• $8,3018
  • €10,0804
  • 490.04
  • 1444.87
25 Mart 2015 Çarşamba

Kim neyi tartışıyor?

Çözüm süreciyle ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değerlendirmeleriyle başlayan tartışma devam ediyor. Merkez medyanın, büyük sermayenin, geleneksel bürokratik iktidar elitlerinin, bunların dışarıdaki müttefiklerinin beklentisi, buradan mümkünse Cumhurbaşkanı’yla hükümet arasında karşıtlık çıkmasıdır.

Türkiye’nin çözüm sürecinde silahları bırakma aşamasına gelmesine rağmen, hâlâ silahlı çatışmadan yana olan unsurların ümitlerini kaybetmediğini gözden kaçırmamak gerekir. “Bu bakımdan gerek Cumhurbaşkanı’nın gerek Başbakan’ın meseleyle ilgili hassasiyetlerinden karşıtlık çıkarmaya çalışanların, bu umumi arzularının bir anlamı yoktur, çünkü çözüm sürecinin arkasındaki siyasi irade aynıdır.” O halde mesele nedir?

Çözümsüzlük peşinde olanlar

Türkiye’nin bu barış projesinin ilk ortaya atıldığı günden bu tarafa, projeye karşı olan bazı arayışlar olduğu biliniyor. İlk hamle, çözüm sürecini, bu topraklarda yüz yıldır sürdürülen “ayrıştır-çatıştır-böl” anlayışının içinden gelmiştir. Bu çevreler, “çözüm sürecinin ellerindeki etnik ayrıştırma silahını alacağını” öngörerek, süreci kontrol etmeye dönük bir politikayı uygulamaya koyulmuşlardır.
Nasıl mı? O günlerde mesele, merkez medya, kamuoyu oluşturma yeteneği olan sivil görünümlü dıştan kontrollü yapılar, zenginler kulübü ve güdümlü aydınlar üzerinden bir kampanya ile yürütülüyordu: “Barış için müzakere yapılsın, taraflar karşılıklı olarak isteklerini ortaya koysunlar, üçüncü göz devreye girerek (ki doğrudan doğruya bu yapıya bağlı, irtibatlı adamlardan oluşan bir grubun devreye sokulması demektir) bu müzakerelerde orta yolu bulsun, bir hakem gibi hareket ederek belli bir düzenleme önersin” denilerek sürece müdahale edilmek istenmişti.
“Çözüm süreci” başladığında bu çevrelerden gelen benzeri teklifleri yazanlar, televizyon programlarında savunanlar, çeşitli toplantılarda ortaya koyanlar, bir müddet sonra sürecin mimarı Erdoğan’ın ısrarlı bir şekilde, “önce örgüt silahları bırakacak, sonra ülkeyi terk edecek, arkasından kendini tasfiye edecek” şeklindeki bakış açısı karşısında sürece karşı tavır almada, açıkça saldırıya geçmekte gecikmemişlerdir.
Bütün bu aşamalarda, devlet bu tasfiye sürecine katkı yapacak belli düzenlemeleri gerçekleştirecekti: Topluma kazandırma, geri dönenlerin rehabilitasyonu, suçsuzların ayrıştırılması, ağır suçların dışındakilere uygulanacak iyileştirmeler; bölgede başta ekonomik-sosyal sorunlar olmak üzere yeni bir kalkınma hamlesinin başlatılması vb. çalışmaların hepsi ülkede sürdürülen köklü demokratikleşme reformlarıyla birlikte devreye sokulacaktı.

Doğru yerde durmak

Sürecin bugüne kadar başardığı kanın durması olayı şüphesiz paha biçilmez bir değerdir fakat başta Suriye olmak üzere bölgede ortaya çıkan olaylar ve yaygınlaşan istikrarsızlık, örgütün silahları bırakma, yurtdışına çıkma ve nihai olarak kendini tasfiye etme aşamasına gelmesine, işin bugüne kadar uzamasına fırsat vermiştir.
Bu durumun yol açtığı sonuçlardan biri, süreci engellemek isteyen “terör üzerinden Türkiye’ye karşı belli bir strateji takip eden dün İmparatorluğu parçalayıp, Ortadoğu’da yapay ulus devletler kuranların yeniden devreye girmelerine, ümitlenmelerine yol açmıştır. Diğer bir sonuç, örgüt içinde veya çevresinde yer alanlar içinde çözüme karşı olan, bölgesel veya küresel servislerle bağlantılı unsurların harekete geçmesidir. Üçüncü bir sonuç ise, çözüm sürecini ortaya koyan ve uygulayan AK Parti’ye karşı siyaseten başarısız olanların, örgüt veya siyasi unsurlarıyla ittifak yaparak, siyasi bir mücadeleyi Türkiye’ye dolayısıyla çözüme karşı bir araç haline getirmiş olmalarıdır.”
Terör yapılanmasını tasfiye etmeden, bu yapının unsurlarıyla hükümeti müzakere masasına oturtma hesabı yapanların amacı bellidir: Onlar teröre rağmen ayrıştıramadıkları, etnik iç savaşa sokamadıkları halkları masa başında, uluslararası gözlemcilerin eşliğinde ayırmak hevesindedirler. Çözüm sürecinin, bütün bu tuzakları bozarak yoluna devam etmesi gerekmektedir. “Silahların gömülmesi çağrısı” bunun için değerlidir.

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı