• $13,383
  • €15,2098
  • 769.63
  • 1839.37
1 Şubat 2017 Çarşamba

Sistem değişimi veya bütün iktidar halka!

Sistem değişimi ile ilgili tartışmalar sadece uzamakla kalmıyor, gidip Cumhuriyetin kuruluş meselesine hatta Atatürk’e kadar ulaşıyor. Mustafa Kemal Paşa’nın fiilen başkan olup olmadığı konuşulup, şimdi yapılmak istenen değişikliğin buna benzeyip benzemediği üzerine yorumlar sürüp gidiyor.

Baştan belirlemek gerekir ki, Türkiye Devleti İmparatorluktan Cumhuriyete geçerek rejim değiştirmiştir fakat demokrasiye geçiş oldukça uzun sürmüştür. 1920’de kurulan Büyük Meclis’in ilk anayasası olan 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kuvvetler birliğine dayanan bir yapıya sahiptir ve bu anlayışla Meclis hükümeti kurulmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1924 Anayasası ile de kuvvetler ayrımına geçildiği söylenemez, bununla beraber İmparatorluğun son döneminde olduğu gibi Cumhuriyetin otoriterleşme sürecine yönelmesine hatta diyebiliriz ki tek parti yönetimine geçilmesine kadar sistem çok partililiğe açıktır.

Otoriter cumhuriyetten demokrasiye

Cumhuriyetin ilk yıllarında bile başta komünist ve sosyalist partiler olmak üzere birçok parti bulunmaktadır, öyle ki Atatürk bir resmi ‘Komünist Parti’ dahi kurdurmuştur. İlginçtir, resmi olarak tek parti düzeni kurulana kadar sistem ne tam anlamıyla parlamenter ne de başkanlık sistemi denilecek bir yapıya sahip olmadığı halde demokrasiye, çok partililiğe açıktır. “Kısaca denilebilir ki, bizde sistem Meclis hükümetlerinden tek parti otoriterizmine, oradan demokrasiye geçişle birlikte parlamentarizme doğru evrildikten sonra, şimdi de başkanlık sistemine doğru bir değişim geçirmektedir. Burada benim üzerine basarak vurguladığım husus ise, 27 Mayıs müdahalesiyle sistem şeklen parlamenter görünmesine rağmen, militarizmin iktidarının yükselip, Meclis’i etkisiz kılacak şekilde bastırmış olmasıdır.”

Aslında başkanlık sisteminin de parlamenter sistemin de demokrasi içinde işlediği birçok örnekten bahsedilebilir. Sorun birinin daha demokrat olup olmamasıyla ilgili değildir; bu bakımdan sistem meselesini savunurken ya da karşı çıkarken, ülkenin yaşadığı sorunlar, yaşadığı olaylar açısından mesele ele alınmalıdır.

Toplumsal yapılar, siyasetin kurumsal ilişkilerini olduğu kadar devlet ve toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen temelleri, zemini oluştururlar. Nasıl başkanlık sisteminin örnek modeli diye bahsedilen uygulama ABD’nin tarihsel tecrübesinden doğmuş, Amerikan toplumunun toplumsal ve kültürel yapısına göre şekillenmişse ve nasıl yarı başkanlık sistemi Fransa’nın toplumsal siyasal geleneği içinde gelişmişse, Türkiye’deki sistem değişim sorununa da bu bağlamda bakmak gerekmektedir.

İktidar kimin?

Türkiye’nin siyasi tecrübesinin geliştiği toplumsal yapı, siyasi kurumların oluşumu, siyasal kültürü önemli bir olguya işaret etmektedir. Bu olgu, devlet ve toplum ilişkilerinde İmparatorluktan bu yana biçimlenen, etkileri farklı ideolojik içerikte olsa da devam eden bir geleneğin ürettiği bir sürecin eseridir. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın bu toplumda siyasal bürokrasinin devlet içinde üç alanda temerküz etmiş varlığı ve gücü sınırlandırılamamıştır. Bunlardan biri bürokrasinin politik gücü, ikincisi ideolojik gücü, üçüncüsü ise ekonomik gücüdür. Siyasal bürokrasi politik gücünü devleti sınırlandıracak, dengeleyecek çoğulcu bir toplumsal/sınıfsal yapının mevcut bulunmamasından ve silahlı müttefiklerinden almaktadır. İdeolojik gücü, Batılılaşma akımının pozitivist ilerlemeci yorumunun hegemonik üstünlüğünden devşirmiştir; ekonomik gücünü ise devletin imkânlarıyla eklemleşen kapitalist unsurlarla birlikte üretmektedir. “Sistem açısından sorun burada ortaya çıkmaktadır; şeklen parlamenter olan sistem içinde devlet örgütlenmesinde yerleşik hale gelen bu iktidar zümresi, Meclis’i etkisiz hale getirip devlet içindeki iktidar alanını derinleştirmiş bulunmaktadır.” Yargıçların askerlerden brifing aldığı ideolojik yargı düzeni, sermayenin renklere göre iş gördüğü bir ekonomik işleyiş mekanizması, bu durumun en hastalıklı örnekleridir.

Şimdi Türkiye sistem değiştirerek ‘parlamenter sistem’ içinde egemen olan bu tarihsel iktidar zümrelerini tasfiye ederek, bütün iktidarı halka vermek istiyor.

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler