• $8,5102
  • €10,2964
  • 498.458
  • 1441.33
23 Mart 2015 Pazartesi

Bu bahar başka bahar olsun

Türkiye terör örgütünün “silahlı mücadelenin miadını doldurduğu” açıklamasının üstünden geçen bunca zamandan sonra, nihayet “örgütün kongre toplayıp Türkiye’ye karşı her türlü silahlı mücadeleyi bırakması gerektiğinin” açıklandığı bir başka baharı yaşamaya hazırlanıyor.

Buraya gelmek kolay olmadığı gibi, işin henüz tamamlanmadığını, önümüzde yürünmesi gereken uzun bir yol olduğunu görmek gerekir. Meseleye analitik olarak bakıldığında, “Kürt meselesinin sadece bir etnik-toplumsal bir sorun olmadığını görmek kolaylaşacaktır. Meselenin tarihi bir boyutu vardır ve o da imparatorluğun parçalanmasıyla ilgilidir”.

Bitmeyen oyun

Batı sömürgeciliği, birinci büyük savaşta Türkiye’nin imparatorluk topraklarını yağmalayıp, nihai olarak Türklerin bu topraklardaki bin yıllık varlığına son vererek, bütün İslam coğrafyasını işgal edip, “Haçlı Seferlerinin” emelini gerçekleştirmek arzusundaydı. Aslında batılıların “şark mesesi” dedikleri şey de, böylece bütünüyle çözülmüş olacaktı. Bu mümkün olmadı, önce Çanakkale’de en güçlü, azgın zamanında yenildiler, arkasından milli mücadele ile Türkiye imparatorluğunu kaybetmiş olsa da bu coğrafyada ki varlığını sürdürmeyi başarmasını bildi.
Batı açısından, “batılılaşma ideolojisiyle, batının vesayetine sokulmuş bir Türkiye’ye tahammül etmek mümkün olabilirdi, fakat bu ülke demokrasiye açılıp, halkı kendi kültür ikliminde yaşamayı tercih edince, kendi medeniyet coğrafyasına duyarsız kalması, kaçınılmaz olacaktı ki, bu batı açısından kabul edilecek bir durum değildi. Bu alanda, yeni bir ilişkiler ağı oluşturup, imparatorluk coğrafyasında eski sömürge ve batıya bağımlı yapılarda ortay çıkan değişim eğilimleriyle etkileşim başlayınca, artık batının buna sessiz kalınması beklenemezdi. Ortadoğu coğrafyasında güçlü bir Türkiye, batının tahammül sınırlarının dışında olan bir ülke demektir.
Batı “Türkiye içindeki Kürtleri Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesinin tamamlanmamış son parçası olarak değerlendirdiğini gösteren birçok olay bulunmaktadır. Batılı merkezler tarafından yıllardır yeniden bir parçalama-paylaşma planı hazırlandığını, fakat tabiri caizse ‘soğuk savaşın’, Sovyet tehdidinin bunun eyleme sokulmasını geciktirdiğini söyleyebiliriz”. Aksi takdirde, bölge üzerinde ayrı bir plana sahip olan, cumhuriyetlerine bir de Kürt Sovyet’ini ekleme hazırlığında olan Ruslarla yarışacaklardı ki bunu göze almayı riskli görmeleri o konjonktür içinde anlaşılabilir bir durumdur.

Tarihi adımlar atılırken

Şimdi Türkiye bu siyaseti, batı sisteminin bu eski oyun planını geçersiz kılan, bozan bir anlayışı bölgede inşa etmeye çalışmaktadır. Bunun için bu siyasetin sahibi, batı sisteminin ve bölgesel iş birlikçilerinin gözünde hedef tahtası haline getirilmişlerdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, çözüm sürecini başlatan ilk adımı attığı günden bugüne kadar sayısız sadırının merkezine yerleştirilmesi, Başbakan Davutoğlu’nun çözüm sürecini “davamızın meselesi” olarak sahiplenmesiyle başlayan saldırıları, bu bağlam içinde ele almak gerekir.
Türkiye bugün tarih, din, kültür ve derin akrabalık ilişkileriyle birbirine bağlı etnik toplulukları bir millet olarak geleceğin Büyük Türkiye’sine taşırken, Kürtler üzerinden yapılan ayrılıkçı planları bozarken karşı cephenin bu durumu kabul edeceğini beklemek saflık olacaktır. Bu aşamada, muhtemel karşı saldırıları hesaba katmak gerekir: “Bir; çözüm sürecini başarısızlığa uğratmak isteyenler, Kandil’den ve veya Suriye’den etkiledikleri, zaten kontrol ettikleri gruplar üzerinden sürece cevap verebilirler. İki, “çözüm sürecine geniş katılım olsun, müzakere heyetleri kurulsun” denilerek, meseleyi çıkmaza sürükleyecek unsurları işin içine katmaya çalışabilirler. Üç; çözüm sürecinde muhatap konumunda bulunan bazı siyasi kadrolar üzerinden, mesele içerde bir çatışmaya sürüklenerek bitirilmek istenebilir”.
Bugün gelinen noktada, sürece muhtemel saldırıları hesaba katarak, daha tutarlı ve dikkatli bir yaklaşımla bu baharı bir başka bahara çevirmeye, tarihin akışına müdahale edenleri başarısızlığa uğratmaya her zamankinden daha yakın bir yerde durduğumuzu söyleyebiliriz.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı