• $8,277
  • €10,0053
  • 482.757
  • 1427.73
12 Mart 2015 Perşembe

Milli istihbarat neden bu kadar konuşuluyor?

Milli istihbaratın çok konuşulduğu, bugünkü kadar tartışıldığı bir başka dönem var mıdır? MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili tartışmalara birde bu açıdan bakmak gerekir. Milli İstihbarat her ülke için önemlidir, fakat büyük devlet geleneklerine sahip olan ülkeler için meselenin ayrı bir önemi vardır. “Türkiye gibi, büyük bir imparatorluk geçmişine sahip olan, yaklaşık bin yıldır Batı’nın imparatorluklarıyla, modern dönemde devletleriyle büyük bir coğrafyada mücadele etmiş, rekabet içinde yaşamış bir ülke açısından milli istihbarat hayati bir role sahiptir.”

Bölgesel sorunları, Ortadoğu gibi bütünüyle dış müdahalelere açık, ekonomik ve politik nüfuz alanı savaşlarının yaşandığı geniş bir sahada, üstelik bütünüyle bu topraklarda yaşanmış tarihsel, yaşayan kültürel bağlarımız dikkate alındığında, konunun ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır.
MİT darbeleri kime haber veriyordu?
Bugün takvimler 12 Mart’ı göstermektedir. 1970’lerin başında, daha on yıl önce ilk demokrasi uygulaması kanlı bir darbeyle kesintiye uğramış bir ülkeye, yeniden demokrasiyi tecrübe etmeye çalışan cumhuriyete yeni bir tuzak kurulmuştur. Daha önce üzerinde durduğum 9 Mart cuntasının darbe hazırlığının amacı tam anlamıyla BAAS’çı bir diktatörlüğü batılı servislerin desteğiyle kurmak iktidara taşımaktır. Daha doğrusu Batı, demokrasi yüzünden denetleyemediği (mesela haşhaş ekimini yasaklatamadığı, U2 diye bilinen Sovyetler üzerinde casusluk faaliyetine sokamadığı) Türkiye’yi askeri darbe yoluyla denetim altına almak, istediklerini bu vasıtayla yaptırmak istemektedir.
O yılların MİT’i, rahmetli Mahir Kaynak hocanın katkısıyla ve anlattıklarıyla ortaya çıkmıştır ki darbeyi önleyememiştir, ama ülkeye “demokrasiye geçişin kapılarını büsbütün kapatacak yapıyı” engellemiştir.
Bütün darbe ve müdahale süreçlerinde ortaya çıkan soru şudur: Bu ülkede darbeler hazırlanırken, cuntalar harıl harıl çalışırken Başbakan’a bağlı olan MİT ne yapmaktadır, başta ABD olmak üzere Batılı büyük elçiliklerin dolayısıyla devlet ve hükümet başkanlarının gelişmelerden haberi olurken Türkiye’nin Başbakanı neden ve nasıl habersiz kalmaktadır?
Türkiye’nin devlet yapısı ve içindeki bütün kurumların tahrip edildiğini gösteren birçok olaydan biri budur. Bu tahribatın ortaya çıkmasının temelinde birincisi, ideolojik; ikincisi politik ve askeri; üçüncüsü ise ekonomik olan sebepler yattığı söylenebilir. Diğerlerini bir tarafa bırakarak istihbaratla ilgisi açısından özellikle “politik ve askeri sebepler” üzerinde biraz durmak gerekir.

İstihbaratın milliliği

Türkiye Lozan’dan itibaren Batı sistemi içinde yer aldığı için, Batı ülkeleriyle kurulan politik ve askeri ilişkiler üzerinden batılı servislerin “teknik ve örgütlenme” konularında çeşitli işbirliği ilişkilerine girmesi anlaşılabilir bir konudur. Bu ilişkilerin NATO ile farklı bir yöne evrildiğini, askeri işbirliği ve politik yakınlaşmadan en çok etkilenen kurumlardan birinin de MİT olduğu üzerinde çok tartışılmış bir meseledir.
Son dönemde MİT’in bu kadar çok konuşuluyor olmasının sebebi, bu noktada ortaya çıkmaktadır. Türkiye demokratikleşme sürecinde mesafe aldıkça MİT üzerindeki batılı servislerin vesayet ilişkisini tasfiye etme gücünü bulmuştur. Özal’ın başlattığı MİT’in sivilleştirilmesi çabasına rağmen süren Batı vesayetindeki militarist anlayışın, “AK Parti ve Erdoğan iktidarlarıyla birlikte millileşme süreciyle sökülüp atılması”, şüphesiz bu kurumun içinde daha önce de bulunan milli unsurları farklı bir yere taşımıştır.
Bugün Hakan Fidan’ın niye istifa ettiğini, niye döndüğünü konuşmak anlamsızdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT’teki sürecin tamamlanmadığını veya en azından bu kurumun önünde Hakan Fidan’ın birikimiyle yapılması gereken bir misyon olduğunu düşünmektedir diyebiliriz. Dünkü cumhurbaşkanları ve başbakanlar MİT’ten tamamen habersiz yaşarken, bugün bu kurumda dâhil “bütün devlet yapısına demokrasinin gücüyle sahip çıkılmasından” kimler rahatsız olabilir; tahmin etmek zor değildir.

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan son dakika açıklamasına göre, Irak kuzeyindeki Pençe-Şimşek

2 PKK'lı terörist SİHA'larla etkisiz hale getirildi

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı