• $7,4067
  • €9,0138
  • 442.695
  • 1535.73
07 Mart 2016 Pazartesi

Osmanlı meselesi

Cumhuriyetin ilanından sonra gösterilen eskiyi karalama veya unutturma çabalarının neleri amaçladığı açıktır. İmparatorluktan yeni bir rejime geçilmektedir ve bu topraklarda yaşayan canlı bir kültürün siyasal temsilcisi olan müesseselerin yerine yenisini kurmaktan çok daha zoru, onun kabul edilmesini sağlamaktır. Bu bakımdan Cumhuriyet’in ilk yıllarında rejimin meşruiyet zeminini genişletmek, halk nazarında kabul görmesini sağlamak için, başta padişahlık olmak üzere İmparatorluğun birçok kurumu saldırıya maruz kalmıştır.

İşin tuhafı, bir rejim değişikliğinin ‘çocukluk hastalığı’ sayılması gereken bu tutum, neredeyse yakın zamanlara kadar devam etmiştir. Bugün hâlâ Osmanlı düşmanlığı üzerine kurulu bir tarih anlayışını sürdürenlere rastlamak zor değildir, fakat devletin resmi politikasının artık belli ölçüde değiştiğini söylemek mümkündür.

Tarih ve gerçek

Bu durum dünyanın başka yerlerinde de böyle mi olmuştur? Az çok benzeyen veya benzemeyen örneklerden bahsedilebilir ama şurası bir hakikattir ki; Türkiye’nin tarihsel gerçekliğine uygun bir tarih anlayışının en azından devlet katında anlaşılması için de demokrasiye ihtiyaç vardır. Tek yönlü, milletinin altı yüzyılını inkâr eden, çarpıtan, karalayan resmi tarihinin karşısında farklı tarih anlayışlarının ortaya çıkması için de demokrasinin gelişmesi gerekmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki karalama kampanyasında, hanedana yönelik resmi bir nefret dilinin üretilmiş olmasının da ayrıca üzerinde durmak gerekebilir. Oysa hanedana mensup ailelerin çocuklarından ‘monarşi mirası iddiasını taşıyan herhangi bir tehdit algılaması’ dahi söz konusu olmamıştır.
Bırakınız böyle bir iddiayı, yakın zamanlara kadar onlar Türkiye’ye ancak yabancı pasaportlarla turist olarak gelebiliyorlardı. Nitekim hanedana mensup Orhan Bey, seksenli yıllarda turist olarak geldiği İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret ederken, çocukken oynadığı bir bölümü ziyaret etmek isteyince, askerler müdahale etmiş (askerler orada ne arıyormuş demeyin!) kendisine hoyratça davranılmış, yabancıların giremeyeceği söylenmişti ve yaşlı adamın gözyaşları haber olmuştu. Bu olayın bir gazetede yer olması üzerine Özal’ın, hanedan mensuplarının Türk pasaportu almasının önündeki yasağı kaldırdığı biliniyor. O zaman da rahmetli Cumhurbaşkanı’nın bunu yaptığı için nasıl saldırıya maruz kaldığını (Yeni Osmanlıcı dediler mi acaba?) nasıl suçlandığını tahmin edebilirsiniz!

Zamanın ruhu kimin ruhudur?

Tarihi ne yeniden yaşayabiliriz ne de tarihten kaçabiliriz. Tarih yaşadığımız bir tecrübe olduğu kadar, yaşamakta olduğumuz süreçleri de belirleyen önemli kaynaklardan biridir. Bugün yaşadıklarımızı ne sadece tarihe bakarak anlayabiliriz, ne de tarihsiz izah edebiliriz. Bu bakımdan günümüzde başta Ortadoğu meselesi olmak üzere, bu konu etrafında karşılaştığımız sorunları bu emperyal geçmişin mirasını yok sayarak ele almamız, sadece bir yöntem yanlışlığı olmakla kalmaz, bölgesel ve uluslararası dengeleri ve bunlardaki değişmenin anlaşılması ve politik tutum geliştirilmesinin de önüne keser.
“Birinci savaş, İmparatorluğun paylaşılması sömürge ve işgal bölgelerine ayrılması ve yeniden şekillendirilmesiyle sonuçlanmıştı. Emperyalistlerin o zaman çözemediği, bütünüyle halledemediği ‘Şark meselesi’ şimdi yeniden farklı bir konjonktürde gündeme sokulmak istenmektedir.” Irak’tan başlayıp Suriye’ye, Libya’ya, Yemen’e kadar uzanan savaşların, terör örgütleri üzerinden Türkiye’yi kuşatmaya dönük saldırıların kaynağı bölge halkı olamaz ancak bu tehditlere verilecek cevabın bölge haklarının iradesi ekseninde olması gerekir.
“Batı sisteminin etnik ve mezhep eksenli çatışma ve bölme siyasetine karşı, Türkiye’nin yeniden barış kurucu, bütünleştirici siyasetine ihtiyaç vardır.” Acaba Sultan Yavuz’un Ortadoğu’yu bütünleştiren anlayışı, zamanın ruhuyla buluşarak yeni bir barış yaratabilir mi?

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor