• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
11 Mart 2015 Çarşamba

Farklı iktidar alanlarına sahip olanlar

Türkiye’nin “tarihsel iktidar blokunun” kin ve öfkesinin kaynağında ne var? Doğrusu bu kadar öfkeyi, düşmanlık duygusunu siyasi rekabetle izah etmenin bir anlamı olamaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Başbakan Davutoğlu’na karşı gösterilen tahammülsüzlüğün paranoyak bir hal alması sadece “sosyal-psikolojik” bir mesele olabilir mi?

Bütün toplumsal sistemlerde muhtelif iktidar alanları bulunmaktadır. Siyasal iktidar alanı bunlardan sadece biridir. Kapalı siyasal rejimlerde bütün iktidar alanları devlet vasıtasıyla tek bir iktidar grubunun denetimi ve baskısı altında olduğu için, bu tür rejimlere “totaliter” adı verildiği bilinen bir husustur.
Türkiye’nin geleneksel iktidar elitlerinin öfkesinin, paranoyak bir hal alan davranışlarının temelinde yatan şey, geçmişte totalitarizme varan bir baskı düzeninin ”bütün iktidar alanları üzerinde sağladıkları hâkimiyeti, tahakkümü kaybetme korkusudur”. Aksi takdirde, ortada hiçbir şey yokken sadece bir parti halkın çoğunluğunun tercihini alarak hükümet kurdu diye, bunca yıl sonra dahi Menderes düşmanlığı yapabilir miydi? Yine bir askeri darbeden sonra ilk seçimi kazandığı için Özal’a gösterilen tepki ve tahammülsüzlük nasıl açıklanabilirdi!

Farklı iktidar alanları

Bugün, “egemen iktidar elitleri” için durum vahimdir. Menderes, hatta kendileri ne kadar farkında olmasalar da AP kadroları, elbette ki Demirel ve Özal mevcut iktidar blokunun hâkimiyetindeki iktidar sahalarından sadece birine, “siyasi olana” dönük bir hareketi temsil etmekteydiler. Onların hepsi siyasi iktidarı ele geçirerek, halkın seçtiklerinin siyaset sahasında hâkim olması gibi mütevazı, meşru bir amacın mücadelesini yapmaktaydılar. Belki sadece Özal, bu işin yani yalnızca siyasi iktidara sahip olmakla mümkün olmayacağını düşünerek, daha köklü bir “demokratikleşme projesine” ihtiyaç olduğunu hissederek yeni bir program hazırlama gereği duymuştur, fakat ne bunu taşıyacak siyasi kadroya sahiptir, nede böyle bir hareketin dayanacağı sivil zemin mevcuttur. Bunlar olsaydı bile esas yapının, statüko denilen kurulu düzenin o günlerde buna izin vermeyeceğini, vermediği bilinmektedir.
Paranoyak öfkenin, kinin, saldırganlık duygularının kaynağında yatan tükenmek bilmeyen Erdoğan düşmanlığının altında yatan, “siyasi iktidar alanında hâkimiyet kurmanın” sadece seçim kazanmakla, hükümet kurmakla mümkün olmadığının bu dönemde ortaya çıkmış olmasıdır, Erdoğan’ın bunun üstüne gitmesidir. Bir anlamda siyasi alanda iktidar olmak, aynı zamanda devlet içindeki bütün ideolojik, anti-demokratik iktidar ilişkilerini tasfiye etmek demektir.

Ele geçirilmiş mevziler

On küsur yıl önce Erdoğan’ın başlattığı değişim, demokratikleşme sürecinin siyasetteki başarısı, 1950’lerden bu tarafa halka “hükümet kurabilirsiniz ama iktidar bizimdir” diyen iktidar elitlerinin işgal ettiği mevzileri, meşru sahiplerine vermesi yani halka açmış olmasından geçmektedir.
Şimdi sorun şudur: Demokratikleşme süreci, toplumun iktidar alanlarından sadece birini oluşturan devlet-siyaset sahasına yöneldiğinde bu kadar saldırgan, bu kadar öfkeli olanlar, toplumsal değişim ve demokratikleşme süreci diğer iktidar alanlarına ulaştığı zaman ne yapacaklardır?
Süreç kaçınılmaz olarak siyasetten, ideolojik alana, ekonomiden kültürel alana doğru ilerleyecektir. Bugün siyasal alanda iktidarlarını kaybedenlerin yarın değişimin bütün iktidar alanlarını kuşatması karşısında nasıl hareket edeceklerini tahmin etmek zor olmasa gerekir. Başbakan Davutoğlu bu değişim siyasetini sürdürdükçe yani geleneksel iktidar elitlerinin yaklaşık yüz yıllık iktidar alanlarını demokrasi marifetiyle millete açmaya çalıştıkça daha büyük saldırılarla, daha öfkeli tutumlarla karşılaşacaktır. Bugünün dünden farkı toplumun değişimi sahiplenmiş, değişimin aktörü haline gelmiş olmasıdır, artık değişim sadece siyasetin işi değildir. CHP’nin, TÜSİAD’ın, egemen medyanın, statü-elitlerin anlamadığı budur.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi