• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Kriz bekleyenler için ümit var mı?

Reel ekonomiden gelen veriler bazıları için moral bozucu olacak fakat ‘kriz bekleyenler cemaatinin’ çabuk pes edeceğini düşünmek yanıltıcıdır, çünkü onlar ‘kesin inançlılardır’. Sanayi üretiminin eylül ayında % 1.7 artması, yıllık bazda % 8.1 büyümesi Türkiye’nin bütün dünyayı kavuran salgın şartlarına rağmen ekonomide dinamizmini koruduğunun en açık göstergesidir. Türkiye’nin üretimden gelen gücünü anlayamayanlar sürekli olarak bütün ümitlerini döviz fiyatlarındaki dalgalanmalara bağladıkları için önce ekonomik, arkasından gelecek siyasal bir kriz çıkmazına girmektedirler.

Türkiye’ye yönelik önceki yıl ABD tarafından açıkça başlatılan finansal saldırıya rağmen ekonominin toparlanması, birçokları tarafından beklenen bir şey değildi; ekonomide reel sektörün niteliğini göz ardı edilmesi sonucu yanlış hesap yapanların oyunu üretimin gücüyle bozuldu. Hatta denilebilir ki salgın gibi olağan dışı bir sorunla karşılaşılmamış olsaydı 2020 yılında ciddi bir büyüme oranı yakalama şansı vardı; bununla beraber pandemiye rağmen ortaya konulan performans çok önemlidir.

PANDEMİ VE ÜRETİM

Bugün Türkiye 2020 Ekim ayında, şimdiye kadar gerçekleştirdiği en yüksek aylık ihracat rakamı olan 17 milyar 333 milyon dolara ulaşmıştır. Burada tekrar vurgulamak lazımdır ki ekonominin asıl kayıplarından biri turizm de yıllık 35-40 milyar dolar civarındaki gelir kaybının yaşanmasıdır.

Bütün bunlara rağmen salgının en kötü aylarında bile ihracat rakamının 15 milyar dolar civarında gerçekleşmesi, dış ticaret açığının azalma eğilimine girmesi ekonomide olumlu işaretlerdir. Bu bakımdan ekim ayında ihracatın ithalatı karşılama oranının % 87.8’e ulaşmış olması çok önemlidir, çünkü Türkiye ekonomisinin asıl meselesi döviz fiyatlarındaki dalgalanma değil buna yol açan ‘döviz üretme kabiliyetinin’ yaşadığı sorunlardır.

Bunun arkasındaki yapısal bir problem olduğunu, yani sanayinin kurulma sürecinde yatırım malları üretimi, ara malları sanayi ve nihai malların üretimini gerçekleştirecek endüstrilerin kurulmasında yapılan stratejik yanlışları görmek mecburiyeti vardır. Dünya ticaretiyle kurulan ilişkilerin IMF, Dünya Bankası, DTÖ gibi kuruluşların etkisinde dışa bağımlılık oranı yüksek bir ‘periferi ekonominin’ yapılaşmasına yol açmıştır ki, asıl mesele budur.

MUHALEFET VAR MI?

Faiz-enflasyon-döviz kısır döngüsünün arkasında bulunan sorunun kaynağında her şeyden önce bu sağlıksız yapılaşma bulunmaktadır; diğer önemli bir faktör ise bu kısır döngünün değişkenlerinin dışındaki parametreleri devreye sokacak yeni büyüme stratejisine geçmekle ilgilidir.

Türkiye ilginç bir ülkedir; ekonomide bir kriz çıkması için yıllardır sabırla bekleyenleri olan başka bir ülke var mıdır? Muhalefet partilerinin ülkenin ekonomik sorunlarına dair öneriler sunmak, alternatif politikalar geliştirmek yerine ‘kriz edebiyatı’ yapma yarışında olduğu, gazeteci-yazar taifesinin, akademik muhalefet yapanların dahi ‘bir ekonomik kriz çıksa da yönetim değişse’ dediği bir başka ülke var mıdır gerçekten. Kısaca, esas problemi teşhis etmeden muhalefet değil, ancak kriz edebiyatı yapılabilir.  

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

ABD nereye!

09.11.2020

Şehirde ölmek!

05.11.2020

Bağımsızlık!

26.10.2020