• $7,3997
  • €9,0101
  • 441.582
  • 1538.17
30 Kasım 2020 Pazartesi

Siyasetçinin sorumluluğu yok mu!

Bazıları için siyaset, sıradan bir faaliyet olarak görülür, hatta anti-demokratik zihniyet için siyasete de siyasetçiye de lüzum yoktur, devlet mekanizması kendi kendine işleme kabiliyetine sahip olan bir kurumdur. Bunun içindir ki ağızlarını açtıkça siyaseti suçlayıp, siyasetçiler için demediklerini bırakmazlar. ‘Milletvekilleri olmazsa siyaset ne iyi olur’ diye düşünenler, aslında halkı, ‘devletin adamlarının’ önünde çaresiz, zavallı bir şekilde görmek isteyenlerdir.

Sorumluluk ve tutarlılık içinde olan her siyasetçi için politik faaliyet zor bir iştir. Siyaset, fiziksel olarak zahmetli olduğu kadar, manevi olarak da düşünmeyi, muhakeme yapmayı, muhasebe etmeyi ortaya politika koymak için çalışmayı gerektiren bir süreçtir.

CEHALETİN SİYASETİ

Yıllarca siyasetin içinde bulunmuş, geçmişte önemli siyasi görevler üstlenmiş ya da hali hazırda mühim siyasi mevkileri işgal edenler, muhtelif sıfatlarla sahip olanların ekranlardaki konuşmalarına bakınca, insan bu adamlar bu halleriyle bu konumlara nasıl gelmişler diye sormak istiyor. Hadi geldiler, ‘şansları yaver gitti, bulundukları ortamın içinde kendilerine ihtiyaç olduğu düşünüldü, o zaman siyasi kadrolar yetersizdi’ diyelim, bütün gerekçeleri kabul edelim; peki, bu insanlar bu konuma geldikten sonra en hayati konuları araştırmazlar mı, okuyup incelemezler mi, düşünmezler mi, nasıl bu kadar basit, yalınkat konuşurlar?

Bu seviyede bir siyaset anlayışıyla siyasette konumlanmış bu zevat, hiç mi sorumluluk duymaz, memleketin ekonomisi, siyaseti, uluslararası ilişkileri hakkında, uzmanlık düzeyinde olmasa da, hiç mi ciddi bir fikre/bilgiye sahip olamaz! Bunları bir yana bırakalım bu adamların, ülkenin bunca yıldır karşı karşıya olduğu PKK/PYD terörünü anlayacak, FETÖ yapılanmasının doğrudan bir yabancı servisin, askeri darbe üzerinden ülkeyi bölmeye dönük bir ihanet örgütü olduğunu kavrayacak sağduyuları da mı yoktur?

DÜN BUGÜN

Dün, bu meseleleri kavrayamayanlar anlaşılabilirdi, çünkü memlekette terör meselesinin uluslararası boyutu, ideolojisi, etnik sorun, etno/faşizan çatışma, iç savaş stratejileri gibi tarafları bilinmiyordu. Bugün, PKK/PYD’nin doğrudan ABD tarafından silahlandırıldığı, binlerce TIR silah taşınıp bölgesel bir askeri vesayet gücü yapılanması olduğu, ‘Kobani olayları’ çerçevesinde terör örgütü ve siyasi uzantısının Türkiye’de doğrudan bir iç savaş taktiği sahnelediğini anlayamamanın herhangi bir mazereti olamaz.

Bunları, ülkeyi kana bulayan eylemlerin kışkırtıcısının, iç savaş propagandası türünden yazdığı beşinci sınıf hikayelerden öğrenmeye kalkmak yerine, teröristin doğrudan o süreçte ifade ettiği “Terörist dediğiniz ‘gerillaların’ sayesinde oy aldık, onların dağdaki gücüyle siyaset yapıyoruz; sırtımızı PKK/YPG’ye dayadık; bugün Kobani yarın Diyarbakır” türünden sözlerini analiz ederek anlardınız. Adamın ne dediği açık: “Biz PKK’nın cinayetleri sayesinde siyaset yapıyoruz.” Bütün bunlara karşı bugün Türkiye, hem bu kiralık katillere hem FETÖ ihanetine rağmen yoluna devam ediyorsa, bu ülkeyi ve meselelerini anlayan, çözmeye kararlı olan siyasetçilere sahip olduğu içindir.

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü