çözüme dâhil etmediniz" kıskançlığında olacaklarını söylemekte gerçekçi bir izah olmayacaktır!
"Türkiye'deki terör sevdalılarının" bir kısmı, doğrudan doğruya terörün içinde veya arkasındaki güçlerle fikri, siyasi veya ekonomik bağlarla ilişkilidir. Otuz yıl gibi uzun bir süre devam etmiş kanlı olayın, yerel, bölgesel, uluslararası bir şebekeyle bağlantılı olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Devletten sivil topluma, medyadan ekonomik çıkar gruplarına ve bölge ülkelerinden, uluslararası servislere kadar uzanan çok bileşenli, çok aktörlü bir şebeke içinde birçok unsur bulunmaktadır.
Bu ağın bir yerinde konumlanmış olanların, terörün devam etmesine dönük gayretleri onların varlıklarını sürdürme çabası olarak da yorumlanabilir. Terör yapılanmasının dayandığı konjonktür Irak-İran-Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler kadar, bu ülkelerin iç yapılarına, bölgeyle ilgisi iki yüz yıllık bir geçmişe uzanan "Batı'nın politikalarına" kadar dayanmaktadır.
Barışın düşmanları
Türkiye'nin bu konjonktürdeki değişimi yönetmesi, içeride sürdürdüğü demokratikleşme ve istikrar içerisinde kalkınma siyasetini devam ettirmesi, otuz yıl sonra terörü "çözüm sürecine" sokmayı başarması kolay bir iş değildir. En büyük zorluk terörün içeride, siyaset kurumunda yarattığı etkiler ve bunun sivil uzantılarına kazandırdığı güçtür. Devlet içindeki militer ve bürokratik unsurlar "terörü ve terörle mücadeleyi Türkiye'nin demokratikleşmesine karşı bir yapıya dönüştürmüş", anti demokratik mekanizmaların sürdürülmesi için buradan önemli bir güç devşirmişlerdir.
Son günlerde, devletin özellikle Milli İstihbarat'ın, terör yapılanmasını çözmek için uyguladığı stratejiyi bozmak için, Ergenekon örgütüyle bağlantısı artık iyice ortaya dökülmüş medya üzerinden devlet ve terör örgütünün elebaşı arasındaki görüşmelerin deşifre ederek sunulması, çözümü engellemek için yapılan son hamlelerden biridir. Yine bugünlerde Kandil'le yapılan başka görüşmelerde "örgütün emin adımlarla kendi yolunda ilerlediği" mesajı verilerek, sürece karşı toplumda güvensizlik yaratılmak istenmesi şaşırtıcı değildir.
Etnik mesele üzerinden Türkiye'nin bölünmesi konusunda hevesleri kursaklarında kalanlar, son ümitle bu yola başvurmaktadır. Terörü özleyenlerin Türkiye'ye karşı hamlesine en iyi cevap, çözüm sürecini başarıyla yöneterek "bin yıllık kardeşliğin" devamını sağlamaktır.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Belgrad Ormanı'ndaki devasa çukur şaşkına çevirdi

Bakan Soylu, Salgınla Mücadele Değerlendirme Toplantısı'na katıldı

8. Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümünün üzerinden 28 yıl geçti