• $8,2425
  • €10,0348
  • 485.776
  • 1441.33
26 Mart 2015 Perşembe

Küçülerek değil, büyüyerek istikrarı sürdürmek

Türkiye’nin önündeki sorunları çözerek ilerlemesi, son yüz yılında karşılaştığı en önemli sorununun çözümünde tarihi bakımdan büyük bir aşama kaydetmesi, “bir dönüşüm anlamını taşıyan yeni bir toplumsal yapıya geçmesi hem anlam bakımından, hem de stratejik olarak üzerinde durulması, tartışılması gereken” hususlardır. Gündelik hayatın getirdiği tartışmaların, gelip geçen politik polemiklerin, kısırlaşan şahsi veya siyasi gündemin bu tür olayların seyrini, büyük nehrin akışını etkilemesi lazım geldiği gibi, bu akışın tarihsel olarak neyi ifade ettiğinin de bir an dahi unutulmaması gerekir.

Birçok siyasetçinin, aydın, akademisyen, yazar-çizerin durumuna “gündelik olaylara, içine gömülü bulundukları grupsal veya cemaatsel pencereden bakmasına işin mikro sosyolojisine hapsolmak, yapısal olanda meydana gelen değişmelerden uzaklaştıkça toplumsal alandan uzaklaşmak, makro sosyolojiye yabancılaşmak” denilebilir. Bununla beraber, akademisyenleri, aydınları, siyasetçileri kendi mikro alanlarını aşamayan, kişisel-cemaatsel ilişkiler ağına takılmış toplumların, uzun soluklu değişimi sürdürmede sorun yaşayacağını da unutmamak gerekir.

Yenilik ve yenilikçilerin sorunu

Her toplumda değişimi istemeyenler, değişimin alıştıkları hayat tarzını bozmasından endişe edenler bulunabilir, fakat değişime karşı tavır alanların içinde o toplumun aydınlarının-siyasetçilerinin-bilim adamlarının oransal olarak çoğunluğu teşkil etmesi ciddi bir sorundur. Bu anlamda “Türkiye’de halkın çoğunluğunun değişim isterken toplumun elitlerinin, en azından yerleşik düzenin elit kadrolarının neredeyse tamamının değişime karşı tavır alması, bunu cemaatsel-kişisel elbette ki ideolojik düzeyde ortaya koyması” üzerinde durulması gereken bir konudur. Esas sorun burada, bu kadroların dışında kalanların da “mikro ölçekte problemlere odaklanıp kişiselleştirme-cemaate hapsolma” dediğim zamanlarda ortaya çıkmaktadır.
Bugünkü Türkiye yüzyılı aşan sorunlarını çözüme kavuşturma konusunda olağanüstü bir enerjiyi ortaya koymuş, öncelikli temel meselelerde gerçek anlamıyla sorunlu yapıyı bozup, yeniden inşa edici bir tutum benimsemiştir. Bu meselenin temelinde “demokratikleşme ve demokrasinin temel kurallarının siyasal sisteme yerleştirilmesi, siyasi yapının bu ilkelere göre düzenlenmesi” bulunmaktadır.
Türkiye demokratikleşme konusunda bu kadar kararlı ve inşa edici bir şekilde yol almamış olsaydı ne “Kürt sorunu” diye bunca yıldır söylenen konunun üzerine gidebilirdi ne de “çözüm sürecini” devreye sokabilirdi. Bu konuda yapılan düzenlemeler yanında ortaya konan politik tavrın da önemli olduğunu hatta daha önemli olduğunu unutmamak gerekir. Kurulu düzen anayasasından, kurumsal ilişkiler düzeninin dayandığı mevzuata kadar her şey, bütünüyle belli bir ideolojik-politik temele dayandığı için, bu yapıyı değiştirme konusunda politik tavır almak, bu dayanakları etkisiz kılmak bakımından emsalsiz bir değere sahiptir.

Büyüme ve istikrar

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işin başından bu tarafa gösterdiği liderliğin bu politik-ideolojik hegemonyanın kırılmasında nasıl bir rol oynadığını görmek için, eski kurumsal ilişkiler düzeninin gücünü anlamak yeterli olacaktır.
Türkiye’nin demokrasisi sadece militarizmi, bürokratik tahakküm geleneğini tasfiye ederek, seçimler, siyasetin önceliği, partiler düzeninin meşruiyetini gibi ilkeleri yerleştirmekle, sivil alanın farklılaşarak zenginleşmesini sağlamakla kalmamış, “toplumun farklı bir düzeyde, siyasal anlam düzeni içinde entegre olmasını sağlayan kanallar ağını oluşturmuştur”. Bu ilişki ağı, toplumsal talepleri siyasetin meşru girdileri yaparak üretirken, bireylere de yurttaş olma hukukunu vermiştir, bunun kullanılmasını mümkün kılmıştır.
Başbakan Davutoğlu’nun Türk-İş ziyaretinde üzerinde durduğu, “bugün dünyada küresel krizin devam ettiği ortamda birçok ülke bunun içinden küçülerek çıkmaya çalışırken, Türkiye küresel krize rağmen büyüyerek istikrar içinde gelişmesini sürdürmek isteyen birkaç ülkeden biriyse” bunu neye borçlu olduğumuzu bilmek durumundayız.

<p>Irak kuzeyindeki Gara bölgesinde tespit edilen 8 PKK'lı terörist, Hava Kuvvetleri tarafından etki

MSB: 8 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor