20 Şubat 2014 Perşembe

Kim otoriterleşiyor?

Son günlerde çokça dile getirilen bir iddia var, "Türkiye otoriter bir yönetime kayıyor." Hatta bunlardan bazıları hızlarını alamayarak, doğrudan doğruya "Başbakan Erdoğan otoriterleşiyor" diyerek meseleyi doğrudan Başbakan'a bağlıyorlar. Devletçi-laikçi-bürokratik/militarist otoriter rejimi demokratikleşme konusunda epeyce mesafe kat etmiş Türkiye'nin otoriterleşmesinden bahsetmek, oldukça ciddi bir çelişkidir. Dahası, bu yapının demokratikleşmesi konusunda on yılı aşan bir süredir uğraşan, çaba gösteren, mücadele eden Başbakan Erdoğan'ın otoriterleşmesinden bahsetmek, bir anlamda "Türkiye'yi demokratikleştiriyor ama kendisi otoriterleşiyor" gibi saçma bir iddiada bulunmak olacaktır.
Türkiye'nin nasıl bir otoriter anti- demokratik yapıyı dönüştürdüğünü bilmeyenlere sadece birkaç hususu hatırlatmak yeterli olur mu bilmem ama ikna edici olmayacağından eminim.

Otoriter yapıdan demokratik yapıya
Türkiye demokrasi mücadelesinde, devleti adeta bir "sınıf" gibi ele geçirmiş, bir "kast" gibi kuşatmış "tarihsel iktidar blokunu" tasfiye etmek için uğraşmaktadır. Bu yapının, esas itibarıyla aydınlar- bürokrasi-ordu-devletçi kapitalistler ittifaklarına dayandığı, bu ittifaka son yıllarda büyük medyanın eklendiği bilinmektedir. Bu yapının tarihsel gücünü aldığı kaynak "Devlet-Batılılaşma" ekseninde ortaya çıkmıştır. Devlet, bu yapının kurumsal temellerini oluştururken, Batılılaşma ise ideolojik hegemonyayı sağlayan güç olmuştur. Bu sebepledir ki "Türkiye'deki tarihsel blok" uzun ömürlü olmuştur ve demokrasiye karşı oldukça dirençlidir.
Demokratikleşme mücadelesinde Başbakan Erdoğan'ın esas başarısı siyasidir ve militarizme karşı gösterdiği kararlı tutumunun bu başarıda hayati bir önemi vardır. Bununla beraber, Türkiye'nin toplumsal bakımdan sivilleşme, ekonomik yönden kalkınma yolunda kaydettiği gelişmelerin, siyasal alanda sürdürülen mücadeleye katkısı göz ardı edilemez.
Türkiye'deki demokrasi mücadelesinin başarılı olduğu diğer bir saha ise, "ideolojik hegemonyanın" kırılmasıdır. Militarist ideolojinin, Batıcılık-Devletçilik-Kemalizm gibi çeşitli ideolojik anlayışları bir araya getiren "eklektik" bir yapıda olduğu görülmektedir. Özal'la başlayan değişim dalgaları, ideolojik anlamda Sovyetler'in çökmesiyle hızlanarak önce liberal bir kimlikle, arkasından da muhafazakâr bir ivmeyle yükselmeye devam ettiği bilinmektedir.

Milletten korkanlar
Türkiye'nin Batılılaşma ideolojisi ve politikalarının kültürel tahribatına karşı, halkın kendi kültürünü savunma refleksi olan muhafazakârlık, demokrasiyle birleşince bu "eklektik ideolojinin" bütün dayanakları çökmüştür. Bu süreçte militarizm-Batıcılık iyice elitist bir konuma savrularak anti-demokrat konumunu güçlendirmiştir. Bunun sonucu olarak hâlâ bir kısım "tutucu bürokratik çevrelerde" müşterilerini kaybetmemiş olsa da, kamusal alandaki üstünlüğünü kaybettiği açıktır.
Netice olarak ortaya çıkmıştır ki, bugün Türkiye'de otoriterleşmeden değil, ancak demokratikleşmeden bahsedilebilir. Başbakan'ın otoriterleştiğini iddia edenlerin, kanıt olarak Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarının içinden seçtikleri "benim bakanım, benim valim, benim kaymakamım" gibi cümleleri göstermeleri dahi, bu iddialarının geçersizliğini ortaya koymaktan öteye geçemez. Otoriterleşme iddiaları için bula bula Başbakan'ın kendi atadığı bakana, valiye, emniyet müdürüne "benim" demesinden başka bir şey bulamayanların bu söylemlerini ciddiye almamak gerekir.
Türkiye'nin demokratikleşmesinden rahatsız olanlar, tepkisel olarak otoriterleşme iddiasıyla kendi konumlarını ne kadar saklayabilirler bilinmez. Bilinen odur ki, Türkiye'yi bir daha geriye götürmek "tarihsel blokun iktidar alanına" hapsetmek asla mümkün olmayacaktır.
Bir siyaset bilimci olan Gaston Bouthoul "dağda tavşanın ayağından çıkan küçük bir kartopu, aşağıya bir çığ olarak inebilir" diyerek değişimin gücünü açıklar. Türkiye'nin demokrasi talebi 1950'lerden bugüne bir çığa dönüşmüştür ve bunun geriye dönüşü yoktur. Bunun içindir ki Başbakan Erdoğan'ın halka doğru yürümesi ve "millet iradesini" üstün tutması, otoriterleşme iddialarına verilebilecek en önemli cevaptır.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü