• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
2 Şubat 2017 Perşembe

Milliyetçilere saldırmanın dayanılmaz hafifliği

MHP siyasal kimliği olan bir partidir. Bu siyasal kimliğin ana ekseninde yurtseverlik ve bağımsızlık ideolojisi olarak milliyetçilik vardır. Bunun içindir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin yüz yüze geldiği tehditlere karşılık vermek için yaptığı çağrıya bu hassasiyetlere sahip MHP’den cevap gelmiştir. Buna gösterilen tepkiler ya Türkiye karşıtlarıyla aynı yerde duranların ya da çıkarları yüzünden siyasal körlüğe mahkûm olmuş olanların tavrıdır. Bu tavrın sahipleriyle birlikte bugünlerde nerede bir kripto nerede bir GLADYO devşirmesi varsa hepsi söz birliği etmişçesine ağzını MHP diye açıp Bahçeli diye kapatmaktadır.

Bunları teker teker ele almak saldırgan söylemlerini analiz etmek psikolojik açıdan faydalı olabilirdi fakat bu koroyu oluşturanların psikolojilerinden çok onların saldırılarının politik maksadını anlamak daha önemlidir; çünkü bu saldırı cephesinde yer alanların ortak hedefi Türkiye’nin bağımsızlığı ve demokrasisidir. Diyebiliriz ki, onlar 15 Temmuz’dan bu tarafa Türkiye’nin bağımsızlığı ve ülkenin birliğini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutacak şekilde davranan Bahçeli’ye bilhassa Türkiye’nin varlığını tehdit eden dış müdahalelere karşı tavizsiz bir biçimde demokrasiyi ve devleti savunduğu için tahammülsüzdürler.

Demokrasi güçlü Türkiye demektir

MHP lideri Bahçeli, demokrasiyi daha güçlü bir hale getirecek, devleti millete daha fazla hizmet edecek bir kuruma dönüştürecek, etkinliğini artıracak bir gelişme olarak ‘sistem değişimine’ destek verdiği için, için bütün bu saldırıların hedefine oturtulmuştur. Bahçeli’nin kendi partisi içinde rakipleri tarafından eleştirilmesi elbette işin doğası gereğidir, onların kendilerine göre farklı yaklaşımları savunması siyasi faaliyetin en temel neticeleri arasındadır. Bununla beraber, hayatları boyunca milliyetçilikten nefret etmiş, milliyetçi düşünceye dair ciddi bir fikir sahibi olmayı bırakın, küfür edebiyatı dışına çıkamamış gazeteci/yazar sıfatına sahip olan bazılarının ya da kim olduğu meçhul ‘sarı çizmeli’ türünden kimilerinin medya ortamlarında MHP’ye dönük ancak kendi cehaletlerini yansıtan o zavallı söylemlerine ne demeli?

Bir zihniyet olarak milliyetçilik düşmanı çevrelerin, bu defa MHP’ye saldırırken akılları sıra milliyetçi bir söylemi taklit ederek buradan netice elde etmeyi ümit etmeleri de ayrıca gariptir. Yakın zamanda bunları yazıp çizenler kimlerdir diye baktığımızda, en dikkati çekenler arasında sadece milliyetçilik düşmanı bir zihniyeti değil aynı zamanda 12 Eylül’den sonra cuntayı savunanları, 28 Şubat’ta gazetelerinde demokrasi düşmanlığının bayraktarlığını yapıp 28 Şubatçıların sözcülüğüne soyunmuş başyazarları, ülkenin demokratikleşme adımlarına, özgürleşmesine karşı cansiperane mücadele eden faşizan güruhu görürsünüz.

Onlar bu ülkenin milliyetçilerinin demokratikleşme mücadelesinin yanında olmasından rahatsız oldukları için, MHP’yi Türkiye’ye karşı bir operasyon partisi olarak kullanamayacaklarını anladıkları için rahatsızdırlar. Bahçeli’nin suçu bellidir, bütün bunlara engel olmak yetmezmiş gibi şimdi de devleti ve demokrasiyi kuvvetlendirecek yeni anayasa sürecine destek vermiş olmasıdır.

Korkunun faydası

MHP’ye saldırmak için kurgulanmış, bazı sorular etrafında şekillenmiş bir söylemi sadece şöyle bir irdelemek bile bu saldırıların ipliğini pazara çıkarmaya yetecektir. Bahçeli‘ye ‘Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemeyecek diyorsunuz, ya gelen başkan bunu kendi kararıyla değiştirirse bunu nasıl önleyeceksiniz?’ diye soranlar, hazırlanan anayasa değişikliği metnine bakmış olabilirler mi? Bahçeli’ye ‘Yeni anayasanın tek parti rejimi yaratarak muhalefet partilerini ortadan kaldırıp, milli iradeyi yok edecektir’ diyerek onu eleştirdiğini zanneden başyazarın niyeti ne olabilir? Türkiye’de devletin etkin yönetilememesi sorununun sorumlusunun sistem olmadığından dahi bahsedildiğine göre söylenecek fazla bir şey yoktur.

Efendiler başkanlık sisteminden neden bu kadar korktuğunuzu biliyoruz; sizin bilmediğiniz ise bu ülkenin milliyetçilerinin, yurtseverlerinin sizin kim olduğunuzu bilmeleridir.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor