• $7,3657
  • €8,9571
  • 437.054
  • 1536.11
21 Mart 2016 Pazartesi

Kime dokunalım, neye dokunalım?

Dokunulmazlık meselesi bugün acilen çözülmesi gereken bir mesele haline gelmişse, bunda arka arkaya gelen saldırıların, katliamların sebep olduğu öfkenin kamuoyunda giderek bir infiale dönüşmesinin payı büyüktür, fakat dokunulmazlık meselesi bununla sınırlı bir konu değildir. Yıllardır milletvekillerinin konumunun devlet karşısında zayıf olduğunu söyleyerek, bırakınız dokunulmazlıkların kaldırılmasını, siyaseti güçlendirecek başka tedbirler alınmasını muhtelif gerekçeler ileri sürerek savunmaya çalıştım.

“Milletvekillerinin dokunulmazlığı, millet iradesini temsil edenlerin herhangi bir müdahale karşısında onların temsil ettiği siyaseti korumaya almak maksadıyla düzenlenmiş bir husustur.”
Dokunulmazlık; sivil toplumun taleplerinden oluşan siyasetin, politik toplumun örgütlü unsurları karşısında, bir anlamda örgütlü ve devlet gücünü temsil edenlerin fiilen kullandıkları iktidara rağmen, ‘dokunulmayarak’ siyaset yapabilmelerine imkân sağlayan bir düzenleme olarak önemli bir siyasal müessesedir.

Siyaseti savunmak

Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmalı mıdır? Bu soruya verilecek cevabın eskiden olduğu gibi şimdi de hayır olması gerektiğini düşünüyorum, fakat belli durumlarda yine millet meclisi siyaset alanını, özellikle vurgulanmak isterim ki, devlete karşı siyaseti güçlendirmek için dokunulmazlıkları kaldırabilmelidir de. Dikkat edilirse, dokunulmazlık düzenlemesi şu temel teorik varsayıma dayanmaktadır: “Devlet kendiliğinden güçlüdür ve siyaseti devletin vesayetinden kurtarmak, sivil toplumun hâkimiyet alanı haline getirmek için sivil siyasetçilerin zeminini güçlendirmek zorunludur.”
Şüphesiz dokunulmazlık sadece tek başına siyaseti ve seçilmiş siyasetçiyi korumaya güçlendirmeye yetecek bir müessese değildir; eğer öyle olsaydı Türkiye’de siyasetçiler yıllar yılı askerlerden muhtıra yemez, MGK koridorlarında itilip kakılmaya muhatap olmaz, o ünlü ceberut Yargıtay Başsavcılarının hışmına uğramazlardı. Peki ya milletvekillerinin dokunulmazlıkları olmasaydı, o sivil toplumun, sivil siyasetin düşmanı faşizan taife daha neler yapmazdı! Meclis’i yolgeçen hanına çevirip gözlerine kestirdikleri milletvekillerini yaka paça sürükleyip hadlerini bildirmekten geri kalmalarını engelleyecek, durdurabilecek ne olurdu?
“Başbakan Davutoğlu’nun hakkında suçlama bulunan 506 milletvekilinin partisine bakılmaksızın birlikte dokunulmazlıklarının kaldırılması çağrısına, CHP’nin o klişe ‘kürsü dokunulmazlığı dışında milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldıralım’ cevabı, tam da bürokratik/militer kadroların iştahını kabartacak cinsten, siyaset kurumuna karşı eski zihniyetin canlılığını gösteren bir tavırdır.”

Cinayete ortak olanlar

Bugünlerde mesele, aslında kurumsal olarak milletvekillerinin dokunulmazlığı değil, terör örgütünün katliamları karşısında durmak bir yana, onun kanlı eylemlerine karşı tavır almayı reddeden, o eylemlerin niçin yapıldığını propaganda diliyle haklılaştırarak kamuoyu oluşturmaya dönük faaliyetler içinde olan vekillerin durumudur.
Bunlar içinde, Ankara katliamının failini taziyeye giden, bu cinayet eylemlerini bir siyasi mücadele olarak gördüğünü söyleyip, toplanan kalabalığı benzer kanlı eylemlere teşvik ederek, kan üzerinden siyaset yapanların dokunulmazlıklarının kaldırılmasını tartışmak ne kadar anlamlıdır?
Adı üzerinde dokunulmazlık, demokrasilerde anti-demokratik unsurlara karşı siyasetçiyi koruyan bir düzenlemedir. “Demokrasinin, sivil toplumun siyaset yapma talebinin karşısına, şiddeti, katliamı, baskı araçlarını, ölümü koyan bir anlayışa, bir terör örgütünün yanında olanlara, insan haklarını korumak için cevap vermek gerekir ki bunun ilk adımı; Meclis’in demokratik değerleri şiddete karşı savunmak üzere, bu anti-siyaseti, terörü olumlayan vekillerin dokunulmazlığını kaldırmasıdır.”

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı