• $9,6247
  • €11,2054
  • 554.184
  • 1479.93
29 Şubat 2016 Pazartesi

Şubatın kaçı?

28 Şubat’ın o karanlık günlerinde, Türk Ordusu’nun karargahını, milletin hukukuna karşı kullanmayı alışkanlık haline getiren cuntalar, bu defa akıllarınca post-modern darbe hazırlığına girişmişlerdi. Post-modernizmin içeriğinden habersiz olanlar, anlaşılan medyadaki profesyonel cuntacı takımın da akıl vermesiyle, yaptıkları iş pre-modern olsa da, bu kavramın üstüne atlamaktan geri durmadılar. Bu bakımdan bu cuntacıların sıfatının her zaman altının özenle çizilmesi gerektiğinin üzerinde durmaya çalışırım: “Onlar bırakınız post-moderni, hep aynı ilkel zihniyetin gerici darbecileridirler.”

Dünya’da yeni rüzgârların estiği bir dönem; iki kutuplu dünya çökmüş, neo-liberalizmin hâkimiyet şarkılarının söylendiği bir atmosfer yaşanıyor. Ortada kriz veya kriz beklentisi yokken, 1994’te Türkiye bir ekonomik krize giriyor yani neo-liberalizmin sözcülüğünü yapan zamanın iki partisi ANAP ve DYP sarsıntı geçiriyor. Özal sonrası, reformcu siyasi dinamizminin kaybolduğu bir dönemde yeni bir siyasal dalga yükseliyor.

Bir dönem bir zihniyet

“Refah Partisi’nin 1994 Belediye seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanması yapısal olarak iki önemli sonucun sembolüdür. Birincisi, Türkiye’nin ‘merkez sağ’ denilen siyasal akımlarının ‘toplumsal merkezden’ uzaklaşmasını göstermektedir.” Toplumsal merkezin kültürel bakımdan tarihsel-geleneksel referans noktaları kesişen grup, sınıf ve zümrelerinin en geniş anlamıyla birlikteliğinden oluşan bir eğilim olduğu düşünülürse, bu farklılaşmanın Özal sonrasına rastlaması anlaşılabilir bir olay olur. Çünkü Özal siyasal merkezde topluma karşı oluşmuş bulunan, engellerin önünü açmış, korkuları dağıtmış, devletin demokratikleşmesi konusunda büyük bir beklenti oluşmasına yol açmıştır.
Özal sonrası siyasal merkez partilerinin buna cevap verecek hamleyi yapamaması, toplumsal merkezi kendi siyasi merkezini inşa edecek bir sürece yöneltmiştir. “İkinci netice, yeni bir askeri müdahalenin ortaya çıkmasıdır ki, bunun da yeni bir siyasetin ve yeni doğuş sürecinin başlamasına yol açtığını söylemek gerekir.”
28 Şubat süreci aslında Türkiye’nin siyasal yapısıyla toplumsal alanda ortaya çıkan değişme eğilimleri arasında meydana gelen büyük bir çelişkinin, kırılmaya dönüştüğü bir alanda vuku bulmuştur. Tabiri caizse siyasal kurumlar, siyasal zihniyet ve siyasal aktörler, toplumda ortaya çıkan yeni eğilimlere, onların sorunlarına çözüm üretemedikleri gibi onların taleplerini bastırmaya, eski baskıcı militer anlayışla susturmaya çalışmışlardır.

Tarihin kırılma anları

28 Şubat’ın bütün tahripkârlığına rağmen önünü kesemediği, kesmesinin de mümkün olmadığı husus; toplumsal merkezin siyasal merkezden uzaklaşması ve eski siyasal yapının üzerine kurulmuş siyasal merkezin tarihsel olarak tasfiye edilme sürecine sokulmasıdır. “Siyasal merkezin paydaşları olan siyasal zihniyet, devlet merkezli toplumsal tahayyül, militarizmin nihai çözüm potansiyeli olduğuna dair inanç v.b. ideolojik anlayışlar ve bunların taşıyıcısı olan beşeri unsurlar (askerler, bürokratlar, yarı resmi aydınlar, medyatik unsurlar gibi) toplumsal yapıda değişimin ortaya çıkardığı çoğulculaşmanın dinamiği ile çatışmaya girince, yeni toplumsal aktörlerin karşısında kaybetmeye başladıklarını anlamakta zorlanmışlardır.”
Bu durum Türkiye tarihinde ‘modernleşme krizi’ olarak ifade ettiğim bir meselenin, siyasal merkezin toplumsal merkeze rağmen iktidarını sürdürmesi sorununun çözülmesiyle ilgilidir. Türk siyasi hayatında AK Parti ve Erdoğan’ın siyasi rolünü bu bağlam içerisinde anlamak mümkündür.
Türkiye’de toplumsal merkez, eski siyasal merkezi tasfiye ederek ‘yeni bir siyasal merkezi inşa etme sürecine girmiştir’. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihsel rolünü böyle tanımlamak gerekir. 28 Şubat sadece çelişkilerin belirginleşip sürecin hızlanmasına yol açan olaylardan biri olmuştur.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi