• $9,6014
  • €11,1468
  • 557.297
  • 1492.93
17 Şubat 2016 Çarşamba

Soğuk savaş mı, sıcak savaş mı?

Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev yaşanan olayları ‘Yeni soğuk savaş’ diye nitelemiş. Tablonun soğuk savaştan öte bir savaş türünü yansıttığını söylemek herhalde yanlış olmayacaktır, bu savaşın eski sıcak savaşlar gibi devam etmediğini, hem imparatorlukların son savaşı olan birinci savaştan, hem de tipik bir sanayi çağı savaşı olan ikinci savaştan farklı olduğunu gösteren birçok olay bir arada yaşanmaktadır. Bir anlamda Ortadoğu’da yaşanmakta olan durum bize ‘sanayi ötesi güç mücadelesi’ veya ‘küresel çağın savaşını’ gösterir niteliktedir. Bu bakımdan Medvedev’in soğuk savaş nitelemesi yetersizdir ve gerçeği yansıtmamaktadır.

Burada kim kiminle savaşmaktadır belli midir? Elbette bellidir, fakat işin içinde iş vardır yani birçok strateji, akıl, politika karşı karşıyadır ve iş karışıktır. “Rus Başbakanı’nın söylediği gibi, bu olay Rusya ile Batı arasındaki gerilimin neticesi değildir ve Batı yani ABD ve Avrupa, Rusya’yı tehdit etmemektedir. Tam tersine küresel süreçte Ortadoğu siyaseti başarısız olan ABD’nin Avrupa’yı da yanlışa sürüklediği ve şimdilik Rusya’ya alan açtığı bir vasat söz konusudur.”

Kim kiminle savaşıyor?

Bu aşamada Türkiye’nin stratejik ortağı olan ABD’nin, DAEŞ’le mücadele bahanesiyle PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi desteklemesi ilginçtir ve akla başka soruların gelmesine sebep olmaktadır. Bu sorulardan biri; hiç şüphesiz ki Türkiye sınırına paralel PKK/PYD kontrolünde bir çeşit Kürt BAAS devletinin, rejimin desteğinde kurulmasına Batı’nın yol vermesi ve bunun desteklenmesiyle ilgilidir.
Daha da ilginç olan, bu kuruluşu İran, Rusya, Suriye rejimi işbirliğiyle gerçekleştirirken Batı’nın onlarla aynı çizgide olmasının kendileri açısından yaratacağı sorunların şimdilik göz ardı edilmesidir. Batı Ortadoğu’da inisiyatif kaybettiği için çok parçalı bir yapının oluşmasını tek çıkar yol olarak görüp, Türkiye gibi ekonomik-kültürel entegrasyon yaratma imkanı olan bir ülkeyi etkisiz kılarak, onun siyasal nüfuz kazanmasını ‘siyasi model’ olmasını, etkinlik sağlamasını engellemek istiyor olabilir.
İran’ın desteklediği bir PYD ile yine İran’ın Şii yayılmacılığının önünü Sünni Kürtlere ve din karşıtı sosyalizan iddiaları bulunan BAAS çizgisindeki PYD eliyle sınırlandırma hesabı yapılıyor da olabilir. Batı sistemi hangi hesabı yapıyor olursa olsun, saha içinde çok sayıda aktör, çok sayıda siyaset ve stratejik hamle bulunmaktadır ve reel politik bu dinamiklerden bağımsız değildir, bunlar tarafından şekillendirilecektir. Bir başka mesele, İran-Suriye-Rusya ittifakının nereye kadar devam edeceğiyle ilgilidir, şüphesiz bu süreçte yani Irak işgalinden sonra durumdan en fazla faydalanmış olan İran’ın nüfuz alanını genişletme arzusuyla Rusya’nın beklentilerinin, Suriye’nin geleceğiyle ilgili farklılaştığı birçok husus ortaya çıkabilir.

Yakın savunma

“Türkiye işin başından bu tarafa doğru yerde durmaktadır. Suriye’nin geleceğini, bu ülkede yaşayan bütün unsurların katıldığı bir ortak yönetimde gören Türkiye, bunun şartını BAAS rejiminin tasfiyesinde görmektedir.” İş şimdi gelip Suriye muhalefetinin tasfiyesine, yani Arap-Türkmen-Kürtlerden oluşan ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan insanların ya ülkeden sürülüp çıkarılmasına ya da ölümle baskıyla kurulacak BAAS/PYD düzenine teslim olmalarına kalmıştır. Burada tam anlamıyla insani bir trajedi yaşanmaktadır. Türkiye bu vahşete müsaade etmeme kararlılığındadır. Milyonları göçe zorlayan baskıya, şiddete ve katliama karşı Fırat’ın batısında fiilî bir güvenli bölge oluşturarak sivillerin yaşayabileceği vahşetin önlenebileceği bir alan yaratmak istemektedir. Başbakan Davutoğlu’nun PYD’yi Azez çevresinden uzaklaştıracak, bu koridoru kırmasına müsaade etmeyecek, Menag Havaalanı’nı kullanmalarını engelleyecek yaklaşımı savunmasını, bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri