• $13,387
  • €15,1893
  • 766.788
  • 1809.65
20 Şubat 2017 Pazartesi

Milliyetçilerin oyu

En çok tartışılan konuların başında referandumda milliyetçilerin vereceği oyun rengi gelmektedir. Bu tartışmaların çoğu kere göz ardı ettikleri anlamak istemedikleri husus milliyetçilik, milli devlet, bağımsızlık ve demokrasi arasındaki ilişkidir. Milliyetçiler bir ülkede her şeyden ve herkesten önce ülkenin bağımsızlığını savunan bir ideolojinin mensuplarıdır. Bu referandumda da milliyetçilerin kararını şekillendirecek temel faktör bu olacaktır.

“MHP’nin referandumdaki tavrı açık olduğu için bu siyasi partiye gönül vermiş olanlardan ve MHP yönetimine muhalif birkaç isim ve onların etrafında yer alan ‘bir gruptan’ da bahsetmediğimi burada belirtmem gerekir. İster bir siyasi partiye, isterse muhtelif partilere oy vermiş olsunlar, orada siyaset yapsınlar veya yapmasınlar, benim tartıştığım doğrudan ‘milliyetçi düşünceye, milliyetçilik hassasiyetine’ sahip olanların önümüzdeki referandumda alacağı tavırla ilgilidir.”

Saldırı bağımsızlığımızadır

Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadığı olayın doğrudan doğruya ülkenin bağımsızlığına karşı bir saldırı niteliği taşıdığı, yönetimini ele geçirerek ülkeyi işgal ve bölme girişimi olduğu açıktır. Devletin milli unsurları, milletle birlikte bu ihanet girişimini bastırıp mağlup etmiş olmakla beraber, ortaya çıkan bir başka gerçek vardır. Mevcut sistem parlamentarizm adı altında sadece ‘militer-bürokratik tahakküm’ düzenini olarak değil, aynı zamanda dış destekli askeri darbe ve müdahalelere açık, daha doğrusu onlarla birlikte var olan bir mekanizma halinde işlemektedir.

“1920’lerde milli mücadeleyi kazanmış, Cumhuriyeti kurmuş Büyüm Millet Meclisi önce Batıcı aydın/bürakrat kadrolar vasıtasıyla, sonra cuntacı/NATO’cu militer unsurlar tarafından etkisiz bir kuruma dönüştürülerek, devlet mekanizmasına nüfuz edilmiştir. Milli mücadelenin bağımsızlık anlayışından, Kuvva-i Milliye ruhundan uzaklaşmanın neticesi Batı vesayetine girmiş bir devlet düzeni ve ona egemen olmuş ‘devşirme büroratik/militer’ kadrolardır.”

15 Temmuz, bütün bu hastalıklı yapının nasıl bir yere evrildiğini gösteren bir olaydır, bu sebeple bu darbe girişimini ‘bir cemaatin’ kendi başına bir teşebbüsü olarak görmek eksiktir; FETÖ yapılanması Türkiye’ye dönük müdahalelerin en kapsamlısıdır ve ‘sahibinin sesidir’. “Batı sistemi, şimdiye kadar askeri darbeleri Türkiye’yi kontrolde tutmak için kullanırken, 15 Temmuzda işgal etmek, parçalamak bağımsızlığına son vermek için bu yapıyı devreye sokmuş görünmektedirler. Bunun sebebi açıktır: Türkiye demokratikleşme sürecinde kontrol edilemez şekilde ilerlemektedir ve demokrasi aynı zamanda ülkenin bağımsızlığına giden yoldur yani Türkiye’yi vesayet altında tutmak için artık sadece darbeler yetersiz kalmaktadır.”

Milli tavır

Dikkat edilirse, 15 Temmuz başarısızlığa uğratıldıktan sonra Türkiye’ye karşı iki farklı alanda operasyona girişilmiştir. Bunlardan biri, PKK/PYD, DAEŞ, FETÖ terör örgütlerinin işbirliği ile başta büyük şehirler olmak üzere, kitlesel katliam girişimleri yaşanmıştır ki, bunlara karşı devlet tarihinin en büyük mücadelesini amansız bir biçimde sürdürmekle kalmayarak, terörün sınır ötesindeki mevzilerine karşı da doğrudan temizlik operasyonlarını yürütmeye başlamıştır. Suriye ve Irak’ta yapılan sınır ötesi askeri mücadele bunun etkili olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır.

Ülkenin maruz kaldığı bir diğer operasyon alanı ise ekonomidir. Türkiye’ye boyun eğdirmek isteyenler ekonomide bir kriz senaryosunu uygulayarak ülkeyi teslim olmaya zorlamışlardır. Hükümetin arka arkaya uygulamaya soktuğu yeni büyüme anlayışına dayanan politikalar ekonomide kısa sürede canlanmayı sağlayacak işaretleri şimdiden ortaya koymuştur.

“Netice ortadadır, bir tarafta ülkenin demokratikleşmesini engelleyen, Batı’ya bağımlı tutan, darbelere, müdahalelere açık bir yönetim sistemi, diğer tarafta da ülkenin önünü açmayı demokrasiyi ve bağımsızlığı yükseltmeği amaç edinen bir değişim projesi vardır. Bu durumda milliyetçilerin tercihinin bağımsızlıktan, demokrasiden değişimden yana olduğunu söylemeye gerek var mı?”

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor