• $8,3207
  • €10,1285
  • 499.378
  • 1454.25
30 Ocak 2014 Perşembe

Millet iradesinden korkmak

Bazılarının "milli irade" sözünü duyar duymaz tüylerinin ürperdiği görülüyor. Bunlar için "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ibaresi, bugün ancak "sandıktan çıkan çoğunluğun" işine yaradığı için açıkça söylemeseler de, kabul edilemez bir cümledir. Bunun için gerekçeleri hazırdır: Milli irade çoğunluğun yani sandığın iradesi olduğu müddetçe buna tahammül edilmesi beklenmemelidir. Türkiye'nin geleneksel iktidar elitlerini oluşturan bürokratlar, militer kadrolar bir türlü tek partili, tek düşünceli siyaset anlayışındaki "devlet eşittir toplum" fikrinden hareket eden, otoriter zihniyetle milli iradeyi kabul etmezler.
Milli irade, çoğunluğun iradesi midir? Yahut sandığın iradesi midir? Elbette ki milli irade sandığın iradesidir. Çoğunluğun tercihi, milletin iradesini yansıtmaktadır. Mesela bugün iktidar, seçim sonuçlarına göre milletin iradesini yansıtmaktadır ve bu %51'in içerisinde, diğer oranlarda oy almış olanların rızası da temsil edilmektedir.

Kimin çoğunluğu
Neden mi? Bir defa demokratik sistem, çoğunluk tercihlerinin Meclis'te ve hükümette iktidar olmasını temel kabul eden bir sistemdir. Ve kim bu çoğunluk tercihini yansıtırsa, diğer görüşlerin de bunu kabul etmeleri onların varlıklarının meşruiyetini teşkil eder. Yani çoğunluğun iradesi mutlak değil, görelidir ve her parti teorik olarak bu çoğunluk durumuna sahip olmak için örgütlenmiş bulunmaktadır.
Bu açıdan bakınca, Başbakan Erdoğan'ın "biz milletin iradesini temsil ediyoruz, arkamızda milli irade var" derken aynı zamanda bütün seçim sürecinin içinde yer almış olan farklı görüşleri de temsil ettiğini de kabul etmek gerekir. Demokrasinin çoğunluğun iradesine dayanan bir sistem olması, kaçınılmaz bir biçimde bunu gerektirmektedir.
Hemen şu itirazların geldiğini duyar gibiyim: "Demokrasi çoğunluğun değil, çoğulculuğun rejimidir. Çoğunluğun iktidarını savunmak çoğulculuğa karşıt bir tutumdur."
Demokrasiden, millet iradesinden ümidi olmay
anların böyle bir tutum takınması, millet iradesine rağmen devlet mekanizmasını kontrol etme arayışının ifadesidir. Çoğunluk iktidarının, milli iradeyi temsil etmesi, aynı zamanda Meclis'te bulunan bütün siyasetçilerin hukukunu temsil etmesi demektir. Meclis'te vücut bulan milli irade, hükümetin oluşumuna, kuruluşuna ister evet diyerek, isterse hayır diyerek muhalefet etsin, bu neticeyi değiştirmez. Temel olarak Meclis, siyasetin bütün unsurlarını temsil eder ve "icrayı" çoğunluk tercihlerine göre oluştururken muhalefetin de siyasi hukukunu temsil eder.

Milli irade kimin iradesidir?
Şu noktanın açıkça görünmesi gerekir ki Meclis'teki çoğunluk, aynı zamanda muhalefetin kurumsal meşruluğunu temsil ettiği gibi, muhalefetin varlığının da yani çoğulculuğun meşruluğunu da temelini oluşturur.
Kısaca şunu belirtelim ki "siz milli iradeyi temsil etmiyorsunuz söylemi" problemli bir ifadedir ve demokrasinin dayandığı ilkeleri benimsemeyen "antidemokratik bir zihniyeti" yansıtır. Bugün iktidar %51 çoğunluğuyla milli iradeyi, Meclis'in yapısını, muhalefetin fonksiyonlarını kısaca siyaset kurumunun meşruiyetini temsil etmektedir. Milli iradeyi, çoğunluğun iktidarını savunmadan çoğulculuğu savunmak mümkün değildir. Çoğunluğun fonksiyonel olmadığı bir yerde demokrasiden bahsedilemez.
%51 oy alan bir partinin, bürokratik kurallarla- mekanizmalarla işlevsiz hale getirilmesini savunmak demokrasi yoluyla hiçbir şeyin yapılamayacağını söylemek demektir. Seçilmişler, iktidar olduklarında yaptıklarının hesaplarını bir başka seçimde halka vererek, demokratik sistemin gereğini yaparlar. Aksi takdirde, seçilmişler hiçbir şey yapamayarak, devletin bütün fonksiyonlarını hesap vermeyecek bürokratlara teslim etmiş olurlar. Bu ülkede yıllarca bir "azınlığın iktidarına" son veren çoğunluğun ve milli iradenin iktidarına bu tür itirazların yapılmasına şaşmamak gerekir. Çoğunluğun iktidarına itiraz etmek "azınlığın saltanatının" devam etmesini istemektir.

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı