• $13,7149
  • €15,5621
  • 786.561
  • 1910.41
9 Şubat 2017 Perşembe

Ekonomiye milli kaynak yaratmak

Bugünlerde neredeyse herkes Türkiye Varlık Fonu’nu konuşuyor. Varlık fonlarının dünyanın çeşitli ülkelerinde önemli ekonomik işlevleri olduğu ve bunlardan en büyüklerinden birinin de Norveç’e ait olduğu konunun ilgilileri tarafından bilinmektedir. Bugün dünya üzerinde yaklaşık seksen varlık fonunun büyüklüğü on trilyon doların üzerindedir.

Ülkelerin ekonomik kaynaklarının piyasaya intikalinin muhtelif yolları bulunmaktadır. Bilhassa kamuya ait kaynakların ekonomik olarak değerlendirilmesi yani verimlilik prensiplerine bağlı olarak yatırım, istihdam, rekabet, büyüme gibi ekonomik süreçlerdeki etkinliği çok önemlidir. Gelişmekte olan ülkelerde finans piyasalarının derinlik kazanması bakımından, bankaların, sigorta şirketlerinin, borsaların hatta emeklilik ve işsizlik sigortası gibi sosyal fonların yapıları iyi yönetilmeleri halinde önemli birer kaynak olmaktadır. Bunların her birinin piyasaya nasıl sokulacağı nasıl bir derinlik kazandıracağı ise bir yöntem meselesidir.

Büyümede yerli kaynak

Özellikle ekonomik büyümede kaynak sorunu, tasarruf ihtiyacı yaşayan Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından konu çok önemlidir. Bu bağlamda varlıkların piyasaya intikalini düzenlemek büyük bir imkân oluşturacaktır. Bu bakımdan Türkiye Varlık Fonu’nu İmparatorluk günlerindeki bazı fonlara benzetmeye kalkmak, hele hele Duyun-u Umumiye nitelemesi yapmak ya meseleyi anlamamak ya da art niyetli olmakla açıklanabilir. “Unutmayalım ki o günlerde fonlar yabancıların milli kaynaklara el koyması yoluyla ihdas edilmişti. Bugünlerde Varlık Fonu’yla yapılmak istenen şey; ekonomik kaynakların farklı piyasalara sunulması, bazı potansiyel doğal kaynakların ekonomiye katılması, kamunun elindeki kuruluşların menkul kıymet olarak iktisadi süreçlerde yer alması, piyasada düzenleyici çeşitlik ve derinlik yaratacak imkânlar haline getirilmesidir.”

Bunlara ‘ama nasıl denetlenecekler?’ diye itiraz etmek; geleneksel bürokratik denetleme mekanizmalarıyla bunların denetimini talep etmek, piyasa denetimini yani rekabet etkisini yok saymak, birim/sermaye verimliliğini hesaba katan yaklaşımları kabul etmemek, modern ekonomilerdeki bağımsız denetim kuruluşlarının ölçümlerini görmezden gelen tavırlar almak meseleye eski zihniyetin içinden bakmak demektir. “Bürokratik akıl karşısında iktisadi akılla tercih yapmak; çağdaş iktisadi zihniyeti yansıtır ki bugün piyasa ekonomisinin kurumsallaştığı ekonomilerin temel özelliği bu noktada ortaya çıkmaktadır.”

Küresel rekabette milli birikim

Türk ekonomisinde kamu kaynaklarının iktisadi süreçlere sokulması başlangıçta zaruri olarak doğrudan doğruya kamunun bir müteşebbis gibi işletmeler kurarak mal ve hizmet üretimine yönelmesi şeklinde olmuştur. “Zaman içinde çoğu kere yersiz eleştirilere muhatap olsa da Türk ekonomisinin ‘harekete geçme’ aşamasına kadar kamu iktisadi kuruluşlarının ve teşebbüslerinin temel endüstrilerin kurulmasındaki rolü vazgeçilmez ve inkâr edilemezdir. Burada yaşanan sorunlar çoğunlukla Türk ekonomisinin dünya ekonomisiyle eklemleşme ve stratejik yönelimlerindeki yanlışların ortaya çıkardığı ‘devletçi politikalarla’ ilgilidir.”

1980’lerden sonra bu sorunların aşılması için takip edilen politikaların esasını özelleştirmeler oluşturmuştur. Ekonomide kamu girişimciliğinin verimsizlik, kaynak israfı, bürokratizasyonun iktisadi rasyonaliteyi dışlayan zihniyetinin yarattığı sorunlar kadar özelleştirme politikalarının da sorunlu olduğu birçok örnek vardır. Özelleştirme uygulamalarının üretim kaybı başta olmak üzere rekabet etkisini yok ederek kaynak israfına sebep olmak, kamu tekeli yerine özel tekellere yol açmak gibi birçok yan etkisi olmuş hatta büyümeyi negatif olarak etkilediği görülmüştür.

Bu anlamda Türkiye Varlık Fonu uygulaması ile kamu kaynaklarının iktisadi süreçlere (eski KİT mantığının da özelleştirmeci mantığın da dışında) bir cevap vererek, onların sebep olduğu sorunları aşma imkânı gündeme gelecektir.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler