• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
03 Aralık 2020 Perşembe

Salgına rağmen ekonomi nasıl büyür!

2020 üçüncü çeyrekte Türk ekonomisinin dünyanın en hızlı büyüyen Çin’i bile geride bırakarak % 6.7’lik bir orana ulaşması yine birçok kişiyi şaşırtmakla kalmayıp; sanırım bazılarını üzmüştür bile! Hemen ‘baz etkisinden’ ya da başka gerekçelerden bahane arayışına girmeye kalkmaları sürpriz sayılmamalıdır.

Türkiye ekonomisinin, bölgesel ve küresel sorunlara, gerilimlere bu çerçevede karşılaşılan dış operasyonlara, tarihsel olarak bünyesinde tarihsel olarak süregelen yapısal bazı sorunlara rağmen sarsılmadığını, krize girmediğini görenler; bütün ümitlerini Kovid 19 salgının karşısında direnemeyeceğine bağlamış olmalıdırlar. Bunda da yanıldıklarını gösteren birçok veriden bahsetmek mümkün; sadece dış ticaret verilerinden söz ederek şu soruya doğru cevaplandırmadan bu konuda yapılacak tahminlerin yanıltıcı olacağının altını çizmek isterim. Soru şu: Bütün olumsuz şartlara rağmen, dünya ekonomilerinde ‘küresel salgın krizinin’ meydana getirdiği küçülmeler karşısında, pazarın daraldığı bir ortamda bu kötü zamanlarda bile Türkiye bir ayda ihracatını 17 milyar dolara nasıl çıkarmıştır?

İKTİSADİ RASYONELLİK

İktisat teorisinde Keynes’in yeri tartışılırken onun öneminin büyük krizlerden sonra kavrandığı söylenir. Sadece 29 Büyük Buhranı’ndan değil, 2008 Küresel Krizi’nden çıkışta da Keynes’in ortaya koyduğu politikaların rolünden bahsedilmektedir ki Batılı ekonomilerin ‘Pandemi Krizi’ diye adlandırılabilecek olan bu üçüncü kriz devresinden çıkışta da şimdiden ona müracaat ettiklerini gösteren birçok örnek vardır. Keynesçi yaklaşıma yapılan birçok eleştiri vardır fakat en çok kabul göreni onun iktisat politikalarının kısa dönemli olduğu uzun vadeli gelişme stratejisine uygun olmadığıyla ilgilidir. Onun bu eleştiriye verdiği cevap ilginçtir: “Uzun dönemde hepimiz öleceğiz”.

Burada ayrıntısına girecek değilim fakat Keynes’ten bahsetmem sebepsiz değildir; onun yaklaşımı ileri derecede sanayileşmiş ekonomiler içindir; ilgisi nasıl kalkınırız ya da kalkınma stratejilerini değil, bu sorunu aşmış kapitalist ekonomilerde piyasa mekanizmasının makro dengesizliklerinin yarattığı krizleri aşma odaklı politikalardır. Kısaca, gelişmiş ülkelerinin ekonomik yaklaşımlarıyla kalkınma sorunlarını anlamak sorunludur.

ÜLKEYİ ANLAMA SORUNU!

Türk ekonomisi neden durmuyor? Kurumsal ekonomi yaklaşımı bu konuda bize geniş bir açılım sunacak niteliktedir. İktisatçı Veblen iktisadi olayları dar bir ‘piyasa rasyonalitesine’ indirgeyen klasik ve neo-klasik teorik yaklaşımın yetersiz olduğunu çünkü iktisadi davranışların ve süreçlerin arkasında çeşitli tutumlar, zihniyet kategorisi içinde yer alan motivasyonlar, gelenekler, inançlar, eşya ve insan ilişkilerine karşı alınan vaziyet ve bunlara dayanan mantıksal tavır yer almaktadır. Bunlara kültürel kurumları, tarihsel yapıları ve onların ürettiği rasyonaliteyi de katabiliriz.

Söylemek istediğimiz husus şudur: Türkiye ekonomisinin dinamizmini kavrayamayan, yalnızca AK Parti’yi peşinen mahkûm etmek isteyen önyargılı olanları bir tarafa koyarsak, anlayamayan bazı yazar ve iktisatçıların esas itibarıyla bakış açılarının teorik olarak da sorunlu olduğunu görmek gerekir. 

<p>Peki, pandemi sürecinin psikolojimizi ve aile yapımıza olumlu ve olumsuz etkileri neler? Psikoter

Pandemi süreci aile yapımızı nasıl etkiledi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sivas'taki Altınkale'de kar yağışının ardından güzel görüntüler oluştu

Haftanın Fotoğrafları (08-14 Ocak)