• $ 7,8537
  • € 9,4197
  • 449.638
  • 1328.73
Reklamı Kapat

Sistem değişimiyle bölücülük tarihe mi karışacak?

Sistem değişimi ne getirecek, neyi değiştirecek? Bu soruya verilebilecek birçok cevap vardır ama bunlar inde en önemlilerden biri şüphesiz ‘ayrılıkçı siyasetin tükenişi’ olacaktır. “Ülkemizde ‘parlamenter sistem’ adı altında yapılanmış olan anti-demokratik siyasi yapı, terör örgütünün hem sahada etkinlik kazanmasına fırsat vermiş hem de onun siyasi uzantılarının bu yapının zaaflarını kullanarak Türkiye karşıtı her türlü hareketi, terörü haklılaştırma girişimini siyasi faaliyet olarak yürütmesine imkân sunmuştur.”

Sistem değişimi, demokratik süreci güçlendireceği için ayrılıkçı hareketin siyasi olarak sonunu hazırlayacağı gibi, demokrasi içinde devletle halk arasındaki entegrasyonu güçlendirerek terör örgütünün halk üzerindeki nüfuzunu ortadan kaldırıp, terörle mücadeleyi daha etkin ve sonuç odaklı hale getirecektir. Peki, bunlar nasıl olacaktır?

Terörü savunmak siyaset mi?

Terör eylemleriyle dökülen kanın, vahşetin kabul edilmesi, kamuoyunda hoş görülmesi mümkün olmayacağı için, bir gerekçe oluşturularak savunulacak bir siyasi dil üretmek üzere parti örgütlenmesine gidildiği açıktır. Örgüt kan dökerek ulaşamayacağı hedeflerini parti vasıtasıyla, kamuoyu yaratarak elde etmeye, bilhassa uluslararası planda dillendirmeye dönük sözde siyasi faaliyet yapmayı gerekli görmüş, buna önem vermiştir.

“Bu çizgideki partiler, siyaseti bazen terör eylemlerini haklılaştıracak bir araç, bazen de terör örgütünün bölgede yaptığı eylemlerin etkisiyle (halk üzerinde oluşturduğu korku, yılgınlık ve çaresizlik sendromuyla) kendisine açılan alanda durumu fırsat bilip, ‘Kürtleri’ temsil etme iddiasıyla politik bir güç devşirmeye kalkışmışlardır. Bir anlamda PKK, terör eylemleriyle baskı altına aldığı yerlerde kendisine toplumsal taban oluşturacak siyasi çalışmalar yapan bir partiye sahip olduğu gibi, aynı zamanda yaptığı katliamları, Meclis dâhil birçok platformda farklı düzeylerde savunan bir parti vasıtasıyla kamuoyu oluşturacak bir kadroya da sahip olmuştur.”

Mevcut sistem içinde ‘devlet ile toplum’ arasında yaşanan çelişkileri, bütün demokratikleşme reformlarına rağmen çözmek mümkün olmamıştır. Halkın demokratik süreçlerde, siyaset yaparak bu yapıyı dönüştürme çabalarını, devlet içinde örgütlenmiş bulunan ‘siyasi ve askeri bürokrasinin’ darbelerle/müdahalelerle engellemeye çalıştığını, bugüne kadar çok kere izah etmeye çalıştım.

Yeni sistem bütünleştirir

“Kısaca ifade edilirse, bunun en olumsuz sonuçlarından biri, kendi halkıyla problemli olan devlet yapısının, halkına güvenmediği için, daha fazla ‘dış desteğe’ muhtaç kalmasıdır. Bunu da müttefiklik kapsamında Batı’yla kurulan ilişkilerde aramıştır. Batı, bu durumu Türkiye üzerinde baskı yapmak için fırsat olarak değerlendirmiştir.” Türkiye, taleplerini karşılamakta direnmeye kalktığı zaman da PKK/PYD ile işbirliğinde olduğu gibi, Batı her türlü yolu kullanmıştır. Batı’nın terör örgütleriyle dansını bu bağlamda ele almak gerekir.

“Başkanlık sisteminde, ‘başkan yani yürütme kurumu’ doğrudan halk tarafından seçileceği için, bölücü hiçbir hareket, hiçbir başkan adayı ayrılıkçı iddialara dayanarak başkan seçilme ihtimaline sahip olmayacaktır.” Ülke bütünlüğünü, millet egemenliğini, yurttaş temelinde eşitliği öngörmeyen, bölücü/ayrılıkçı bir dile dayanan hiçbir hareketin başkanlık sisteminde siyaseten var olması imkânsızdır. Bu durumun neticelerinden biri, demokratik süreçte yer alan partilerin, siyasi bir işlevinin olması için etnik, cemaatsel, zümresel, sınıfsal ayrılıkçı bir dil yerine entegre edici bir siyasi dil geliştirmek durumunda kalmaları; ikincisi ise, görevleri halkın taleplerini siyasete taşımak olan partilerin ‘teröre karşı tavır alarak’, siyaset sahnesinde meşru varlıklarını korumaları olacaktır.

Türkiye mevcut sistemi değiştirerek, darbeler üreten, ülkeyi dışa bağımlı kılan, millet iradesinin devlete yansımasını önleyen bir yönetim biçiminden kurtulmakla kalmayacak aynı zamanda ayrılıkçı/bölücü siyaset anlayışının da sonunu getirecektir.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

Kim kaybedecek?

23.02.2017

Milli ekonomi

16.02.2017

Fransa'da sokaklar savaş yeri

Fransa'da sokaklar savaş yeri

Yer siyah gök beyaz! Beşiktaş, zafer sarhoşu

Yer siyah gök beyaz! Beşiktaş, zafer sarhoşu

Kadıköy'de ortalık böyle karıştı! Kare kare o anlar

Kadıköy'de ortalık böyle karıştı! Kare kare o anlar...